Müslümanlık Nerde
1913 tarihli manzume, aradığı örnekleri yalnız mezarlarda bulduğunu söyleyip talebini her beyitte küçültür ve sonunda kalan tek şeyin utanma olduğunu yazar.
- 1
Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
Âlem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nâfile!
Günümüz Türkçesi +
1Müslümanlık nerede! Bizden insanlık bile geçmiş...
2Amaç dünyayı aldatmaksa aldanan yok; boşuna!
- 2
Kaç hakîkî müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, gâlibâ göklerdedir!
Günümüz Türkçesi +
1Kaç gerçek Müslüman gördüysem hepsi mezardadır;
2Müslümanlık, bilmem ama, galiba göklerdedir!
Beyit yorumu +
Örnekler ölülerden seçilir, sonra kavram yeryüzünden çıkarılır. "Bilmem amma" sözü iddiayı yumuşatmaz; kesinlik yerine tahmin bırakması eleştiriyi daha da geçilmez kılar.
- 3
İstemem, dursun o pâyansız mefâhir bir yana...
Gösterin ecdâda az çok benzeyen bir kan bana!
Günümüz Türkçesi +
1İstemem; o ucu bulunmayan övünçler bir yana dursun...
2Bana atalara az çok benzeyen bir kan gösterin!
Beyit yorumu +
Övünç malzemesi elinin tersiyle itilip yerine kanıt istenir. İstenenin ölçüsü "az çok" sözüyle bilerek düşürülür; talebin küçüklüğü, karşılanmadığında suçlamayı büyütür.
- 4
İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yâdigâr,
Çok değil, ancak, necîb evlâda lâyık tek şiâr,
Günümüz Türkçesi +
1Sizde soyunuzdan kalma bir iz görmek isterim;
2çok değil, soylu bir evlada yakışacak tek bir belirti,
Beyit yorumu +
Talep bir kez daha küçültülür: tek bir belirti. Sayının bire indirilmesi karşı tarafa kolaylık gibi görünse de, verilmediğinde bahane bırakmayan bir sınav kurar.
- 5
Varsa şâyed, söyleyin, bir parçacık insâfınız:
Böyle kansız mıydı -hâşâ- kahraman eslâfınız?
Günümüz Türkçesi +
1Birazcık insafınız varsa söyleyin:
2Yiğit atalarınız –hâşâ– böyle kansız mıydı?
Beyit yorumu +
Soru insaf şartına bağlanır; cevap vermek dürüstlük göstergesi olur. "Hâşâ" araya girip atalara toz kondurmazken, bugünü savunacak hiçbir kelime bırakmaz.
- 6
Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdâsına?
Benzeyip şîrâzesiz bir mushafın eczâsına,
Günümüz Türkçesi +
1Herkes böyle ayrılık sevdasına düşmüş müydü?
2Dikişi sökülmüş bir mushafın dağınık sayfaları gibi olup,
Beyit yorumu +
Ayrılık için bir kitap benzetmesi seçilir: şîrâzesi sökülmüş mushafın dağılan sayfaları. Parçaların yok olmayıp yalnız dağılması, kaybın onarılabilir görünüp onarılmamasını anlatır.
- 7
Hiç görülmüş müydü olsun kayd-ı vahdet târumâr?
Böyle olmuş muydu millet can evinden rahnedâr?
Günümüz Türkçesi +
1Birlik bağının böyle darmadağın olduğu hiç görülmüş müydü?
2Millet can evinden böyle yaralanmış mıydı?
Beyit yorumu +
İki soru üst üste gelir ve ikisi de cevapsız kalır. "Can evi" sözü zararı bir organa bağlar; yara dışta değil işleyişin merkezinde gösterilir.
- 8
Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?
Böyle âdet miydi bî-pervâ, yemek insan leşi?
Günümüz Türkçesi +
1Kardeş kardeşi açlıktan böyle boğazlar mıydı?
2Çekinmeden insan leşi yemek böyle âdet miydi?
Beyit yorumu +
Sorular en uçtaki örneğe iner. Açlığın sebep gösterilmesi suçu hafifletmez; şair mazereti dizenin içine koyup yine de soruyu sorarak kabulü imkânsız kılar.
- 9
Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan...
Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bâri gülmekten utan!..
Günümüz Türkçesi +
1Çiğnenen namusumuz, doğranan evladımızdır...
2Hey utanmaz! Ağlamıyorsan bari gülmekten utan!
Beyit yorumu +
Beklenti bir kez daha düşürülür: ağlaman istenmiyor, gülmemen isteniyor. En alt basamağa inen bu talep, tepkisizliği duygusuzluktan çok bir terbiye eksiği sayar.
- 10
"His" denen devletliden olsaydı halkın behresi:
Pâyitahtından bugün taşmazdı sarhoş na'rası!
Günümüz Türkçesi +
1Halkın "his" denen zenginlikten payı olsaydı,
2bugün başkentinden sarhoş naraları taşmazdı!
Beyit yorumu +
Duygu bir servet gibi anılır ve halkın payı yok sayılır. Kanıt olarak seçilen şey siyasi bir olay değil sokaktan duyulan sestir; eleştiri kulakla yapılır.
- 11
Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
Günümüz Türkçesi +
1Kurt uzaktan bakıp eşeği dalgın görürmüş,
2sonra yaydan çıkmış ok gibi ansızın saldırırmış.
Beyit yorumu +
Şiir tartışmayı kesip bir hayvan hikâyesine geçer. Anlatının duyulmuş geçmiş zamanla kurulması onu bir ders hâline getirir; hüküm doğrudan verilmeyip örneğe bırakılır.
- 12
Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yâhud kılıksız köstebek!
Günümüz Türkçesi +
1Ama aşk olsun, eşek aldırmaz da otlarmış;
2sanki gelen bir tavşanmış ya da kılıksız bir köstebek!
Beyit yorumu +
Yaklaşan tehdit küçültülerek anlatılır: tavşan, kılıksız köstebek. Küçültme eşeğin gözünden yapıldığı için yanlış değerlendirme, cehaletten çok kendini güvende sanmanın adı olur.
- 13
Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...
Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı!..
Günümüz Türkçesi +
1Bir tutam ot fazla yutmayı kâr sayarmış...
2Derken düşmanı, o son lokmayı yutmadan üstüne çullanırmış!
Beyit yorumu +
Hesap bir tutam ota indirilir; kazançla kayıp arasındaki oran böylece sayılabilir olur. Son lokmanın yutulamaması, öngörüsüzlüğün bedelini tek ana toplar.
- 14
Bir hakîkattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:
Hâlimiz merkeble kurdun aynı, aslâ farkı yok.
Günümüz Türkçesi +
1Bu şaşmaz bir gerçektir; hangi üsluba sokarsan sok:
2Hâlimiz eşekle kurdun durumunun aynısı, hiç farkı yok.
Beyit yorumu +
Benzetmenin karşılığı açıkça söylenir; şair yorumu okura bırakmaz. "Bildiğin üslûba sok" sözü ise anlatım biçiminin sonucu değiştirmeyeceğini baştan kabul eder.
- 15
Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız!
Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!
Günümüz Türkçesi +
1Düşman burnumuzdan tuttu; biz boğaz derdindeyiz!
2Bir bakın: hâlâ mı hâlâ hırs peşindeyiz!
Beyit yorumu +
İki organ karşı karşıya gelir: burun ile boğaz. Biri düşman elindeyken ötekiyle uğraşmak, önceliğin yanlış sıralandığını tek bir anatomi şakasıyla gösterir.
- 16
Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:
Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!
Günümüz Türkçesi +
1Saygısızlık yeter... Birazcık olsun utanın:
2Utanmanın vakti çoktan geldi, hem geçiyor da!
Beyit yorumu +
Utanma bir duygu değil, zamanı olan bir iş gibi anılır. Vaktin geçmekte olduğunun söylenmesi, geç kalmanın da bir seçim sayıldığını ima eder.
- 17
Davranın haykırmadan nâkûs-i izmihlâliniz...
Öyle bir buhrâna sapmıştır ki, zîrâ, hâliniz:
Günümüz Türkçesi +
1Yıkılışınızın çanı çalmadan davranın...
2Çünkü hâliniz öyle bir bunalıma sapmıştır ki:
Beyit yorumu +
Uyarı bir sese bağlanır: henüz çalmamış çan. Cümle iki nokta ile açık bırakıldığı için tehlikenin tarifi bir sonraki beyte devredilir.
- 18
Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme!
Davranın, zîrâ gülünç olduk bütün bir âleme,
Günümüz Türkçesi +
1Zevke dalmak bir yana, yas tutmaya bile vaktiniz yok!
2Davranın; çünkü bütün bir dünyaya gülünç olduk,
Beyit yorumu +
Yas tutma hakkı bile zaman yokluğu gerekçesiyle elden alınır. Verilen sebep ahlâk değil dışarıdan görünme; utanç, kendi vicdanından çok başkasının bakışına bağlanır.
- 19
Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh intikam;
Yerde kalmış, na'şa benzer kavm için durmak haram!
Günümüz Türkçesi +
1Gökte yüz binlerce ruh intikam beklerken,
2yerde kalmış, cesede benzeyen topluluk için durmak haramdır!
Beyit yorumu +
Ölüler gökte bekleyen taraf, yaşayanlar yerde cesede benzeyen taraf olur. Rollerin tersine dönmesi hareketsizliği tembellikten çıkarıp ödenmemiş bir borç hâline getirir.
- 20
Kahraman ecdâdınızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa: İstikbâlinizden korkulur, pek korkulur!
Günümüz Türkçesi +
1Yiğit atalarınızdan sizde bir kan yok mudur?
2Yoksa geleceğinizden korkulur, hem de çok korkulur!
Beyit yorumu +
Manzume başladığı soruya döner ama bu kez cevabı bir uyarıya bağlar. Son dizedeki tekrar hükmü kesinleştirmek yerine korkunun kendisini uzatır.
Metnin kaynağı
Metin Vikikaynak'ın 140596 numaralı revizyonundan alındı; sayfada manzumenin altında 13 Haziran 1329 / 26 Haziran 1913 tarihi kayıtlıdır. Kaynak imlâsı korundu, yalnız noktalama işaretlerinden önceki fazla boşluklar temizlendi. Manzumenin tamamı 20 beyittir ve burada eksiksiz verilmiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
Manzume bir soruyla değil bir yoklukla açılır; aranan şeyin adı bile ikinci dizede terk edilir. Aldatma girişiminin başarısız sayılması, kaybı gizleme ihtimalini de kapatır.