DDizegâhDijital şiir arşivi
22 dizelik manzume · 19.–20. yüzyıl

Ey Yolcu, Uyan!

Tevekkülü hareketsizlik sayan yolcuyu çalışmaya çağırır; geçmişin mücadele mirasını geleceğe koşma gereğiyle birleştirirken geçmişi bütünüyle yıkmanın gelecek kuşaklara zarar vereceğini savunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Allah'a dayandım! diye sen çıkma yataktan...

    Ma'na-yı bu mudur? Hey gidi !

    1“Allah'a dayandım!” diyerek sen yataktan çıkma...

    2Tevekkülün anlamı bu mudur? Hey bilgisiz!

    Açılış bir buyruk gibi görünür ama buyruğun kendisi alaydır: ‘sen çıkma yataktan’ dendikten hemen sonra gelen soru emri geri alır. Tırnak içindeki söz de konuşana ait değildir; şair, tevekkülü mazeret yapan bir ağzı taklit edip onu ‘nâdân’ diye adlandırır. Manzumenin bütün yöntemi bu ilk beyitte kurulur.

  2. 2

    Ecdadını, zannetme, asırlarca uyurdu;

    Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?

    1Atalarının yüzyıllarca uyuduğunu sanma;

    2Yoksa o zaman elindeki yurdu nereden bulacaktın?

    İddia burada tarihe taşınır ve kanıt elle tutulur bir şeye bağlanır: elindeki yurt. Uyuyan atalardan miras bir vatanın kalamayacağı doğrudan söylenmez, soru biçimine konur; sonucu okur çıkarır. ‘Zannetme’ ise muhatabın kafasındaki tabloyu düzeltmek için araya girer.

  3. 3

    Üç kıt'ada, yer yer, kanayan izleri şahid:

    Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücahid.

    1Üç kıtada yer yer kanayan izler tanıktır:

    2O büyük mücadeleci nesil bir gün bile dinlenmedi.

    Tanıklık belgeye değil ize bağlanır: üç kıtada yer yer kanayan izler. Coğrafyanın genişliği ile ‘yer yer’ kaydının darlığı aynı dizede durur. İkinci dize sonucu keskin bir olumsuzlamayla verir; ‘bir gün’ bile dinlenmemek, çalışmanın kesintisizliğini abartıya kadar götürür.

  4. 4

    Alemde demek olsaydı

    Miras-ı diyanetle yaşar mıydı bu millet?

    1Dünyada tevekkül tembellik demek olsaydı

    2Bu millet din mirasıyla yaşar mıydı?

    Beyit varsayımlı bir cümle kurar ve onu çürütmek için kullanır: tevekkül atalet demek olsaydı, ortada yaşayan bir millet kalmazdı. Kanıt yine mevcut olandır. ‘Atalet’ ile ‘tevekkül’ün aynı dizede karşılaştırılması, manzumenin ayırmak istediği iki kavramı ilk kez yan yana getirir.

  5. 5

    Çoktan kürenin meş'al-i tevhidi sönerdi;

    Kur'an duramaz, Nezd-i İlahi'ye dönerdi.

    1Dünyanın tevhid meşalesi çoktan sönerdi;

    2Kur'an kalamaz, Allah'ın katına dönerdi.

    Varsayım büyütülerek sürdürülür ve iki fiile bağlanır: sönmek, dönmek. İlk dize ışığın yokluğunu, ikincisi kitabın geri alınmasını söyler. ‘Duramaz’ fiili Kur'an'ı yeryüzünde ancak çalışan bir toplulukla kalabilen bir emanet gibi düşündürür; geri çekiliş ceza olarak değil, doğal sonuç olarak anlatılır.

  6. 6

    Dünya koşuyor söz mü? Beraber koşacaktın;

    Heyhat, bütün azmi sen arkanda bıraktın!

    1Dünya koşuyor; söylemeye gerek mi var? Sen de birlikte koşacaktın;

    2Ne yazık ki bütün kararlılığı arkanda bıraktın!

    ‘Söz mü?’ araya giren bir konuşma kırıntısıdır ve şiiri bir hitabetin ortasına yerleştirir. Fiil kipi de dikkat çeker: ‘koşacaktın’ geçmişte kalmış bir yükümlülük bildirir, yani fırsat çoktan geçmiştir. ‘Heyhat’ ünlemi sitemi öfkeden hayıflanmaya çevirir.

  7. 7

    Madem ki uyandın o uykulardan,

    Bir parçacık olsun, hadi, hiç yoksa, kımıldan.

    1Madem o uzun uykulardan uyandın,

    2Hiç değilse biraz olsun, haydi, kımılda.

    Ton burada ilk kez yumuşar ve talep en aza indirilir: ‘bir parçacık’, ‘hiç yoksa’, ‘hadi’ — üçü de aynı dizede pazarlık eder. Uyanmak olmuş sayıldığı için geriye tek bir istek kalır: kımıldamak. Manzumenin en büyük çağrısı en küçük fiille söylenir.

  8. 8

    Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;

    Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.

    1Dünya koşarken yolun üstünde yatılmaz;

    2Harekete geçmeyecek kişi bu meydana atılmaz.

    Beyit iki edilgen çatıyla kurulur ve muhatabı adlandırmaz: ‘yatılmaz’, ‘atılmaz’. Kişiye yöneltilen sitem böylece genel bir kurala dönüşür. Mekân da değişmiştir; yatak imgesinin yerini önce yol, sonra meydan alır — uyarı özel odadan kamusal alana taşınır.

  9. 9

    Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;

    Maziyi, fakat, yıkmaya kalkışma bu yolda.

    1Geleceği bul; sen de koşanlarla birlik ol;

    2Ama bu yolda geçmişi yıkmaya kalkışma.

    Manzume tam hız kazandığı yerde kendine fren koyar; ‘fakat’ bağlacı dizenin ortasına virgüllerle yerleştirildiği için duraklama okurken de duyulur. İleri koşmak ile geçmişi yıkmak burada ayrılır: birincisi buyrulur, ikincisi yasaklanır.

  10. 10

    Ahlafa döner, korkarım, eslafa hücumu:

    Mazisi yıkık milletin atisi olur mu?

    1Korkarım, geçmiş kuşaklara saldırı gelecek kuşaklara döner:

    2Geçmişi yıkılmış milletin geleceği olur mu?

    Yasağın gerekçesi geri dönen bir hareketle verilir: öncekilere yöneltilen hücum sonrakilere döner. ‘Korkarım’ kaydı hükmü kesinlikten çıkarıp bir sezgiye bağlar. İkinci dize aynı düşünceyi soruya çevirir ve eslâf-ahlâf çifti yerini mâzî-âtî çiftine bırakır.

  11. 11

    Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha:

    Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vaha!

    1Ey yolcu, uyan! Yoksa sabaha çıktığında görürsün ki:

    2Kupkuru bir çöl vardır; ne ışık ne de vaha!

    Muhatap ancak son beyitte adlandırılır: yolcu. Bu ad, manzumenin bütün yol, koşma ve meydan imgelerini geriye dönük olarak toplar. Kapanış manzarası iki yokluğu sayar — ışık ve vaha; biri görmeyi, öteki dinlenmeyi imkânsız kılar. Uyarı bir ceza değil, uyanılmadığında bulunacak yer olarak bırakılır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'ın 141955 numaralı sabit revizyonundaki tek şiir gövdesi 22 dize olarak korundu. Revizyon SHA-1 14ea47f3f9dbf63b9436fab623e52324b853a91d. Eser başlığı şablonu, kategori ve poem işaretleri gövdeden ayrıldı. İlk dizedeki görünmez U+200E yön işareti ve yalnız sunum amaçlı Vikikaynak italik işaretleri mekanik olarak çıkarıldı; tırnak anlamı Unicode tırnakla korundu. Satır sonu boşlukları temizlendi; 22 dize, sözcükler ve noktalama sessizce düzeltilmedi. Günümüz Türkçesi ve editoryal alanlar ayrı proje katmanlarıdır. Sabit revizyon şiir düzeyinde bir ölçü adı vermez; kalıp dizelerin taranmasıyla adlandırıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKosova
Nerede olsam karşıma çıkıyor bir kanlı ova
Mehmet Âkif Ersoy · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

tevekkül

Gereğini yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakma; şiir bunu tembellikten ayırır

nadan

Bilgisiz, anlayışsız kimse

ecdat

Atalar

atalet

Hareketsizlik, tembellik

meş'al-i tevhid

Allah'ın birliği inancının meşalesi

medid

Uzun, süren

ahlaf / eslaf

Sonraki kuşaklar / önceki kuşaklar

ati

Gelecek