DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Tevfik Fikret/Para ve Hayat
Manzume · 20. yüzyıl

Para ve Hayat

Bir mağazada elbise gösteren yoksul bir kızla, beğenip reddeden alıcıları karşı karşıya getiren manzume. Fikret önce satışın diliyle konuşuyor, sonra "bu hak sizin kesenizden akıyor" diyerek hakkın kaynağını paraya bağlıyor ve suçu son dizede alıcı kalabalığa yüklüyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    "Bu çok güzel, bakınız; çok güzel, bu çok zengin..."

    Ve, bir bebek gibi, sırtında süslü bir pelerin

    Ağır ağır dönüyor karşınızda, size bakıyor,

    1“Bu çok güzel, bakınız; çok güzel, bu çok zengin…”

    2Ve bir oyuncak bebek gibi, sırtında süslü bir pelerin,

    3ağır ağır dönüyor karşınızda, size bakıyor,

    Satış sözü elbiseyi överken sırtında süslü pelerin bulunan kız, oyuncak bebek gibi ağır ağır döner ve karşısındakilere bakar. Dönme eyleminin öznesi kızdır; pelerin onun sırtındaki sergilenen giysidir.

  2. 2

    Beğendinizse güzel, yoksa hiç sıkılmıyarak

    “Hayır, fena!” diye reddeyliyorsunuz... Bir hak:

    Bu hak sizin kesenizden parıl parıl akıyor!

    1Beğendinizse güzel; yoksa hiç sıkılmadan

    2“Hayır, fena!” diye reddediyorsunuz… Bir hak:

    3bu hak sizin kesenizden parıl parıl akıyor!

    Reddin kolaylığı "hiç sıkılmıyarak" sözüyle veriliyor; ardından dize ortasında iki nokta konup mesele adlandırılıyor: bu bir hak. Fikret hakkın kaynağını hukuktan değil keseden getiriyor ve "parıl parıl akıyor" fiiliyle parayı hem ışık hem akan bir sıvı yapıyor.

  3. 3

    Parıl, parıl... Biz her hakkı bahşeden bu ,

    Bu , bu parıltı!... işte ,

    Fakir, ona, herkes, onun şeâmetle

    ettiği ikbâle , müştâk.

    1Parıl parıl… Biz, her hakkı bağışlayan bu alçak,

    2bu yırtıcı, bu kirli parıltı!… İşte zengin,

    3yoksul, ona, herkes, onun uğursuzlukla

    4sadaka gibi dağıttığı ikbale muhtaç ve hasret.

    Paraya üç sıfat birden yükleniyor: deni, müfteris, mülevves — alçak, yırtıcı, kirli. "Tasadduk" sadaka vermek demek; parıltının verdiği ikbal hayır değil sadaka sayıldığı için alan herkes dilenci mevkiine düşüyor. Zengin ile fakirin aynı sıraya dizilmesi ikisini de aynı parıltıya bağlıyor.

  4. 4

    Zavallı kız, seni karşımda döndüren de o bak:

    O, hep o, hep o , o kitle!

    1Zavallı kız, seni karşımda döndüren de o, bak:

    2o, hep o, hep o kirli, o yırtıcı kalabalık!

    Şiir ilk kez kıza sesleniyor ve açılıştaki seyirci "siz", suçlanan "kitle"ye dönüşüyor. "Hep o, hep o" tekrarı bir zabıt cümlesi gibi. İkinci bentte paraya verilen mülevves ve müfteris sıfatlarının burada insanlara geçmesi, parıltıyla kalabalığın aynı şey olduğunu söylüyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 168842 numaralı sürüm esas alındı. Kaynakta tırnak işaretleri yerine göre düz, yerine göre eğik dizilmiş; imlâ ve noktalama olduğu gibi korundu. "Fakir, ona, herkes, onun şeâmetle" dizesi bu dizgide vezni tam doldurmuyor; kafiye düzeni bütün olduğu için metin eksiksiz sayıldı ve dizeye dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirVerin Zavallılara!
Harâb-ı zelzele bir köy; şu yanda bir çatının
Tevfik Fikret · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

deni

Alçak, aşağılık

müfteris

Yırtıcı, parçalayan

mülevves

Kirli, bulaşmış

ganî

Zengin

şeâmet

Uğursuzluk, kötülük getirme

tasadduk

Sadaka verme

ikbâl

Baht açıklığı, refah

müftekir

Muhtaç, yoksun