Leylâ
Klasik Leylâ ile Mecnûn hikâyesini bir bekleyiş alegorisine çeviren bölüm, sevgiliyi göklerden çağırırken ondan ödenmiş bunca bedelin hesabını da sorar ve cevap alamaz.
- 1
Hayır! Şark'ın, o hodgâm olmayan Mecnûn-i nâ-kâmın,
Bütün dünyâda bir Leylâ'sı var: Âtîsi İslâm'ın.
Günümüz Türkçesi +
1Hayır! Şark'ın, o kendini düşünmeyen mutsuz Mecnun'un,
2bütün dünyada tek bir Leylâ'sı var: İslâm'ın geleceği.
- 2
Nasıldır mâsivâ, bilmez; onun fânîsidir ancak;
Bugün, yâdıyle müstağrak yarın, yâdında müstağrak!
Günümüz Türkçesi +
1Ondan başkasını bilmez, yalnız ona tutkundur;
2bugün onun anısına dalmış, yarın da anısında dalmış!
Beyit yorumu +
Zaman iki kelimeye indirilir: bugün ve yarın. İkisinde de aynı işin yapılması, bekleyişi bir süreç değil yerinde duran bir tekrar hâline getirir.
- 3
Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın cânan, uzaklaşma!
Senin derdinle canlardan geçen Mecnun'la uğraşma!
Günümüz Türkçesi +
1Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın sevgili, uzaklaşma!
2Senin derdinle canından geçen Mecnun'la uğraşma!
Beyit yorumu +
Sevgili aynı dizede hem çok yakın hem uzaklaşan olarak anılır. Çelişki çözülmediği için çağrı, bir buluşma isteğinden çok mesafenin itirafı gibi durur.
- 4
Düşün: Bîçârenin en kahraman, en gürbüz evlâdı,
Kimin uğrunda kurbandır ki, doğrandıkça doğrandı?
Günümüz Türkçesi +
1Düşün: bu çaresizin en yiğit, en gürbüz evladı,
2kimin uğruna kurban oldu ki doğrandıkça doğrandı?
Beyit yorumu +
Çağrı birden yerini hesap sormaya bırakır ve ses sertleşir. Soru sevgiliye yöneltildiği için bekleyişin faturası, bekleyene değil beklenen tarafa çıkarılır.
- 5
Şu yüz binlerce sönmüş yurda yangınlar veren kimdi?
Şu milyonlarca öksüz, dul kimin boynundadır şimdi?
Günümüz Türkçesi +
1Şu yüz binlerce sönmüş yurdu kim yaktı?
2Şu milyonlarca öksüz ve dul şimdi kimin boynunda?
Beyit yorumu +
Sayılar iki dizede yüz binden milyona çıkar. Ölçünün büyümesi acıyı anlatmak için değil sorumluluğu tartmak için kullanılır; sorunun muhatabı yine değişmez.
- 6
Kimin boynundadır serden geçip berdâr olan canlar?
Kimin uğrundadır, Leylâ, o makteller, o zindanlar?
Günümüz Türkçesi +
1Canından geçip asılanların hesabı kimin boynunda?
2O katliamlar, o zindanlar kimin uğrunadır, Leylâ?
Beyit yorumu +
Aynı soru üçüncü kez sorulur ve bu kez sevgilinin adı araya girer. Adın çağrılması suçlamayı yumuşatmaz; muhatabı belirginleştirdiği için tersine keskinleştirir.
- 7
Helâl olsun o kurbanlar, o kanlar, tek sen ey Leylâ,
Görün bir kerrecik, ye's etmeden Mecnûn'u istîlâ.
Günümüz Türkçesi +
1O kurbanlar, o kanlar helal olsun; yeter ki sen ey Leylâ,
2umutsuzluk Mecnun'u ele geçirmeden bir kerecik görün.
Beyit yorumu +
Hesap sorma bir pazarlığa dönüşür: bedel ödenmiş sayılsın, karşılığı tek bir görünme olsun. Talebin "bir kerrecik" diye küçültülmesi, elde kalan payı da gösterir.
- 8
Niçin hilkat zemîninden henüz yüksekte pervâzın?
Şu topraklarda, şâyed, yoksa hiç imkân-ı i'zâzın,
Günümüz Türkçesi +
1Neden uçuşun hâlâ yaratılışın zemininden yüksekte?
2Şu topraklarda ağırlanma imkânın hiç yoksa,
Beyit yorumu +
Sevgilinin gelmemesi bir kusur değil, bir konum sorunu olarak sayılır. Yerin ağırlamaya yetmeyeceği ihtimaline geçilince suçlama, beklenenden bekleyenin ülkesine döner.
- 9
Şafaklar ferş-i râhın, fecr-i sâdıklar çerâğındır;
Hilâlim, göklerin kalbinde yer tutmuş, otâğındır;
Günümüz Türkçesi +
1Şafaklar yolunun halısı, gerçek sabahlar kandilindir;
2hilâlim, göklerin ortasında yer tutmuş çadırındır;
Beyit yorumu +
Gökyüzü döşenmiş bir konağa çevrilir: halı, kandil, çadır. Yerin yetersiz kaldığı noktada ev kurma işi göğe taşınır; ağırlama hayalle tamamlanır.
- 10
Ezanlar nevbetindir: İnletir eb'âdı haşyetten;
Cihâzındır alemler, kubbeler, inmiş meşiyyetten;
Günümüz Türkçesi +
1Ezanlar senin nöbet davulundur; uzakları korkuyla inletir;
2sancaklar, kubbeler senin çeyizindir; hepsi ilahi iradeden inmiş.
Beyit yorumu +
Ses ve yapı bir düğün hazırlığına dönüşür: nöbet, çeyiz. Sevgili beklenen gelin olunca bekleyiş, bitmeyen bir hazırlığın adı hâline gelir.
- 11
Cemâ'atler kölendir: Kâ'be'ler haclen... Gel ey Leylâ;
Gel ey candan yakın cânan ki gâiblerdesin, hâlâ!
Günümüz Türkçesi +
1Cemaatler kölen, Kâbe'ler gerdek odandır... Gel ey Leylâ;
2gel ey candan yakın sevgili; hâlâ görünmezlerdesin!
Beyit yorumu +
Hazırlık tamamlanır, çağrı yeniden yapılır ve cevapsız kalır. "Hâlâ" sözü bütün bu düzenlemenin sonucunu tek kelimede toplar: hiçbir şey değişmemiştir.
- 12
Bu nâzın elverir, Leylâ, in artık in ki bâlâdan,
Müebbed bir bahâr insin şu yanmış yurda, Mevlâ'dan.
Günümüz Türkçesi +
1Bu naz yeter Leylâ; in artık, yukarıdan in ki
2şu yanmış yurda Mevlâ'dan sonsuz bir bahar insin.
Beyit yorumu +
Bölüm iki kez "in" diyerek biter; istek emre yaklaşır. Bahar sözünün "yanmış yurt" ile yan yana durması, beklenen şeyi bir müjde değil bir tamirat hâline getirir.
Metnin kaynağı
Metin Vikikaynak'ın 141989 numaralı revizyonundan alındı. Manzume kaynakta üç bende ayrılmıştır; burada Leylâ'nın kim olduğunun söylendiği ikinci ve üçüncü bentler 12 beyit olarak verildi, karanlık tasvirinden oluşan birinci bent alınmadı. Kaynaktaki "kölendiı" dizgi hatası "kölendir" olarak düzeltildi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
Klasik aşk hikâyesi bir kavrama bağlanır ve sevgilinin adı gelecek olur. Mecnun'un "hodgâm olmayan" diye nitelenmesi, arzuyu kişisel olmaktan çıkarıp temsile açar.