DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 19.–20. yüzyıl

Birlik

Üç beyit boyunca uzayan tek bir şart cümlesiyle en büyük felaketleri sıralar, sonra hepsini tek bir cevapla karşılar. Birliği anlatmak yerine sözdizimiyle gösterir: cepheyi tek bir gövde, tek bir kalp sayar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.

    Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

    1Gelen cehennem olsa göğsümüzde söndürürüz.

    2Bu yol Hak yoludur; geri dönmeyi bilmeyiz, yürürüz;

    Tehdit ilk dizede en büyük hâline çıkarılır, söndürme işi de tek bir organa, göğse yüklenir. İkinci dize gerekçeyi tek şarta bağlar: yol Hak yolu olduğu için dönmek bir seçenek değil, bilinmeyen bir şeydir. Kafiye çoğul çekimle kurulur, yani özne baştan cemaattir.

  2. 2

    Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,

    Meğer ki harbe giden son şehid olsun.

    1Namus haremimizin tek taşı düşer mi sandın?

    2Ancak savaşa giden son er şehit olursa.

    Soru muhataba dönük ve alaylıdır: "sandın". Namus bir yapı gibi düşünülünce kaybın ölçüsü de mimarî olur — tek taş. "Meğer ki" edatı cevabı imkânsızlığa asar: o taşın düşmesi, savaşa giden son askerin ölmesi şartına bağlanmıştır.

  3. 3

    Şu karşımızdaki kudursa, çıldırsa,

    Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

    1Şu karşımızdaki kıyamet kudursa, çıldırsa;

    2denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;

    Buradan itibaren üç beyit süren bir şart zinciri başlar, cevabı altıncı beyte kadar gelmez; şiirin gerilimi bu ertelemeden doğar. Karşı taraf "mahşer" diye anılınca insan ölçüsünden çıkar; deniz ile bulut da asker doğuran birer kaynağa dönüşür.

  4. 4

    Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar

    Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl ,

    1Bu ayağımızın altındaki yerden bütün yanardağlar

    2taşıp da ufukları kızıl bir kasırgayla kaplasa;

    Tehdit yön değiştirir: önden gelen mahşerin ardından yer altı açılır, cephe önünden ve altından kuşatılır. "Sarsar" hem şiddetli hem kavurucu bir yel demektir; renginin kızıl verilmesi lav ile kanı aynı görüntüde toplar.

  5. 5

    Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;

    Sevinme bir, acı bir, aynı, vicdan bir;

    1Cephemizin göğsünde iman bir değil mi?

    2Sevinç bir, acı bir, amaç aynı, vicdan bir;

    Şart zinciri kesilir, yerini bir teyit sorusu alır. "Bir" kelimesi ikinci dizede dört kez tekrarlanıp kafiyeyi de üstlenir; birlik anlatılmaz, cümlenin kuruluşuyla gösterilir. Cepheye "sine" verilmesi kalabalığı tek gövde sayar.

  6. 6

    Değil mi ortada bir çarpıyor, yılmaz,

    yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

    1Ortada tek bir göğüs çarpıyor, yılmıyor, değil mi?

    2Dünya yıkılsa bile emin ol, bu cephe sarsılmaz!

    Önceki beytin çoğaltılmış duyguları tek bir sineye indirilir; birlik artık benzetme değil sayıdır. Şart cümlelerinin cevabı da nihayet gelir: "emin ol" hitabı okuru muhatap yaparak sözü cepheden cephe dışına devreder.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 140466 numaralı sürüm esas alındı; sayfa on iki dizeyi aralarına boş satır koyarak altı beyit hâlinde veriyor, bu düzen korundu. Sayfa kalıbı adlandırmıyor; dizeler on dört ile on beş hece arasında gezinir ve son tef'ile fa'lün ile fe'ilün arasında değişir. Kaynağın uzun ünlü işaretlemesi tutarsız (aynı metinde "harim" ile "âfak") ve düzeltilmedi. Metinde tarama kaynaklı tek tırnak artığı yok.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirCanan Yurdu
Eyvah! sevgilininyurdu ıssız kalmış
Mehmet Âkif Ersoy · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

harim-i namus

Namus haremi; korunması gereken, yabancının giremeyeceği alan

nefer

Er, tek asker

mahşer

Kıyamet kalabalığı; mecazen büyük kargaşa

âfak

Ufuklar

sarsar

Şiddetli, kavurucu rüzgâr; kasırga

sine

Göğüs, bağır

gaye

Amaç, hedef

cihan

Dünya, âlem