DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 19.–20. yüzyıl

Mahalle Kahvesi

Mahalle kahvesini kapatılması gereken bir yara sayan açılış bölümü, boş geçen zamanı miras yıkımıyla bağlar ve suçu ihmale değil özene yükler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Mahalle kahvesi hâlâ niçin kapanmamalı?

    Kapansın elverir artık bu perde pek kanlı!

    1Mahalle kahvesi hâlâ neden kapanmasın?

    2Kapansın; yeter artık, bu perde çok kanlı!

    Bölüm bir öneriyle değil bir kapatma emriyle başlar. "Perde" sözü kahveyi bir sahne yapar; kanlı denince eğlence yerinin adı olay yerine dönüşür.

  2. 2

    Hayır, bu perde, bu Şark'ın bakılmıyan yarası;

    Bu, çehresindeki levsiyle yurda yüz karası

    1Hayır; bu perde, Şark'ın bakılmayan yarasıdır;

    2yüzündeki kirle yurda utanç getiren şeydir.

    Şair kendi benzetmesini bir dize sonra bozar: perde değil yara. Düzeltme, betimlemenin yetersizliğini itiraf ederek yazının konusuyla boğuştuğunu görünür kılar.

  3. 3

    Hayâtımızda gediktir "" nâmıyle,

    Açık durur koca bir kavmin ihtimâmıyle!

    1Hayatımızda bir gediktir, adı da "gedikli"dir;

    2koca bir topluluğun özeniyle açık tutulur!

    Kelime oyunu somut bir hedefe bağlanır: kahvenin devir hakkına gedik denirdi. Delik kendiliğinden açılmaz, özenle korunur; ihmal burada özenin bir biçimi olarak sunulur.

  4. 4

    Sakın firengiye benzetmeyin fecâ'atini:

    Bu milletin emmekte rûh-i gayretini.

    1Onun kötülüğünü frengiye benzetmeyin:

    2Bu yara, milletin çalışma isteğini emmektedir.

    Karşılaştırma reddedilerek yapılır: frengi değil, ondan başka bir şey. Hastalık bedeni değil çalışma isteğini tükettiği için ölçü organdan çıkıp iradeye taşınır.

  5. 5

    Mahalle kahvesi Şark'ın -i kâtilidir

    Tamam o eski batakhâneler mukâbilidir:

    1Mahalle kahvesi Şark'ın öldüren mahremidir;

    2tam o eski batakhanelerin karşılığıdır:

    Kahve harîm sayılır, yani girilmesi korunan özel yer. Katilliği tam da bu korunmuşluktan gelir; kimse dışarıdan bakmadığı için içinde geçen zaman görünmez kalır.

  6. 6

    Zavallı ümmet-i merhûme ölmeden gömülür;

    Söner bu hufrede idrâki, sonra kendi ölür:..

    1Zavallı topluluk ölmeden gömülür;

    2bu çukurda önce anlayışı söner, sonra kendisi ölür.

    Sıra tersine çevrilir: gömülme ölümden önce gelir. Aklın önce sönmesi, ölümü bir olay değil uzun bir süreç olarak tanımlayıp suçu geçen zamana yükler.

  7. 7

    Muhît-i levsine dolmuş ki öyle manzaralar:

    Girince nûr-i nazar simsiyâh olur da çıkar!

    1Kirli çevresi öyle manzaralarla dolmuş ki,

    2gözün ışığı içeri girince simsiyah olup çıkar!

    Bakış maddeye çevrilir: içeri giren ışık, dışarı is olarak döner. Şiir mekânı anlatmadan önce mekânın seyredeni değiştirdiğini söyleyerek okuru da uyarır.

  8. 8

    Yatar zemîn-i sefilinde en kesîf ,

    Yüzer havâ-yı sakîlinde en habîs ervâh.

    1Sefil tabanında en yoğun gölgeler yatar,

    2ağır havasında en kötü ruhlar yüzer.

    Aşağıda yatan, yukarıda yüzen; mekân iki katmana bölünür ve ikisi de insansızdır. Kahve, içindekiler daha anılmadan kendi tabanı ve havasıyla suçlanmış olur.

  9. 9

    Dehân-ı lâ'nete benzer yarıklarıyle tavan,

    Kusar içinde neler varsa hâtırâtından!

    1Tavan, yarıklarıyla lanet eden bir ağza benzer;

    2belleğinde ne varsa içeriye kusar!

    Yapının kendisi konuşan bir organa dönüşür. Tavanın kusması, mekânın bir hafızası olduğunu ve bu hafızanın bir sonraki beyitte tarih adını alacağını haber verir.

  10. 10

    O hâtırâtı sakın sanmayın: Meâlîdir;

    Bütün rezâil-i târîhimizle mâlîdir.

    1O hatıraları sakın yüce şeyler sanmayın;

    2hepsi tarihimizin alçaklıklarıyla doludur.

    Beklenti kurulup hemen kırılır: yücelik değil rezalet. Şair geçmişi toptan kutsamayı reddedince, birkaç beyit sonraki ecdat sözü de seçilmiş bir tercih hâline gelir.

  11. 11

    Neden mefâhir-i eslâfa kahr edip, yalnız,

    Mülevvesâtına mâzîmizin sarılmadayız?

    1Neden geçmişin övünülecek yanlarına sırt çevirip

    2yalnız kirli taraflarına sarılıyoruz?

    Soru bir seçim iddiası taşır: geçmişin iki yüzü var, biri seçilmiş. Suç unutmak değil ayıklamadaki tercihtir; bu yüzden eleştiri tarihe değil bugüne yönelir.

  12. 12

    Kış uykusunda mı geçmişti ömrü ecdâdın?

    Hayır, o nesl-i necîbin, o şanlı evlâdın

    1Ataların ömrü kış uykusunda mı geçmişti?

    2Hayır; o soylu kuşağın, o adı anılan evladın

    Soru sorulup aynı dizede cevaplanır. "Kış uykusu" benzetmesi tembelliği bir hayvan alışkanlığı gibi anarak sonraki beyitteki kan ve ölüm sözlerine zıt bir zemin kurar.

  13. 13

    Damarlarında yüzerdi kan yerine;

    Yüreklerinde ölüm şevki vardı can yerine.

    1damarlarında kan yerine yiğitlik dolaşırdı;

    2yüreklerinde can yerine ölüm isteği vardı.

    İki dize aynı kalıpla kurulur: şunun yerine bu. Beden sıvılarının değiştirilmesi övgüyü fizikleştirir; ama can yerine ölüm konduğu için tablo ürkütücü de kalır.

  14. 14

    Fakat biz onlara âid ne varsa elde, yazık,

    Birer birer yıkarak kahvehâneler yaptık!

    1Ama onlardan elde ne kaldıysa, yazık,

    2birer birer yıkıp yerine kahvehaneler yaptık!

    Bölüm somut bir eylemle kapanır: yıkmak ve yerine bir şey koymak. Yapmak fiilinin yıkmakla aynı cümlede durması, boşluğun kendiliğinden değil inşa edilerek doğduğunu söyler.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Metin Vikikaynak'ın 140483 numaralı revizyonundan alındı. Manzume yüz beyti aşar; burada kahvenin kapatılmasını isteyen açılış bölümü 14 beyit olarak verildi, kahvenin içini ve oyun masalarını anlatan uzun bölümler alınmadı. Kaynaktaki iki dizgi hatası düzeltildi: "Yatarzemîn-i" → "Yatar zemîn-i", sıfır rakamıyla yazılmış "0 hâtırâtı" → "O hâtırâtı".

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirFâtih Camii
Yatarken yerde ilhâdıyle haşr olmuş sefil efkâr,
Mehmet Âkif Ersoy · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gedikli

Kahvehane işletme hakkının devri için kullanılan tabir

levs

Kir, pislik

karha

Yara, çıban

harîm

Girilmesi korunan özel alan

hufre

Çukur

eşbâh

Karaltılar, hayaletler

mefâhir-i eslâf

Geçmiş kuşakların övünç kaynakları

şehâmet

Yiğitlik, atılganlık