Bugün dudakları mercan okuyan bir peri gördüm
Şair mercan dudaklı, bülbül dilli, gül yanaklı bir güzeli Yusuf’a benzetir. Güneş yüzlü gonca mescitte diz çöküp Kur’an okur; altın kalem gibi parmağı divanelerin kaderini yazar. Ömer hâlini arz edip güzellik bahçesinin güllerini diler; son dizede sevgilinin gamzesini Acem kılıcı gibi çıplak ve keskin gösterir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir perî gördüm bu gün ben lebleri mercân okur
Dili bülbül ruhleri gül benleri fermân okur
1Bugün dudakları mercan okuyan bir peri gördüm.
2Dili bülbül, yanakları gül; benleri ferman okur.
- 2
Bârekâllah hûb yaratmış kudret ile
Şimdilik bu dehr içinde okur
1Yüce Tanrı onu kudretiyle ne güzel yaratmış.
2Şimdilik bu dünyada Kenanlı Yusuf diye okunur.
Tanrı’nın kudretle güzel yarattığı kişi bu çağın Yusuf’u sayılır. Yusuf benzetmesi güzelliği tarihî-dinî ölçüye bağlarken ‘şimdilik’ sözü, şairin yaşadığı anda bu unvanın sahibini belirler.
- 3
Bir açılmış gonca güldür ol cemâl-i âfitâb
Levnini bir kez görenler mest olur bî ıztırâb
1O güneş yüz, açılmış gonca güldür.
2Rengini bir kez görenler sıkıntısız sarhoş olur.
Güneş yüz açılmış gonca güldür; rengini gören kişi kaygı duymadan sarhoş olur. Işık ve çiçek, bakışın verdiği kendinden geçişi içkisiz fakat bedensel bir etki olarak açıklar.
- 4
Diz çöküp mescidde gâhî devr okur emr-i kitâb
Ezber etmiş ’ını kim aceb Kur’ân okur
1Bazen mescitte diz çöküp kitabın buyruğunca devrini okur.
2Mushaf’ını ezberlemiş; kim bilir nasıl Kur’an okur.
Güzel mescitte diz çöküp kitabın buyruğuna göre okur ve Mushaf’ı ezberlemiştir. Dış güzellik, dinî öğrenme ve düzenli ibadetle birleşerek sevgiliyi yalnız seyir nesnesi olmaktan çıkarır.
- 5
Parmağı altun kalem dâim yazar dîvâneler
Dûd-i efkârın çekerler âşık-ı üftâdeler
1Parmağı altın kalemdir, sürekli divaneler hakkında yazar.
2Düşkün âşıklar düşünce dumanını çeker.
Sevgilinin parmağı altın bir kalem gibi divaneler hakkında durmadan yazarken düşkün âşıklar düşüncelerinin dumanını çeker. Yazı ile dumanın yan yana gelişi, sevgilinin kesin hükmü karşısında âşıkların payına yalnız iç sıkıntısını solumak düştüğünü gösterir.
- 6
İşret eder ekseri anınla çün mehpâreler
Nûr-i çeşm-i âşıkandır sûre-i Sübhân okur
1Çoğu zaman ay yüzlü güzeller onunla eğlenir.
2Âşıkların göz nuru, Sübhan suresini okur.
Ay yüzlü güzeller çoğu zaman sevgiliyle eğlenir; sevgili ise âşıkların göz nuru olarak Sübhan suresini okur. Meclis neşesiyle kutsal okuma aynı kişide birleşince güzelliği yalnız eğlence veren değil, sevenlerin bakışını aydınlatan bir ses olarak da belirir.
- 7
Der ki Ömer hâlimi arzeylesem etsem dilek
Bâğ-ı hüsnün güllerin vermektir ancak bu dilek
1Ömer der ki: Hâlimi sunup bir dilekte bulunsam,
2Tek dileğim güzellik bahçesinin güllerini vermendir.
Âşıkların göz nuru Kur’an okurken Ömer hâlini arz edip güzellik bahçesinin güllerini diler. Kutsal ses ile resmî dilek dili, sevgilinin rızasını bekleyen ölçülü bir talepte birleşir.
- 8
Sen buna râzı olup beyn-es-semâ-i ves-semek
Gamzesi ’dir tîğile üryân okur
1Sen buna gökle balık arasındaki bütün âlemde razı ol.
2Gamzesi Acem kılıcıdır; çekilmiş bir kılıç gibi görünür.
Rızanın gökle balık arasındaki âleme yayılması istenir; gamze ise çıplak Acem kılıcıdır. Kozmik dilek ile keskin bakış yan yana gelerek sevgilinin hem bağışlayan hem yaralayan gücünü gösterir.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 13. dize “Der ki Ömer hâlimi arzeylesem etsem dilek”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 561 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Mercan dudak, bülbül dil, gül yanak ve ferman okuyan benler sevgilinin yüzünü sözle dolu sahneye çevirir. Renk ve ses imgeleri yalnız görünmez; her unsur kendi hükmünü okur.