DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Tevfik Fikret/Bir Hicrân-ı Muvakkatten Sonra
Manzume · 20. yüzyıl

Bir Hicrân-ı Muvakkatten Sonra

Ayrılıktan önce iki sevgili birbirine "giryân" ile "hicrân" kelimelerinin ne demek olduğunu sorup bilmezlikten gelir; ayrılıktan sonra aynı sahne tersine çevrilerek tekrarlanır. Şiir bir kelimeyi öğrenmeyi hayatı öğrenmekle bir tutuyor ve inkâr imkânının elden gitmesini kayıp olarak anlatıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sâkin, soruyordun bana : " ne demektir?"

    "... onu geç, anlamadım ben de!" diyordum;

    İnkâr ediyordum.

    Dalgın, soruyordum sana : " ne demektir?"

    "... onu hiç bilmiyorum işte!" diyordun;

    Isrâr ediyordun.

    1Sakin sakin bana soruyordun: “Ağlamak ne demektir?”

    2“Ağlamak… onu geç, ben de anlamadım!” diyordum;

    3inkâr ediyordum.

    4Dalgın dalgın sana soruyordum: “Ayrılık ne demektir?”

    5“Ayrılık… onu hiç bilmiyorum işte!” diyordun;

    6ısrar ediyordun.

    Açılış simetriktir: biri ‘giryân’ı, öteki ‘hicrân’ı sorar; ikisi de kelimeyi bilmediğini söyleyerek geçiştirir. Uzun dizelerin ardından gelen kısa ‘inkâr ediyordum / ısrar ediyordun’ sözleri bu karşılıklı bilmeme oyununu adlandırır; kişilerin cinsiyeti dışarıdan belirlenmez.

  2. 2

    İnkâr ile, ile ma’nâ-yı hayâtı

    Sevdâmızı bir vâha-yı gaflette yaşattık;

    ederek hep sademâtı

    Bir mehd-i serâbîde çocuklar gibi yattık...

    1İnkârla, belirsiz bırakmakla hayatın anlamını —

    2sevdamızı — bir gaflet vahasında yaşattık;

    3bütün sarsıntıları emellerimizin oyuncağı yaparak

    4bir serap beşiğinde çocuklar gibi yattık…

    Üç tamlama da korumayı sahte bir şeyin sağladığını söylüyor: gaflet bir vaha, emeller bir oyuncak, serap bir beşik. "Sademât", yani sarsıntılar oyuncak edilmişse felaket oyun sayılmış demektir; "çocuklar gibi yattık" bu çocukluğun seçilmiş bir çocukluk olduğunu belli ediyor.

  3. 3

    Yattık, uyuduk, sevdik, inandık, oyalandık;

    Ufkun o derin sîne-yi sâfındaki lerziş

    Her gün bizi şefkatle kucaklardı; karanlık

    Bir idi... Hep nûr' ü nevâziş.

    1Yattık, uyuduk, sevdik, inandık ve oyalandık;

    2ufkun o derin, saf göğsündeki titreyiş

    3her gün bizi şefkatle kucaklardı; karanlık

    4bilinmeyen bir ziyaretçiydi… Her şey nur ve okşayış.

    Beş fiilin sıralandığı ilk dize bütün bir mutluluk devrini tek soluğa sıkıştırıyor. Karanlığın "bilinmeyen bir ziyaretçi" sayılması onu henüz tehdit değil merak yapıyor. Dizenin "karanlık" kelimesiyle bitip anlamın alt dizeye taşması, gelecek darbeyi biçimle sezdiriyor.

  4. 4

    Çâk etti, biz etbâk-ı tahayyülde uçarken,

    Bir sadme-yi hâliyle hakikat bu zılâli;

    Öğretti hayât en acı bir ders ile birden

    En giryeli hicrânı... bütün hüzn-i leyâli.

    1Biz hayal katlarında uçarken, tek bir darbeyle

    2hakikat bu gölgeleri yarıp attı;

    3hayat en acı dersle birden öğretti

    4en gözyaşlı ayrılığı… gecelerin bütün hüznünü.

    "Çâk etti" yarmak demek: hakikat bir vuruşta hayal katlarını yırtıyor. Fikret cümleyi devirip fiili başa, öznesini ikinci dizeye almış; okur hakikatin kim olduğunu bir dize gecikmeyle öğreniyor. Ders "en acı" olmakla kalmıyor, "birden" geliyor — anilik acının parçası.

  5. 5

    Artık soramam ben sana: " ne demektir?"

    "... onu geç, anlatamam ben." diyemezsin;

    Isrâr edemezsin;

    Artık soramazsın bana: " ne demektir?"

    Hicran mı, evet; âh onu inkâr edebilsem,

    "Bilmem!." diyebilsem...

    1Artık sana soramam: “Ağlamak ne demektir?”

    2“Ağlamak… onu geç, ben anlatamam.” diyemezsin;

    3ısrar edemezsin;

    4artık bana soramazsın: “Ayrılık ne demektir?”

    5Ayrılık mı, evet; ah onu inkâr edebilsem,

    6“Bilmem!” diyebilsem…

    Son bent açılışı satır satır tersine çeviriyor: aynı iki soru, aynı kısa dizeler, ama fiiller olumsuz — soramam, diyemezsin, edemezsin. İnkâr imkânı elden gitmiş; şiirin son dileği bilmemek, yani başlangıçtaki bilgisizliğe dönmek. Başlıktaki "muvakkat", yani geçici sözü buradan sonra acı bir şaka gibi duruyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 145484 numaralı sürüm esas alındı. Kaynaktaki noktalama alışkanlıkları (iki noktadan önceki boşluk: "bana : "), son bentte şapkasız dizilen "Hicran mı" ve "Bilmem!." biçimindeki nokta kullanımı olduğu gibi korundu. Bent bölmeleri kaynaktaki boşluklara göre yapıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDevenin Başı
Vaktiyle büyük bir devenin bir başı varmış...
Tevfik Fikret · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

giryân

Ağlayan, gözü yaşlı

hicrân

Ayrılık, ayrılık acısı

ibhâm

Belirsiz bırakma, üstünü kapama

vâha-yı gaflet

Gaflet vahası, habersizlik sığınağı

bâzîçe-yi âmâl

Emellerin oyuncağı

sademât

Sarsıntılar, çarpmalar

mehd-i serâbî

Serap beşiği

zâir-i mechûl

Bilinmeyen ziyaretçi