DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Yüsrî/Birer yol tutmuşuz çün satr-ı safha sûretâ biz hep
Gazel · 18. yüzyıl

Birer yol tutmuşuz çün satr-ı safha sûretâ biz hep

Sayfadaki ayrı satırlar ile tek ciltlik kitap karşıtlığından hareket eden gazel; çokluğu meyhanenin dışına bırakır, bütün varlıkları tek şarabın sarhoşları sayar ve İbrahim Edhem'in yoksul görünüşünde ortak bir manevi soyluluk bulur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Birer yol tutmuşuz çün sûretâ biz hep

    Velî ma‘nîde ammâ bir kitâbuz hep

    1Görünüşte hepimiz, sayfanın satırları gibi ayrı birer yol tutmuşuz;

    2ama anlamda hepimiz tek ciltlik bir kitabız.

    Sayfadaki satırlar görünüşte ayrı yönlere uzanır, fakat hepsi anlam bakımından tek ciltlik kitabın parçalarıdır. Yazı malzemesi, çokluk ile birlik ilişkisini somutlaştırır. Her satır kendi yolunu korurken daha geniş bütün içinde okunur; birlik farklılıkların silinmesiyle değil ortak anlamla kurulur.

  2. 2

    matrah-ı mey-hâne-i dil-keşdedür sûfî

    Hakîkatde ser-â-ser mest-i keyf-i yek-şerâbız hep

    1Ey sûfî, çokluk gönül çeken meyhanenin dışarı attığı şeydir;

    2gerçekte hepimiz tek şarabın zevkiyle baştan başa sarhoşuz.

    Sûfîye göre çokluk gönül çeken meyhanenin dışarı attığı şeydir; hakikatte herkes aynı şarabın zevkiyle sarhoştur. Meyhane içeri kabul ettiği kişileri tek tatta birleştirir. ‘Te‘addüd’ dışarıda bırakılan yük, ‘yek-şerâb’ ise farklı görünen varlıkların ortak kaynağı olur.

  3. 3

    Ne mümkün nakşımız almak

    Nigâh-ı rü’yet-i Hak gibi der-zîr-i nikâbız hep

    1Maddenin Behzâd'ının kaleminin suretimizi çizmesi nasıl mümkün olsun?

    2Hakk'ı görme bakışı gibi hepimiz perdenin altındayız.

    İlk maddenin Behzâd’ı sayılan kusursuz nakkaş bile varlıkların suretini çizemez; herkes Hakk’ı görme bakışı gibi perdenin altındadır. Sanatın en güçlü kalemi görünmeyen özü yakalayamaz. Nikap eksiklik değil hakikatin maddi biçime bütünüyle sığmamasını koruyan sınırdır.

  4. 4

    Nola makbûl-ı hûbân-ı melâ’ik-haslet olsak biz

    Mu‘arrâyuz riyâdan çün du‘â-yı müstecâbız hep

    1Melek huylu güzellerce kabul edilsek buna şaşılır mı?

    2Çünkü hepimiz ikiyüzlülükten arınmış, kabul edilmiş bir duayız.

    Riyadan soyunmuş ve kabul edilmiş dua sayılan bu topluluğun melek huylu güzellerce kabul edilmesi şaşırtıcı değildir. Kabul edilmek dış görünüşe değil içtenliğe bağlanır. Dua insan topluluğuna dönüştürülür; her kişi aynı arınmış dileğin canlı ve karşılık bulan biçimi olur.

  5. 5

    ‘Aceb mi devlet-i dünyâya rağbet itmeseñ Yüsrî

    sebük-dil Edhem-i ‘âlî-cenâbız hep

    1Ey Yüsrî, dünya ikbaline ilgi göstermesen bunda şaşılacak ne var?

    2Hepimiz dilenci görünüşlü, gönlü hafif, yüce yaradılışlı birer Edhem'iz.

    Yüsrî’nin dünya ikbaline ilgi göstermemesi, İbrahim Edhem örneğiyle açıklanır: herkes dilenci görünüşlü, gönlü hafif ve yüce yaradılışlıdır. Yoksul kıyafet değersizlik değil dünyevi yükten kurtuluş işaretidir. Makta ortak ‘biz’i manevi soylulukta birleştirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.e71aaa83-1018-43b8-b60b-3c54bb86037c:g13-pdf117. Ana edisyonda G13, basılı s.106/PDF 117; beş beyit, basılı ölçü adı, mahlaslı son beyit ve sonraki numaralı başlıkla sınır sabittir. Kaynak başlığındaki “Yüsrî Ahmed Nazif Dede” kesin kimlik değil katalog adıdır; şair 1694'te Şam'da ölen Yüsrî Ahmed ile birleştirilmedi. Öztürk 2020 yalnız kimlik, tarih ve nüsha kontrolünde yalnızca araştırma amacıyla kullanıldı. AVESIS CC BY bağlantısı dosyaya komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHâle-i bedr-i semâdur halka-i devrân-ı şeyhYüsrî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

satr-ı safha

Sayfanın satırı

cild-i vâhid

Tek cilt

Te‘addüd

Çokluk, birden fazla oluş

yek-şerâb

Tek şarap

kilk-i Behzâd

Ünlü nakkaş Behzâd'ın kalemi

heyûlâ

İlk madde; biçimlerin maddi zemini

der-zîr-i nikâb

Örtünün altında

Gedâ-hey’et

Dilenci görünüşlü