DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bir garîbim şübhesiz hasret mekân ağlar bana
Şiir · 17. yüzyıl

Bir garîbim şübhesiz hasret mekân ağlar bana

Garip konuşana hasret yurdu ve yalnızlık köşesi ağlar; feleğin kahır için onu seçtiğini düşünür. Bülbül, pervane, ay yüz ve karanlık mesken imgeleri art arda gelir; ‘tutuşup esrâra girdim demedi’ zincirinin kişi bağı kapalı tutulur. Sonunda Ömer, dostların yüzünü görme arzusunu söyler ve mahlaslı dizedeki ‘bana’ birinci kişisi korunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir garîbim şübhesiz hasret mekân ağlar bana

    Anın içün mekân ağlar bana

    1Kuşkusuz bir garibim; hasret yurdu bana ağlar;

    2bu yüzden yalnızlık köşesi ve mekân bana ağlar.

    “Bir garîbim” diye başlayan öz tanım, yalnızlığı şüpheye yer bırakmayan “şübhesiz” sözüyle pekiştirir. Fakat ağlayan doğrudan konuşan değil, “hasret mekân”dır; ikinci dizedeki “gûşe-i vahdet” de bu kişileştirmeye katılınca keder bir iç duygu olmaktan çıkıp oturulan köşenin ve çevrenin ortak sesine dönüşür.

  2. 2

    Ey felek kahrın heman sen bana mı gördün

    Bir gedâyım mekân ağlar bana

    1Ey felek, kahrın için yalnız beni mi uygun gördün?

    2Bir yoksulum, sıkıntı evi ve mekân bana ağlar.

    Feleğe yöneltilen “sen bana mı gördün mehal” sorusu, kahrın özellikle bu kişiyi bulduğu duygusunu taşır; “heman” kelimesi seçilmenin haksızlığını artırır. Konuşanın kendini “gedâ” diye küçültmesine “hâne-i mihnet” karşılık verir: yoksul beden ile sıkıntı evi birbirinin barınağı olur ve mekân yine onun yerine ağlar.

  3. 3

    İçmişim aşkın suyundan tâ ezel mestâneyim

    Bağlıyım zira bir dîvâneyim

    1Ezelden aşk suyunu içmişim, sarhoşum;

    2aşk zincirine bağlıyım, çünkü bir deliyim.

    Aşk burada ateşten önce “su”dur; ezelden içilen bu suyun sonucu ayıklık değil “mestâne”liktir. İkinci dize görüntüyü sertleştirir: konuşan kendi deliliğini “zira” ile gerekçelendirirken “zencîr-i aşk”a bağlı olduğunu söyler. İçmek, sarhoş olmak ve zincirlenmek art arda gelerek gönüllü başlayıp kaçışı olmayan bir tutsaklık kurar.

  4. 4

    demâdem bir yanar pervâneyim

    Bâis oldu âteş-i firkat mekân ağlar bana

    1Mum meclisinde durmadan yanan pervaneyim;

    2ayrılık ateşi sebep oldu, mekân bana ağlar.

    “Bezm-i şem” sevgilinin ışığı çevresindeki meclisi, konuşan ise orada “demâdem” yanan pervaneyi temsil eder. Yanışın sebebi açıkça “âteş-i firkat” diye adlandırılınca mum ile ayrılık ateşi üst üste biner; nakaratta mekânın ağlaması, alev karşısında su gibi duran gözyaşıyla imgeyi tamamlar.

  5. 5

    Bülbülüm gönlüm benim gülzâra girdim demedi

    Yanmağa pervâne veş şol nâra girdim demedi

    1Bülbül gönlüm ‘gül bahçesine girdim’ demedi;

    2pervane gibi ‘şu ateşe yanmaya girdim’ demedi.

    Bülbül gönül “gülzâra girdim” diyemez; pervane de ateşe yanmak için girdiğini söylemez. İki dizedeki “demedi” tekrarları, klasik bülbül-gül ve pervane-ateş buluşmalarını olmuş birer kavuşma olarak değil, sözü dahi kurulamayan eksiklikler olarak verir; beklenen mazmunlar özellikle sonuçsuz bırakılır.

  6. 6

    Mâh rûyum tutuşup esrâra girdim demedi

    Ol sebebden mekân ağlar bana

    1Ay yüzlüm, ‘tutuşup esrâra girdim’ demedi [kişi bağı kapalıdır];

    2bu sebepten karanlık mesken ve mekân bana ağlar.

    “Mâh rûyum” ay yüzlü hitabını taşır; ardından gelen “tutuşup esrâra girdim demedi” zincirinde ‘girdim’ birinci kişi biçimindedir, fakat alıntının ve “demedi” fiilinin kime bağlandığı kapalıdır. Bu nedenle sevgilinin sırra girmediği kesin olay gibi anlatılmaz. “Ol sebebden” yalnız görünür karanlık mesken imgesine bağlanır.

  7. 7

    Kalmasun hiç tab’ınızda zerre veş efkârınız

    Şâdümân olun ki geldi

    1Gönlünüzde zerre kadar düşünce kalmasın;

    2sevinin, çünkü uyanık âşığınız geldi.

    Şiir birden topluluğa yönelir: “tab’ınızda” ve “efkârınız” çoğul ekleri, yalnız konuşanın kederinden dinleyicilerin ruh hâline geçildiğini gösterir. “Zerre veş” kaygının en küçüğünü bile silmek isterken “şâdümân olun” buyruğu, âşık-ı bîdârın gelişini karanlık mekâna düşen canlı bir haber yapar.

  8. 8

    Şübhesiz arzû çekerdim görmeğe

    Hâsılı Âşık Ömer hasret mekân ağlar bana

    1Kuşkusuz yüzünüzü görmeyi arzulardım;

    2sonuçta Âşık Ömer; hasret mekân ağlar bana.

    İlk dize konuşanın dinleyicilerin “dîdâr”ını görme arzusunu birinci kişiyle verir. Son dizede mahlas “Âşık Ömer” olarak görünürken nakarat “ağlar bana” diye yine birinci kişiye döner. Bu iki yüzey ‘Ömer’e ağlar’ biçiminde üçüncü kişiye çevrilmez; mahlas, hasret mekânı ve ‘bana’ arasındaki özgün geçiş korunur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.279 gövdesinde “Hâsılı Âşık Ömer hasret mekân ağlar bana” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n279-B43484B8E20C. Ergun 1936, şiir No.279, PDF 233; 8 birim/16 dize. Tahmin yapılmayan yerler: U6 ‘tutuşup esrâra girdim demedi’ kişi zinciri kapalıdır; tanıksız fail veya alıntı sahibi eklenmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGüneş yüzlü, peri yapılı, melek çehreli güzel
Bir güneş tal’at perî peyker melek sîmâ güzel
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gûşe-i vahdet

Yalnızlık köşesi.

mehal

Uygun yer ve fırsat.

hâne-i mihnet

Sıkıntı evi.

zencîr-i aşka

Aşk zincirine.

Bezm-i şem’inde

Mum meclisinde.

mesken-i zulmet

Karanlık yurt.

âşık-ı bîdârınız

Uyanık âşığınız.

dîdârınız

Yüzünüz, görünüşünüz.