Bir Bilinmez Derde Düş Kim Derdiñi Dermân Ara
Ara redifi, bilinmez derdin tabibini ve Lokman'ını ararken damlanın denize karışmasını, kimya-simya bilgisini ve can geçmeden canana yönelmeyi aynı arayışta toplar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir bilinmez derde düş kim derdiñi dermân ara
Var o derdiñ hâzıkın bul var yüri ara
1Bilinmez bir derde düş; derdine deva ara.
2O derdin uzmanını bul; yürü, Lokman ara.
- 2
Gâyet ile hasta dilseñ sor tabîb dükkânına
Söyle derdiñ var sen anda hâlini ihsân ara
1Çok hastaysan tabibin dükkânına yönelip sor;
2derdini söyle, orada durumuna iyilik ara.
Arayış burada bir dükkâna, yani somut bir yere indirilir ve hastadan istenen şey önce konuşmaktır: “söyle derdiñ”. İyileşme kendiliğinden gelmez, derdin dile getirilmesine bağlanır; ihsân sözcüğü de tedaviyi hak edilen bir hizmet değil, umulan bir iyilik yapar.
- 3
Bahr içinde didiler sordum seniñ eczâlarıñ
Gel karış bir katreden hoş bahra gel ‘ummân ara
1‘Senin parçaların deniz içindedir’ dediler; sordum.
2Gel, bir damladan çıkıp güzel denize karış; okyanusu ara.
Beyit insanı parçalara ayırır ve o eczânın deniz içinde olduğunu söyler; yani bütünlük kendinde değil, dışarıdadır. Çözüm de birleşmek değil karışmaktır: katre bahre karışacak, arayış oradan ummâna açılacaktır. Damla, kaybolarak büyüyen tek şeydir.
- 4
‘İlm-i kimyâ ‘ilm-i simyâ nokta ‘ilmin bak bu kez
Hakk te‘âlâ ‘âfiyet virsün seni güfrân ara
1Kimya ilmine, simya ilmine ve nokta ilmine bu kez bak;
2Yüce Hak sana sağlık versin; bağışlanma ara.
Kimyâ, simyâ ve nokta ilmi art arda sıralanarak bilgiyi bir yığın hâline getirir, sonra ikinci dize bu yığını tek hamlede aşar: istenen şey ilim değil âfiyet ve güfrândır. Beyit böylece öğrenmeyi değil, öğrenmenin ötesinde kalanı arattırır.
- 5
Şeyh Hulûsî olmak dilerseñ ‘ışk-ile
Dost yolına geç bu cândan geçmeden cânân ara
1Ey Şeyh Hulûsî, aşk ile gönül sahibi olmak istersen,
2dost yoluna geç; bu can geçmeden cananı ara.
Makta cân ile cânân sözcüklerini yan yana getirip aralarındaki tek harflik farkı zaman farkına çevirir: can bitmeden canan aranmalıdır. Zü’l-cenân olma isteği de şarta bağlanır; gönül sahibi olmak, aramayı ölüme bırakmamakla mümkün görünür.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf476-printed463-n474. Baş neşrinde no. 474, basılı s. 463/PDF 476; 10 dize, basılı ölçü kalıbı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır sabit görselde doğrulanmıştır. Dükkânına/dükkânını ve bu kez/bi kez aparatları gövde dışıdır; eczâ-katre-bahr zinciri mecaz olarak, nokta ilmi tarihsel terim olarak korunur. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bu benlik kal‘asın yık târumâr it cân olam dirseñÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla’ın şaşırtıcı yanı emrin yönüdür: dertten kaçmak değil, bilinmez bir derde düşmek buyrulur. Deva ancak o düşüşten sonra aranabilir. İkinci dize aramayı uzmanlığa bağlar; istenen herhangi bir yardım değil, o derdin hâzıkı, yani ehli olandır.