Bir zaman misli bulunmaz bir civan sevsem gerek
Konuşan zaman zaman eşsiz, tatlı sözlü, çağın afeti ve kan dökücü sevgililer ister. Hilekâr gözlere, benlere ve perişan saçlı yâre yönelişini yeterli bulsa da güzelliği dillerde destan olan birini arar. Parlak afet, âlemi süsleyen güzel, Leyla ve kaşı ok-yay olan sevgili portreleri birbirini izler. Son kıtada daha önce avcı, cefa dolu ve ay yüzlü güzeller sevdiğini söyleyen Ömer, şimdi dünya şahını sevmeyi ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir zaman bir civan sevsem gerek
Bir zaman şîrin edâlı nevcivan sevsem gerek
1Bir zaman benzeri bulunmaz bir genç sevsem gerek;
2Bir zaman tatlı tavırlı bir genç sevsem gerek.
- 2
Bir zaman da sevsem gerek
Bir zaman kan dökücü bir bî eman sevsem gerek
1Bir zaman çağın afeti olanı sevsem gerek;
2Bir zaman kan dökücü, aman vermeyeni sevsem gerek.
Sevgili “âfet-i devr-i zaman” diye çağın felaketine yükselir, ardından kan dökücü ve bîeman olur. Konuşan güvenli güzeli değil tehlikeyi açıkça ister; sevme arzusu merhamet beklentisinden ayrılır.
- 3
Bir zaman meylettim yeter
Bir zamanda meylettim yeter
1Bir zaman hilekâr gözlere yöneldim, yeter;
2Bir zaman gezegen gibi benlere yöneldim, yeter.
Gözler “mekkâre”, hilekârdır; benler “seyyâre” gezegen gibi yüzde dolaşan ışık-karanlık noktalarıdır. İki kez “meylettim yeter” demek geçmiş yönelişleri kabul ederken onların doyum veya bıkkınlık sınırına geldiğini gösterir.
- 4
Bir zaman zülfü perîşan yâre meylettim ben
Bir zamanda dilde hüsnü dâstan sevsem gerek
1Bir zaman saçı dağınık sevgiliye yöneldim;
2Bir zaman güzelliği dilde, sözde destan olanı sevsem gerek.
Perişan zülfe meyil saçı düzensizlik ve keder alanına çevirir. Ardından güzelliğin “dilde dâstan” olması gönül diye çevrilmez; dil ve dolaşan söz yüzeyi korunur, aranan sevgili yalnız görülmeyecek, anlatılacaktır.
- 5
Bir zaman bir âfet-i garrâya verdim gönlümü
Bir zaman bu âlem-i ârâya verdim gönlümü
1Bir zaman parlak bir afete gönlümü verdim;
2Bir zaman âlemi süsleyene gönlümü verdim.
“Âfet-i garrâ” parlak ve gösterişli felakettir; gönül zararını bilerek ona verilir. “Âlem-i ârâ” dünyayı süsleyen kişi olarak aynı güzelliğin yıkıcı ve bezeyici yüzlerini iki dizede karşı karşıya getirir.
- 6
Bir zaman Mecnun gibi Leylâ’ya verdim günlümü
Bir zamanda bir kaşı tîr ü keman sevsem gerek
1Bir zaman Mecnun gibi Leyla’ya gönlümü verdim;
2Bir zaman kaşı ok ve yay olanı sevsem gerek.
Mecnun-Leyla çifti konuşanın rolünü bilinen aşk kıssasına yerleştirir. Kaşın “tîr ü kemân” oluşu yüz ayrıntısını hem ok hem yay yapar; sevgili bakışıyla saldırının bütün araçlarını tek bedende taşır.
- 7
Bir zamanda dilrübâ sevdim idi
Bir zaman hublar içinde pür cefâ sevdim idi
1Bir zaman avlayıcı gönül çelen sevmiştim;
2Bir zaman güzeller içinde cefa dolu olanı sevmiştim.
Dilrüba “sayd idici”, yani gönlü avlayan etkin kişidir; âşık av konumuna iner. Güzeller içindeki “pür cefâ” seçimi önceki bîeman arzuyu sürdürür ve geçmiş sevginin ortak özelliğini eziyet olarak kaydeder.
- 8
Bir zaman gül yüzlü ben bir sevdim idi
Bir zamanda ey Ömer şâh-ı cihan sevsem gerek
1Bir zaman gül yüzlü ay parçasını sevmiştim;
2Bir zaman ey Ömer, dünya şahını sevsem gerek.
Gül yüz ve mehlika bahçe ile ay ışığını son geçmiş sevgilide birleştirir. Mahlaslı kapanış “şâh-ı cihan” isteğiyle dereceyi en yükseğe çıkarır; değişen portreler sonunda hükümdar sevgili idealinde toplanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.353 gövdesinde “Bir zamanda ey Ömer şâh-ı cihan sevsem gerek” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n353-380A7A86DA6C. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.353, PDF 283–284; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Bir zaman” tekrarı sevgili idealinin sabit değil dönem dönem değişen seçim olduğunu bildirir. İlk genç emsalsizdir, ikincisi “şîrin edâ” taşır; görünüş benzersizliğiyle tatlı davranış iki ayrı arzu ölçüsü olur.