Bilmediñ Mi Nice Geldiñ Bunda Gufrân Olmağa
Olmağa redifi, bağışlanma ve irfan arayışını nefisten kurtulma, Edhem gibi yurdu terk etme, kısbet giyme ve hicap gömleğini tanıma şartlarına bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bilmediñ mi nice geldiñ bunda olmağa
Men ‘arefden okuyup mekteb-i ‘irfân olmağa
1Buraya bağışlanmak için nasıl geldiğini bilmiyor musun?
2‘Men aref’i okuyup bir irfan mektebi olmak için.
- 2
Bunca eşyâya virüp ervâhını çürütme gel
Nefs-i zâlim illerinden kurtul insân olmağa
1Bunca şeye ruhunu verip onu çürütme, gel;
2zalim nefsin illerinden kurtulup insan olmak için.
‘Çürütme’ fiili ruhu bozulabilir bir madde gibi düşündürür; harcanan şey zaman değil ervâhın kendisidir. İkinci dizede nefis bir kişi değil bir coğrafyadır: ‘illeri’, yani sınırı ve halkı olan bir ülkesi vardır. Kurtulmak da bu yüzden bir sınır aşma, bir göç gibi anlatılır.
- 3
‘Alleme’l-esmâ vücûduñ ola
Kendiñi teslîm idüp bir şâha sultân olmağa
1İsimlerin öğretilmesiyle varlığın en güzel kıvamda olsun;
2kendini bir şaha teslim edip sultan olmak için.
Beyit iki Kur'an ifadesini üst üste koyar: Âdem'e isimlerin öğretilmesi ile insanın en güzel kıvamda yaratılışı. İkinci dize ise bir çelişki kurar; sultan olmanın yolu teslim olmaktan geçer. Kendi iradesini bir şaha bırakan kişi yükselir, yani yükselme burada kazanmak değil vazgeçmektir.
- 4
Bir zamân terk-i diyâr itseñ gerek gibi
Sen bu ‘ışkıñ yollarında şöyle mihmân olmağa
1Edhem gibi bir süre yurdu terk etmen gerek;
2aşkın yollarında böyle konuk olmak için.
Telmih tek adla kurulur ve anlatı hiç anlatılmaz: Edhem yalnız ‘terk-i diyâr’ sözüyle anılır. İkinci dize terk edişin karşılığını verir ve karşılık sahiplik değil misafirliktir — yurdunu bırakan yeni bir yurt kazanmaz, aşkın yollarında konuk olur. ‘Bir zamân’ kaydı bu hâli süreli tutar.
- 5
Mâ-sivâdan soyunup merdân olan kimdir bugün
Kısbetiñ çeksün görem meydân-ı erkân olmağa
1Bugün Hak dışındaki her şeyden soyunup er olan kimdir?
2Kısbetini kuşansın da erkân meydanı olmaya yöneldiğini göreyim.
Soyunma burada mecazdan çıkıp meydana iner: mâ-sivâdan soyunan er ile kısbetini kuşanan pehlivan aynı beyitte buluşur. ‘Kimdir bugün’ sorusu meydan okuma tonundadır; ‘görem’ ise iddiayı kanıta bağlar. İstenen şey söz değil, meydana çıkıp erkânın önünde durmaktır.
- 6
Saña bir gömlek virildi ol hicâbıñ perdesi
Şeyh Hulûsî sen de râzı olma ‘üryân olmağa
1Sana bir gömlek verildi; o, hicabının perdesidir.
2Ey Şeyh Hulûsî, çıplak kalmaya da razı olma.
Makta bir önceki beytin soyunma çağrısına sınır çeker: verilmiş gömlek atılacak bir örtü değil, hicabın perdesidir. Gazel böylece kendi mecazını frenler — mâ-sivâdan soyunmak üryan kalmak demek değildir. Mahlas da bu uyarının muhatabı olarak son dizede belirir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf472-printed459-n467. Baş neşrinde no. 467, basılı s. 459/PDF 472; 12 dize, basılı ölçü kalıbı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır sabit görselde doğrulanmıştır. Şeyh/ey varyantı gövde dışıdır; kısbet tarihsel meydan-erkân giysisi, gömlek ise hicap perdesi olarak korunur. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cânib-i Hakdan görinen âlem-i ma‘nâ bizizÖmer Hulûsî · Gazel→
Gazel bir soruyla açılır ve soru bilgiye dairdir: geliş sebebini bilmemek. İkinci dize cevabı ‘men arefe’ hadisine bağlar, ama okumayı bir mektep olmaya çevirir — kişi irfanı öğrenen değil, irfan mektebinin kendisi olacaktır. ‘Olmağa’ redifi daha ilk beyitte amaç bildiren bir ek olarak yerleşir.