DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bîsütûn-i gamda ağlar gezerim
Şiir · 17. yüzyıl

Bîsütûn-i gamda ağlar gezerim

Gamın Bîsütun’unda Ferhat’tan da yalnız dolaşan âşık, ahını topa ve sevgilinin kavuşmasını çelik kaleye benzetir; gözyaşları Şat ile Fırat’a dönüşürken Ömer sonunda gurbetten el çekip sıla yoluna dönmeyi öğütler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    ağlar gezerim

    Kûh u sahrâ demem dağlar gezerim

    1Gamın Bîsütun dağında ağlayarak gezerim;

    2dağ taş demeden kırları dolaşırım.

    Âşık kendini Ferhat’ın dağı Bîsütun’a değil, doğrudan ‘gamın Bîsütun’una’ yerleştirir. Ağlayarak dağ taş dolaşması, efsanevi emeği içsel acıya taşır; belirli bir yol seçmeyişi de gurbetin yönsüzlüğünü görünür kılar.

  2. 2

    Ayakdaş olamaz yanımca Ferhâd

    Bir dem m-oldu[1] iki dîdelerim şâd

    1Ferhat bile yanımda yoldaş olamaz;

    2iki gözümün şen olduğu bir an mı oldu?

    Ferhat bile âşığın yanında yürüyemeyecek kadar geride bırakılır. Ardından iki gözün bir an olsun şen olup olmadığı sorulur; efsane kahramanıyla yarışan büyüklük iddiası, kişisel mutluluğun mutlak yokluğuyla keskin biçimde dengelenir.

  3. 3

    Aşkın serde iken ey

    eder âkıbet eser

    1Ey peri bedenli, aşkın başımdayken

    2ahımın topu sonunda etki eder.

    Aşkın başta bulunması hem zihni kuşatmasını hem bir sancak gibi taşınmasını düşündürür. Ahın topa benzetilmesi iç çekişi savaş silahına çevirir; âşık, peri bedenli sevgiliye karşı sonunda sesinin etki edeceğine inanır.

  4. 4

    Gam değil gurbette oldum serbeser

    olursa pûlâd

    1Gurbette baştan başa perişan olmam gam değil;

    2kavuşma kalen çelik olsa da.

    Konuşan gurbetteki perişanlığını gam saymaz; ikinci dizedeki çelik kavuşma kalesi erişmenin kolay şartı değil, önündeki sert engeldir. ‘Yeter ki’ ifadesi kaynak yönünü tersine çevirdiği için kaldırılır; çelik engel olsa bile süren dayanma tavrı korunur.

  5. 5

    Ser çekti kûyine eder savaşı

    Arzu çekip gider gözlerim yaşı

    1‘Ser çekti’; mahallene doğru savaş eder;

    2özlem çekip gözlerimin yaşı akıp gider.

    İlk dizede baş kaldıran veya yükselen öznenin önceki ‘top-ı âhım’ mı, gözyaşı mı, başka bir unsur mu olduğu kesin değildir. Modern aktarım yeni bir özne eklemez; mahallenin savaş hedefi oluşunu ve ikinci dizedeki gözyaşının özlemle akışını ayrı tutar.

  6. 6

    Bağdad olur ise toprağı, taşı

    Birisi Şat oldu birisi

    1Toprağı ve taşı Bağdat olsa,

    2biri Şat, biri Fırat olur.

    Bağdat’ın toprağı ve taşı, âşığın iki gözünden akan yaşlarla Şat ve Fırat’a dönüşür. Şehir coğrafyası bedene yerleşir; gözlerin iki oluşu iki büyük ırmağı açıklayan şiirsel bir haritaya dönüşerek gurbet acısını memleket imgesiyle birleştirir.

  7. 7

    Cânıma kâr etti gayret-i efkâr

    Bir gamzesi katil hûnî sitemkâr

    1Kaygının gayreti canıma işledi;

    2bir yan bakışı öldürücü, kan dökücü ve sitemkârdır.

    Kaygı artık düşüncede kalmaz, cana işleyen bir güç olur. Sevgilinin tek gamzesi katil, kan dökücü ve sitemkâr sıfatlarını toplar; küçük bir yüz hareketi, âşığın bütün varlığını yıkabilecek yoğun bir saldırı olarak büyütülür.

  8. 8

    Nice ağlamayım etmeyeyim zâr

    Elinden oluptur berbâd

    1Nasıl ağlamayayım, nasıl inlemeyeyim?

    2Gönül ülkesi onun elinden harap oldu.

    Ağlamama ihtimali iki soruyla reddedilir; çünkü gönül ülkesi çoktan harap edilmiştir. ‘Dil mülkü’ gönlü yönetilen bir ülkeye çevirir, sevgilinin eli de bu ülkenin yıkıcısı olur. Zâr etmek böylece yenilginin doğal sesidir.

  9. 9

    Ey Ömer vefâ-yi ahdi belâ kıl

    Çek elin gurbetten kıl

    1Ey Ömer, ahde vefayı belâ say;

    2gurbetten el çekip sıla yoluna yönel.

    Mahlaslı birim ahde vefayı rahatlık değil belâ ile yan yana getirir; kaynak yüzeyindeki bu sert öğüt kolayca düzeltilmez. Çözüm, gurbetten eli çekip sıla yönünde karar almaktır. Aşk yolculuğu burada memlekete dönüş buyruğuna evrilir.

  10. 10

    Türâbın çeşmine kıl

    Demişler her kesin vatanı Bağdâd

    1‘Türâbın’, gözüne cilanın kaynağı kıl;

    2herkesin vatanı Bağdat’tır demişler.

    İlk dizedeki ‘Türâbın’ iyelikli bir yüzeydir; sonraki dizedeki vatan sözü geriye taşınıp ‘vatan toprağı’ diye sessizce tamamlanmaz. Çeşm ve ayn-ı cilâ zincirinin tam faili kesinleşmediğinden literal aktarım kullanılır; Bağdat sözü ayrı dizede korunur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.27 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n27-E21E1AA98D90. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.27, PDF 125; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: çelik kavuşma kalesi yeter şart yapılmadı; ‘ser çekti’nin öznesi ve ‘Türâbın’ iyeliği ikinci tanık olmadan tamamlanmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGurbet Alnıma Yazılmış
Bîvefâ çerhin işi her dem figan olmağımış
Âşık Ömer · Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Bîsütûn-i gamda

Gamın Bîsütun dağında; Ferhat anlatısına gönderme.

hûri peyker

Huri bedenli, çok güzel.

Top-ı âhım

Topa benzetilen ahım.

Visâlin kal’esi

Kavuşmanın kaleye benzetilen yeri.

Furat

Fırat Nehri.

dil mülkü

Gönül ülkesi.

azm-i sıla

Memlekete dönme kararı.

ayn-ı cilâ

Cilanın kaynağı; gözü parlatan şey.