DDizegâhDijital şiir arşivi
← Şairler
Mehmet Âkif Ersoy'un stüdyoda çekilmiş fotoğraf portresi
Tarihi belirtilmeyen stüdyo fotoğrafı; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Safahat galerisinden Wikimedia Commons'a aktarılmıştır.Fotoğrafçı bilinmiyor · safahat.diyanet.gov.tr · Wikimedia Commons · Kamu malı
Şair portresi

Mehmet Âkif Ersoy

Mehmed Râgıf · 1873–1936

16 şiirin tümünü aç
Bölge
İstanbul · Kahire
Arşivde
16 şiir
Hayatı ve edebî kişiliği

Mehmet Âkif Ersoy kimdir?

Mehmet Âkif Ersoy, 1873'te İstanbul'da doğan, 1936'da yine İstanbul'da ölen şair, baytar ve Birinci Meclis mebusudur. Yedi kitaptan oluşan Safahat'ta 108 manzume ve 11.240 dize bulunur. Şiirini ayırt eden şey, aruz ölçüsünü konuşma Türkçesine bağlamasıdır: Küfe'de bir hamal çocuğu, Seyfi Baba'da hasta bir komşu, Mahalle Kahvesi'nde tavla oynayan adamlar aynı ölçünün içinde konuşur.

Âkif'in kalemi iki uçta çalışır. Bir yanda sokaktan alınmış sahneler, öte yanda Bülbül, Leylâ ve Çanakkale Şehitlerine gibi doğrudan seslenmeye kurulmuş uzun manzumeler vardır. Dizegâh'taki metinler tr.wikisource.org'daki kalıcı revizyonlara bağlanır; yüz beyti aşan manzumelerde kaynakta sınırı belli olan bir bölüm alınır ve hangi bölümün alındığı kayıt notunda yazılır.

Hayatı ve yaşadığı çevre

Babası Fatih medreselerinde ders veren İpekli Mehmet Tahir Efendi, annesi Buharalı bir aileden gelen Emine Şerife Hanım'dır. Doğduğunda babasının koyduğu ad Râgıf'tır; Âkif adı sonradan yerleşmiştir. Mülkiye'nin idadî kısmından sonra Halkalı'daki Ziraat ve Baytar Mektebi'ne geçti, 1893'te baytar olarak mezun oldu. Yirmi yıla yakın süre Ziraat Nezâreti'nde çalıştı, hayvan hastalıkları için Rumeli ve Anadolu'yu dolaştı. Şiirlerinin çoğu bu memuriyet yıllarında yazıldı ve Sırât-ı Müstakîm ile Sebîlürreşâd dergilerinde çıktı.

1920'de Burdur mebusu olarak Birinci Meclis'e girdi. İstiklâl Marşı'nın sözlerini 1921'de Ankara'da Tâceddin Dergâhı'nda yazdı ve yarışmanın para ödülünü almadı; Bülbül de aynı odada, aynı yıl kaleme alındı. 1925'te İstanbul'dan ayrılıp Mısır'a gitti, Kahire'de on bir yıl kaldı, Câmiatü'l-Mısriyye'de Türkçe okuttu ve Kur'an tercümesi üzerinde çalıştı. Hasta olarak 1936 Haziran'ında döndü, aynı yılın 27 Aralık'ında öldü. Mezarı Edirnekapı Şehitliği'ndedir.

Şiir anlayışı ve dili

Âkif'in ölçüsü aruz, sözlüğü sokaktır. Küfe'de "Sakallı, yok mu işin? Git, cehennem ol şuradan!" diye bağıran çocuk ile Fâtih Camii'ndeki "mevkib-i enzâr" terkibi aynı kitapta yer alır. Diyalogları dizeye yerleştirirken cümleyi bölmekten çekinmez; bir beyit iki kişinin ağzından tamamlanabilir. Zulmü Alkışlayamam'da kendi tehdidini araya giren bir sese kestirmesi, bu tekniğin en kısa örneğidir.

Manzumelerinin çoğu bir sahneyle başlar, bir hükümle biter. Seyfi Baba yorgan altında terleyen bir hastayla açılıp boş bir keseyle kapanır; Küfe bir tekmeyle başlar, taşınmak zorunda kalınan aynı küfeyle biter. Vardığı yer genellikle teselli değildir: "Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!" dizesinde olduğu gibi çözümsüzlüğü açıkça yazar. Çanakkale Şehitlerine'de ise yedi beyit boyunca kurduğu anıtı tek bir olumsuzla yıkar.

Başlıca eserleri ve şiirleri

  • Safahat (1911–1933)Yedi kitabın toplu adı: Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hâtıralar, Âsım ve Gölgeler.
  • Safahat, Birinci Kitap (1911)Küfe, Seyfi Baba, Meyhane, Mahalle Kahvesi ve Fâtih Camii gibi manzum hikâyelerin toplandığı ilk cilt.
  • Süleymaniye Kürsüsünde (1912)Bir vaizin kürsüden anlattıklarıyla kurulan; Rusya ve Orta Asya izlenimlerini Meşrutiyet sonrası İstanbul'uyla karşılaştıran uzun manzume.
  • Hakkın Sesleri (1913)Âyet ve hadis başlıklarıyla açılan kısa manzumeler; Müslümanlık Nerde ve Tükürün bu kitaptadır.
  • Âsım (1924)Baştan sona karşılıklı konuşma biçiminde yazılmış uzun manzume; Çanakkale Şehitlerine bölümü buradan gelir.
  • Gölgeler (1933)Mısır yıllarında tamamlanan son kitap; Bülbül, Leylâ, Hüsran ve Bir Gece bu ciltte toplanır.

Edebiyat tarihindeki yeri

Âkif'in adı çoğu zaman İstiklâl Marşı'yla birlikte anılır; oysa Safahat'ın büyük bölümü marş değil manzum hikâyedir. Küfe'deki hamal çocuğu, Seyfi Baba'daki hasta komşu ve Mahalle Kahvesi'ndeki tavla masası, Türkçe şiirin gündelik hayata en yakın durduğu sahneler arasındadır. Kendisinden sonraki kuşaklar bu şiirle iki ayrı yerden hesaplaştı: kimi hitabetin sesini sürdürdü, kimi manzum hikâyeyi bırakıldığı yerden aldı. Eserleri, ölümünden yetmiş yıl sonra 2006'da kamu malı oldu.

Kaynak ve editoryal not

Hayat bilgileri akademik TEİS kaydı temel alınarak özetlendi; kesin olmayan biyografik ayrıntılar kesin hüküm olarak sunulmadı.

TEİS biyografi kaydını aç ↗
Arşivdeki eserleri

Mehmet Âkif Ersoy şiirleri

Katalogda aç →

Bir şiir seçin; özgün metin, günümüz Türkçesi, birim yorumları ve kaynak bilgisi aynı okuma sayfasında açılır.

Mehmet Âkif Ersoy kataloğundaki 16 şiirin tümünü gör