DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mehmet Âkif Ersoy/Müslümanlık Nerde
Kaynaklı metin
Manzume · 19.–20. yüzyıl

Müslümanlık Nerde

1913 tarihli manzume, aradığı örnekleri yalnız mezarlarda bulduğunu söyleyip talebini her beyitte küçültür ve sonunda kalan tek şeyin utanma olduğunu yazar.

Özgün metin
  1. 1

    Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...

    Âlem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nâfile!

    Günümüz Türkçesi +

    1Müslümanlık nerede! Bizden insanlık bile geçmiş...

    2Amaç dünyayı aldatmaksa aldanan yok; boşuna!

    Beyit yorumu +

    Manzume bir soruyla değil bir yoklukla açılır; aranan şeyin adı bile ikinci dizede terk edilir. Aldatma girişiminin başarısız sayılması, kaybı gizleme ihtimalini de kapatır.

  2. 2

    Kaç hakîkî müslüman gördümse, hep makberdedir;

    Müslümanlık, bilmem amma, gâlibâ göklerdedir!

    Günümüz Türkçesi +

    1Kaç gerçek Müslüman gördüysem hepsi mezardadır;

    2Müslümanlık, bilmem ama, galiba göklerdedir!

    Beyit yorumu +

    Örnekler ölülerden seçilir, sonra kavram yeryüzünden çıkarılır. "Bilmem amma" sözü iddiayı yumuşatmaz; kesinlik yerine tahmin bırakması eleştiriyi daha da geçilmez kılar.

  3. 3

    İstemem, dursun o pâyansız mefâhir bir yana...

    Gösterin ecdâda az çok benzeyen bir kan bana!

    Günümüz Türkçesi +

    1İstemem; o ucu bulunmayan övünçler bir yana dursun...

    2Bana atalara az çok benzeyen bir kan gösterin!

    Beyit yorumu +

    Övünç malzemesi elinin tersiyle itilip yerine kanıt istenir. İstenenin ölçüsü "az çok" sözüyle bilerek düşürülür; talebin küçüklüğü, karşılanmadığında suçlamayı büyütür.

  4. 4

    İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yâdigâr,

    Çok değil, ancak, necîb evlâda lâyık tek şiâr,

    Günümüz Türkçesi +

    1Sizde soyunuzdan kalma bir iz görmek isterim;

    2çok değil, soylu bir evlada yakışacak tek bir belirti,

    Beyit yorumu +

    Talep bir kez daha küçültülür: tek bir belirti. Sayının bire indirilmesi karşı tarafa kolaylık gibi görünse de, verilmediğinde bahane bırakmayan bir sınav kurar.

  5. 5

    Varsa şâyed, söyleyin, bir parçacık insâfınız:

    Böyle kansız mıydı -hâşâ- kahraman eslâfınız?

    Günümüz Türkçesi +

    1Birazcık insafınız varsa söyleyin:

    2Yiğit atalarınız –hâşâ– böyle kansız mıydı?

    Beyit yorumu +

    Soru insaf şartına bağlanır; cevap vermek dürüstlük göstergesi olur. "Hâşâ" araya girip atalara toz kondurmazken, bugünü savunacak hiçbir kelime bırakmaz.

  6. 6

    Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdâsına?

    Benzeyip şîrâzesiz bir mushafın eczâsına,

    Günümüz Türkçesi +

    1Herkes böyle ayrılık sevdasına düşmüş müydü?

    2Dikişi sökülmüş bir mushafın dağınık sayfaları gibi olup,

    Beyit yorumu +

    Ayrılık için bir kitap benzetmesi seçilir: şîrâzesi sökülmüş mushafın dağılan sayfaları. Parçaların yok olmayıp yalnız dağılması, kaybın onarılabilir görünüp onarılmamasını anlatır.

  7. 7

    Hiç görülmüş müydü olsun kayd-ı vahdet târumâr?

    Böyle olmuş muydu millet can evinden rahnedâr?

    Günümüz Türkçesi +

    1Birlik bağının böyle darmadağın olduğu hiç görülmüş müydü?

    2Millet can evinden böyle yaralanmış mıydı?

    Beyit yorumu +

    İki soru üst üste gelir ve ikisi de cevapsız kalır. "Can evi" sözü zararı bir organa bağlar; yara dışta değil işleyişin merkezinde gösterilir.

  8. 8

    Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?

    Böyle âdet miydi bî-pervâ, yemek insan leşi?

    Günümüz Türkçesi +

    1Kardeş kardeşi açlıktan böyle boğazlar mıydı?

    2Çekinmeden insan leşi yemek böyle âdet miydi?

    Beyit yorumu +

    Sorular en uçtaki örneğe iner. Açlığın sebep gösterilmesi suçu hafifletmez; şair mazereti dizenin içine koyup yine de soruyu sorarak kabulü imkânsız kılar.

  9. 9

    Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan...

    Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bâri gülmekten utan!..

    Günümüz Türkçesi +

    1Çiğnenen namusumuz, doğranan evladımızdır...

    2Hey utanmaz! Ağlamıyorsan bari gülmekten utan!

    Beyit yorumu +

    Beklenti bir kez daha düşürülür: ağlaman istenmiyor, gülmemen isteniyor. En alt basamağa inen bu talep, tepkisizliği duygusuzluktan çok bir terbiye eksiği sayar.

  10. 10

    "His" denen devletliden olsaydı halkın behresi:

    Pâyitahtından bugün taşmazdı sarhoş na'rası!

    Günümüz Türkçesi +

    1Halkın "his" denen zenginlikten payı olsaydı,

    2bugün başkentinden sarhoş naraları taşmazdı!

    Beyit yorumu +

    Duygu bir servet gibi anılır ve halkın payı yok sayılır. Kanıt olarak seçilen şey siyasi bir olay değil sokaktan duyulan sestir; eleştiri kulakla yapılır.

  11. 11

    Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,

    Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.

    Günümüz Türkçesi +

    1Kurt uzaktan bakıp eşeği dalgın görürmüş,

    2sonra yaydan çıkmış ok gibi ansızın saldırırmış.

    Beyit yorumu +

    Şiir tartışmayı kesip bir hayvan hikâyesine geçer. Anlatının duyulmuş geçmiş zamanla kurulması onu bir ders hâline getirir; hüküm doğrudan verilmeyip örneğe bırakılır.

  12. 12

    Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,

    Sanki tavşanmış gelen, yâhud kılıksız köstebek!

    Günümüz Türkçesi +

    1Ama aşk olsun, eşek aldırmaz da otlarmış;

    2sanki gelen bir tavşanmış ya da kılıksız bir köstebek!

    Beyit yorumu +

    Yaklaşan tehdit küçültülerek anlatılır: tavşan, kılıksız köstebek. Küçültme eşeğin gözünden yapıldığı için yanlış değerlendirme, cehaletten çok kendini güvende sanmanın adı olur.

  13. 13

    Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...

    Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı!..

    Günümüz Türkçesi +

    1Bir tutam ot fazla yutmayı kâr sayarmış...

    2Derken düşmanı, o son lokmayı yutmadan üstüne çullanırmış!

    Beyit yorumu +

    Hesap bir tutam ota indirilir; kazançla kayıp arasındaki oran böylece sayılabilir olur. Son lokmanın yutulamaması, öngörüsüzlüğün bedelini tek ana toplar.

  14. 14

    Bir hakîkattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:

    Hâlimiz merkeble kurdun aynı, aslâ farkı yok.

    Günümüz Türkçesi +

    1Bu şaşmaz bir gerçektir; hangi üsluba sokarsan sok:

    2Hâlimiz eşekle kurdun durumunun aynısı, hiç farkı yok.

    Beyit yorumu +

    Benzetmenin karşılığı açıkça söylenir; şair yorumu okura bırakmaz. "Bildiğin üslûba sok" sözü ise anlatım biçiminin sonucu değiştirmeyeceğini baştan kabul eder.

  15. 15

    Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız!

    Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!

    Günümüz Türkçesi +

    1Düşman burnumuzdan tuttu; biz boğaz derdindeyiz!

    2Bir bakın: hâlâ mı hâlâ hırs peşindeyiz!

    Beyit yorumu +

    İki organ karşı karşıya gelir: burun ile boğaz. Biri düşman elindeyken ötekiyle uğraşmak, önceliğin yanlış sıralandığını tek bir anatomi şakasıyla gösterir.

  16. 16

    Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:

    Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!

    Günümüz Türkçesi +

    1Saygısızlık yeter... Birazcık olsun utanın:

    2Utanmanın vakti çoktan geldi, hem geçiyor da!

    Beyit yorumu +

    Utanma bir duygu değil, zamanı olan bir iş gibi anılır. Vaktin geçmekte olduğunun söylenmesi, geç kalmanın da bir seçim sayıldığını ima eder.

  17. 17

    Davranın haykırmadan nâkûs-i izmihlâliniz...

    Öyle bir buhrâna sapmıştır ki, zîrâ, hâliniz:

    Günümüz Türkçesi +

    1Yıkılışınızın çanı çalmadan davranın...

    2Çünkü hâliniz öyle bir bunalıma sapmıştır ki:

    Beyit yorumu +

    Uyarı bir sese bağlanır: henüz çalmamış çan. Cümle iki nokta ile açık bırakıldığı için tehlikenin tarifi bir sonraki beyte devredilir.

  18. 18

    Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme!

    Davranın, zîrâ gülünç olduk bütün bir âleme,

    Günümüz Türkçesi +

    1Zevke dalmak bir yana, yas tutmaya bile vaktiniz yok!

    2Davranın; çünkü bütün bir dünyaya gülünç olduk,

    Beyit yorumu +

    Yas tutma hakkı bile zaman yokluğu gerekçesiyle elden alınır. Verilen sebep ahlâk değil dışarıdan görünme; utanç, kendi vicdanından çok başkasının bakışına bağlanır.

  19. 19

    Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh intikam;

    Yerde kalmış, na'şa benzer kavm için durmak haram!

    Günümüz Türkçesi +

    1Gökte yüz binlerce ruh intikam beklerken,

    2yerde kalmış, cesede benzeyen topluluk için durmak haramdır!

    Beyit yorumu +

    Ölüler gökte bekleyen taraf, yaşayanlar yerde cesede benzeyen taraf olur. Rollerin tersine dönmesi hareketsizliği tembellikten çıkarıp ödenmemiş bir borç hâline getirir.

  20. 20

    Kahraman ecdâdınızdan sizde bir kan yok mudur?

    Yoksa: İstikbâlinizden korkulur, pek korkulur!

    Günümüz Türkçesi +

    1Yiğit atalarınızdan sizde bir kan yok mudur?

    2Yoksa geleceğinizden korkulur, hem de çok korkulur!

    Beyit yorumu +

    Manzume başladığı soruya döner ama bu kez cevabı bir uyarıya bağlar. Son dizedeki tekrar hükmü kesinleştirmek yerine korkunun kendisini uzatır.

Kaynak

Metnin kaynağı

Metin Vikikaynak'ın 140596 numaralı revizyonundan alındı; sayfada manzumenin altında 13 Haziran 1329 / 26 Haziran 1913 tarihi kayıtlıdır. Kaynak imlâsı korundu, yalnız noktalama işaretlerinden önceki fazla boşluklar temizlendi. Manzumenin tamamı 20 beyittir ve burada eksiksiz verilmiştir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Okumaya devam edin

Mehmet Âkif Ersoy şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →