Devenin Başı
Çürük ve beyinsiz başının sürüklediği ağır gövdeli devenin masalı, dinleyici bulamayan şikâyetten sessizliğe ve sonunda gövdenin haksızlık eden başı koparıp atmasına ilerler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Vaktiyle büyük bir devenin bir başı varmış...
Başsız deve olmaz ya. Masal, neyse; bütün gün
Yaz kış, bu beyinsiz, bu çürük baş
Çöl, kır, tepe, dağ, taş,
Bî-çâreyi sürükler ve yorarmış...
1Bir zamanlar büyük bir devenin bir başı varmış…
2Başsız deve olmaz ya; masal işte, neyse; bütün gün,
3yaz kış, bu beyinsiz, bu çürük baş
4çöl, kır, tepe, dağ, taş demeden
5zavallıyı boşuna sürükler, yorarmış…
- 2
Bîçâre ağır gövde ne yapsın, kime küssün?
Bir karga bulup derdini dökmüş, o demiş: - Vâh!
Baştan büyük Allah... Başa gelmiş, çekeceksin.
Artık işe hörgüç bile şaşmış,
Kuyruksa dolaşmış
1Zavallı ağır gövde ne yapsın, kime küssün?
2Bir karga bulup derdini dökmüş; karga demiş: - Vâh!
3Baştan büyük Allah… Başa gelmiş, çekeceksin.
4Artık bu işe hörgüç bile şaşmış,
5kuyruk ise dolaşmış
Gövdenin akıl danıştığı yer bir karga; verdiği öğüt de teselli değil teslim: çekeceksin. "Baştan büyük Allah" atasözü burada iki yönlü çalışıyor — hem kadere rıza hem de "baş"ın kendini Allah'tan büyük sayamayacağı îmâsı. Hörgücün şaşması, uzuvların bile duruma isyanı.
- 3
Baştan başa enhâyı; fakat kimseyi Allah
Baştan düşürüp kuyruğa baktırmasın; ilkin
Bir parça durup dinleyen olmuşsa da, git git,
Âlem bu uzun derdi işitmekten usanmış;
1bütün yönleri baştan başa; ama Allah kimseyi
2baştan düşürüp kuyruğa baktırmasın; başlangıçta
3bir süre durup dinleyen olmuşsa da, gide gide
4âlem bu uzun derdi dinlemekten usanmış;
Deyimlerle oynuyor: "baştan düşmek" hem mevkiini yitirmek hem gerçekten başsız kalmak; "kuyruğa baktırmak" ise en aşağıdakine muhtaç düşürmek. Şikâyetin uzunluğu da bir tema oluyor — ilk gün dinleyen var, sonra kimse yok; zulüm anlatılmaktan aşınıyor.
- 4
Artık kime dinletmeğe gitse,
Kim duysa, işitse
Yüz vermediğinden, devecik
Bir hendeğe inmiş, başı sokmuş ve uzanmış.
1Artık kime dinletmeye gitse,
2kim duysa işitse
3yüz vermediği için, devecik sessiz sedasız
4bir hendeğe inmiş, başını sokmuş ve uzanmış.
Deveye küçültme ekiyle "devecik" denmesi merhametle alay arasında bir yerde duruyor. "Sâkin ü sâkit" — durgun ve suskun — çifti, şikâyetin bitişini sesin bitişi olarak veriyor. Hendeğe inip başı sokmak hem yorgunluk hem de o başı elden çıkarmaya hazır oluş.
- 5
Birden çekilip: "Haydi - demiş - dûzaha, !”
Haksızlık eden başları bir gün... koparırlar.
1Birden çekip: “Haydi cehenneme, murdar!” demiş;
2haksızlık eden başları bir gün… koparırlar.
Gövde birden çekilip başı cehenneme yollar. Son dizede ‘koparırlar’ fiili üç noktayla gecikir ve özne belirtilmez; haksızlık eden başlara yönelen tehdit bu belirsiz çoğul özneyle açık bırakılır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 145498 numaralı sürüm esas alındı. Metnin başındaki "Halûk'un Ezberi" alt başlığı dize sayılmadı, metne alınmadı. Kaynakta "Bî-çâre" bir yerde tireli, bir yerde tiresiz dizilmiş; olduğu gibi bırakıldı. Son beytin tırnağı kaynakta tek yönlü kapanıyor, düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
"Bu çok güzel, bakınız; çok güzel, bu çok zengin..."Tevfik Fikret · Manzume→
Masal formülüyle açılıp formülü hemen bozuyor: "başsız deve olmaz ya" diyen anlatıcı, masalın apaçık şeyini söylemiş gibi yapıp asıl meseleye, başın niteliğine geçiyor. Uzun dizelerin arasına düşen iki kısa dize devenin sendeleyen, kesik kesik yürüyüşünü taklit ediyor.