Parlak bir taç giyip meydana çıktı mum
Mum parlak tacıyla meclise giren canlı bir sanatçı gibi anlatılır. Işık verirken makas yarası alır, fitili ve yağı tükenir; güneş ve ay bile ışığını kıskanır. Pervaneleri yakan mumun kendi iradesi de yoktur. Âşık Ömer onun gece boyunca ağlayarak yanmasını feleğin zulmüne bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir urundu girdi çün meydâna mum
Çok hüner göstermek ister meclis-i yârana mum
1Mum parlak bir taç giyip meydana çıktı.
2Dostlar meclisinde çok hüner göstermek ister.
- 2
Devr elinden çektiği âlâmı istifsâr edüp
Haylice yanar yakılur bu gice yârâna mum
1Zamanın elinden çektiği acıları sorup soruşturur;
2Bu gece dostlar için uzun uzun yanar.
Mumun acıları zamandan sorulur; cevabı gece boyunca yanışıdır. Dostlar ışık içinde otururken onun bedeni tükenir, böylece meclis zevkinin görünmeyen bedeli ortaya çıkar.
- 3
Ne kadar nûrun verüp şevkile olsa âftâb
Başına -ı gamdan irişür zahm-ı ikab
1Güneş ne kadar ışık ve coşkuyla parıldasa da,
2Mumun başına gam makasından ceza yarası ulaşır.
Güneş büyük ışığına rağmen mumun başındaki makas yarasını yaşamaz. Fitilin kesilmesi ceza gibi anlatılır; aydınlatma gücü sürekli bir bedensel yaralanmayla birlikte yürür.
- 4
Subha dek işler derûnunda
Yüreği yağın eridir âteş-i sûzâna mum
1Sabaha kadar içinde ıstırap fitili çalışır.
2Yakıcı ateş mumun yüreğindeki yağı eritir.
Fitil içte çalışan ıstırap, eriyen yağ ise yürektir. Sabaha kadar süren yanış mumun dış alevini iç tüketimin sonucu olarak gösterir; ışık kendi bedenini yiyerek oluşur.
- 5
Aslı dörttür çârı unsurdan mürekkep bir şecer
Hâsıl oldu başına nûr-i hidâyet verdi fer
1Aslı dört unsurdan birleşmiş bir ağaçtır.
2Başında ışık doğar, yol gösteren nur ona parlaklık verir.
Mumun ağaçtan ve dört unsurdan oluştuğu düşünülür. Başındaki nur yol gösterici sayılınca maddi bileşim manevi aydınlığa yükselir; sıradan nesne rehberlik simgesi olur.
- 6
Reşkeder şevk-ı şuâ’ın göricek
Divesin dikmiş göke tesbîh okur Sübhân’e mum
1Güneş ve ay ışığının coşkusunu görünce kıskanır.
2Basılı “divesin dikmiş göke” bölümü açık değildir; mumun Tanrı’yı anarak tespih okuduğu söylenir.
Güneşle ay, mumun ışığındaki coşkuyu görünce kıskanır; küçük alev böylece göksel ışıklarla yarışır. İkinci dizede tespih ve Tanrı’yı anma açıktır, fakat “divesin dikmiş göke” yüzeyi kesin bir beden duruşuna çevrilemez.
- 7
Per yakar âşıklara gâhî okur dersi kenâr
Susamış çekmiş savaşlar sanur inciler kanar
1Bazen âşıklara kanat yaktırır, bazen kenar dersi okur.
2Susamış, savaşlar çekmiş; basılı ‘inciler kanar’ sözü kapalıdır.
Âşık pervanelerin kanadı mumda yanar. İkinci dizedeki basılı yüzey tam açıklık sağlamadığından yorum tahmin yürütmez; susuzluk ve savaş çağrışımlarını yalnız görünen sınırda korur.
- 8
İhtiyârı elde yok başında âteşler yanar
Hoş bakar pervânenin hâline yane yane mum
1İradesi elinde değildir, başında ateşler yanar.
2Yana yana pervanenin hâline dikkatle bakar.
Mumun başındaki ateş kendi seçimi değildir. Pervanenin yanışına bakarken aslında aynı kaderi paylaşır; biri yaklaşarak, diğeri durduğu yerde tüketilir.
- 9
Lâcerem Âşık Ömer bunun da bir ahvâli var
Kim ne zulm etmiş aceb bilmem bu çerh-i hîlekâr
1Elbette Âşık Ömer, bunun da kendine özgü bir hâli var.
2Bu hileli felek ona nasıl zulmetti, bilmiyorum.
Mahlasla mumun da bir ahvâli olduğu kabul edilir. Feleğin zulmü sebep gösterilir fakat hangi suçun işlendiği bilinmez; yanış masum ve açıklanamayan bir ceza görünümü kazanır.
- 10
Bir nefes dinlenmeyüp yanar yakılur kârı zâr
Akıdır gözyaşların yağmur gibi dâmâne mum
1Bir an dinlenmeden yanıp yakılır; işi inlemektir.
2Gözyaşlarını eteğine yağmur gibi akıtır.
Dinlenmeyen mumun işi ağlayıp inlemektir. Eriyen balmumu gözyaşı, aşağı süzülüş etek olur; gece sonundaki fiziksel kalıntı, şiirin diliyle yağmurlu bir yas sahnesine dönüşür.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “Lâcerem Âşık Ömer bunun da bir ahvâli var”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 430 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Parlak alev taç, mum da meydana çıkan hüner sahibi olur. Meclisi aydınlatmak yalnız nesnel işlev değil, dostlar önünde sergilenen bir sanat ve hizmet olarak kişileştirilir.