Bu Benlik Kal‘asını Yık Târumâr İt Cân Olam Dirseñ
Benlik kalesini yıkmayı, nefsi kurban etmeyi ve rehber bulmayı isteyen gazel; dış süse bakan göz ile uyanan can gözü arasında keskin bir karşıtlık kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu benlik kal‘asın yık it cân olam dirseñ
Yüri turma yerin yurdın tağıt cânân olam dirseñ
1Can olayım diyorsan bu benlik kalesini yıkıp dağıt.
2Sevgili olayım diyorsan yürü, durma; yerini yurdunu dağıt.
- 2
Bugünki işleriñ yarına koydıñ mı kusûr ittiñ
içre eger mîzân olam dirseñ
1Bugünün işlerini yarına bıraktıysan kusur ettin;
2doğru yol üzerinde terazi olayım diyorsan.
İkinci beyit ertelemeyi ölçü tutarlılığıyla birleştirir: bugünün işini yarına atan kişi kendi terazisini bozmuştur. Doğru yol burada aşkın bir köprü değil, günlük işin zamanında görülmesiyle yürünen bir düzlemdir.
- 3
Yüri yolın kes sen o kâfir nefsiñi tut gel
Velîler ‘aşkına tîğden geçir kurbân olam dirseñ
1Yürü, berzah yolunu aş; o inkârcı nefsi yakalayıp gel.
2Velilerin aşkına onu kılıçtan geçir, kurban olayım diyorsan.
Üçüncü beyit nefsi kaçak bir suçlu gibi kurgular: yolu kesilir, yakalanır, getirilir, kılıçtan geçirilir. Şiddet dili tümüyle içe yöneliktir; kurban edilen başkası değil, konuşanın kendinde ‘kâfir’ saydığı yandır.
- 4
Delîlsiz çıkma ey dilber yoluñ rehberlerin bul var
Eşigine yüzüñ sür kim begim insân olam dirseñ
1Ey güzel, kanıtsız çıkma; yolunun rehberlerini bul.
2İnsan olayım diyorsan eşiğine yüz sür.
Dördüncü beyit önceki emirlerin sertliğini bir şartla dengeler: yola delilsiz çıkılmaz. ‘Delîl’ hem kanıt hem kılavuz demektir; eşiğe yüz sürmek de bu kılavuzluğu kabul etmenin bedensel işaretidir. İnsanlık verilmiş değil kazanılan bir sıfat olur.
- 5
Eyü bak bir bize sûfî gözüñ pertevsizi tak da
Uyar cân gözleriñ anda gel ol sultân olam dirseñ
1Ey sûfî, bize iyi bak; gözünün gözlüğünü tak da
2can gözlerini orada uyandır, sultan olayım diyorsan.
Beşinci beyit sûfîye gündelik ve hafif alaycı bir sesle döner: gözlüğünü tak, bize iyi bak. Dış görüşü keskinleştiren camdan can gözünün uyanışına geçiş, aygıt ile idrak arasındaki mesafeyi tek bir dizede kat eder.
- 6
Bakup zînetleri bir bir bugünki günde aldan var
Hulûsî yarın anda şübhesiz olam dirseñ
1Bugünün süslerine tek tek bakıp aldanırsan,
2ey Hulûsî, yarın orada kuşkusuz ateş olayım diyorsan.
Mahlas beyti şartı tersine çevirir: buraya kadar dilenen şeyler hayırlıydı, burada dilenen ateştir. Zînetlere ‘bir bir’ bakmak yavaş ve gönüllü bir aldanıştır; bugünün tek tek seyri, yarının toptan karşılığıyla ödeşir.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf354-printed341-n264. Gerçek PDF görüntü 354, basılı s. 341'te 264 numarasıyla başlayıp sonraki numaradan önce biten tam 12 dize görsel olarak doğrulandı; basılı ölçü satırı esas alındı. Profil dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde ayrıca gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cân gözüñ aç gel göñül merdânelerden ‘ibret alÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla iki yıkım emrini eşler: önce benlik kalesi, sonra yer ve yurt. Kale savunmayı, yurt aidiyeti taşır; ikisi de dağıtılınca korunacak bir sınır kalmaz. Can ile cânân arasındaki tek harflik fark bu yıkımın ölçüsünü verir.