DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 19.–20. yüzyıl

Bir Gece

On dört asır önceki bir gecede kimsenin fark etmediği bir doğumu anlatan manzume, olayı önce görülmemiş sayar, sonra bütün hesabı borç diliyle kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ondört asır evvel, yine bir böyle geceydi,

    Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!

    1On dört asır önce yine böyle bir geceydi;

    2kumdan, ayın on dördü gibi bir öksüz çıkageldi!

    Doğum sahnesi ad verilmeden kurulur; anılan tek nitelik öksüzlüktür. "Ayın on dördü" deyimi hem parlaklık hem takvim bildirdiği için gece, görüntüyle tarihi aynı sözde toplar.

  2. 2

    Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler;

    Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!

    1Ama ne yıkımdır ki gözler bunu hissetmedi;

    2oysa kaç bin yıldır bekleşiyorlardı!

    Olay olur ama görülmez; manzumenin ilk gerilimi buradan doğar. Bekleyiş bin yıllarla, fark edilmeyiş tek bir geceyle ölçülünce oran kaybın büyüklüğünü kendiliğinden söyler.

  3. 3

    Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î:

    Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;

    1Nereden görecekler? Göremezlerdi elbette:

    2Bir kere, ortaya çıktığı çöl en sapa yerdi;

    Şair kendi sitemine mazeret bulmaya başlar ve gerekçeleri sıraya koyar. Coğrafyayı ilk sıraya alması, görmemenin ahlâkî değil konumla ilgili bir kusur olduğunu söyler.

  4. 4

    Bir kere de, ma'mure-i dünyâ, o zamanlar,

    Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.

    1Bir kere de dünyanın şenlikli yerleri o zamanlar

    2bunalımlar içindeydi; bugünden de kötüydü.

    İkinci gerekçe zamandır: dünya o gece de bunalımdaydı. Karşılaştırmanın ucu bugüne uzatılınca geçmişin kötülüğü teselli olmaktan çıkar; şair kendi çağını ölçü almaz.

  5. 5

    Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;

    Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

    1İnsan yırtıcılıkta sırtlanları geçmişti;

    2bir insan dişsizse onu kardeşleri yerdi!

    Ölçü hayvandan alınır ama insan lehine değil aleyhine kullanılır. "Kardeş" sözünün yiyen tarafta durması, vahşeti yabancıya değil en yakına bağlar.

  6. 6

    bütün âfâkını sarmıştı zemînin

    Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, derdi.

    1Kargaşa yeryüzünün bütün ufuklarını sarmıştı;

    2bugün Şark'ı yıkan ayrılık derdi o zaman da salgındı.

    Geçmişteki kargaşa bugün kullanılan bir adla anılır: tefrika. Aynı derdi iki çağa birden yazması, anlatılan gecenin yalnız tarihe ait olmadığını ima eder.

  7. 7

    Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,

    Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

    1Derken öksüz büyümüş, kırkına gelmişti ki

    2başlarda gezinen kanlı ayaklar suya erdi!

    Kırk yıl tek bir kelimeyle atlanır: derken. Bu kadar uzun bir sürenin bir hecede geçilmesi, manzumenin ilgisini kişinin hayatına değil sonuçlarına verdiğini gösterir.

  8. 8

    Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma'sum,

    Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!

    1O masum bir nefeste insanlığı kurtardı;

    2bir hamlede kayserleri, kisraları yere serdi!

    İki dize aynı kalıpla kurulur: bir nefha, bir hamle. Süreyi en aza indirmek etkiyi büyütür; iki imparatorluk unvanının çoğul yazılması ise karşı tarafı kişilikten çıkarır.

  9. 9

    Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;

    Zulmün ki, akılına gelmezdi, geberdi!

    1Bütün hakkı ezilmek olan acizlik dirildi;

    2yıkılmak aklına gelmeyen zulüm geberdi!

    İki soyut ad birbirinin yerine geçer: biri dirilir, öteki geberir. Fiillerden birinin saygılı, ötekinin kaba seçilmesi hükmü kelime tercihinde saklar.

  10. 10

    Âlemlere, rahmetti, evet, Şer'-i mübîni,

    Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.

    1Evet, apaçık şeriatı âlemlere bir rahmetti;

    2kanadını adalet isteyenin yurdu üstüne gerdi.

    Hukuk bir kuş kanadına dönüşür ve koruma altına alınan şey ülke değil bir taleptir. Şart "adl isteyen" sözüyle konduğu için koruma karşılıksız verilmiş olmaz.

  11. 11

    Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;

    ona cem'iyyeti, ona ferdi.

    1Dünya neye sahipse hepsi onun armağanıdır;

    2topluluğu da ona borçlu, bireyi de ona borçlu.

    İddia muhasebe diliyle kurulur: verilen şey vergi, alınan şey borç. Toplumla bireyin ayrı ayrı sayılması, borcun toplu bir formaliteye indirgenmesini engeller.

  12. 12

    Medyûndur o ma'sûma bütün bir beşeriyyet...

    Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.

    1Bütün insanlık o masuma borçludur...

    2Yâ Rab, bizi mahşerde bu kabulle birlikte dirilt.

    Manzume bir dilekle kapanır ve dilek ödemeyi değil ikrarı ister. Borcun kapatılamayacağı kabul edildiği için son söz, hesabı tanımanın kendisi olur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Metin Vikikaynak'ın 140388 numaralı revizyonundan alındı; kaynak metnin imlâsı ve noktalaması korundu. Manzume kaynakta iki bende ayrılmıştır; ikisi birlikte 12 beyit olarak verildi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirZulmü Alkışlayamam
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Mehmet Âkif Ersoy · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

nefha

Üfleme; tek bir soluk

fevzâ

Kargaşa, düzensizlik

tefrika

Ayrılık, bölünme

kayser

Roma ve Bizans imparatorlarına verilen unvan

kisrâ

Sâsânî hükümdarlarına verilen unvan

zevâl

Sona erme, yok olma

şehbâl

Kuşun en uzun kanat teleği; kanat

medyûn

Borçlu