DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 19.–20. yüzyıl

Hüsran

Konuşan haykırmak ister fakat muhatap bulamaz; feryadını boğup bin parçaya ayırarak şiirine gömer. Sel gibi yayılacak inleyişin sessiz bir gözyaşına dönüşmesi, başlıktaki hüsranı kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ben böyle bakıp durmayacaktım, ,

    İslam'ı uyandırmak için haykıracaktım.

    1Ben böyle dili bağlı bakıp durmayacaktım;

    2İslam'ı uyandırmak için haykıracaktım.

    Şiir bir niyetin geçmiş zamanıyla açılıyor: “haykıracaktım”. Yapılmamış olan baştan söyleniyor, geri kalan on dize bunun sebebini arayacak.

  2. 2

    , gür imanlı beyinler coşar ancak,

    Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!

    1Ancak gür hisli, gür imanlı beyinler coşar;

    2ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!

    İlk açıklama kendini yetersiz bulmak. Ama ünlem işareti bu tevazuya bir alay katıyor — Âkif kendine gerçekten inanmıyor değil, kendini suçluyor.

  3. 3

    Haykır! 'Kime, lakin? Hani sahibleri yurdun?

    Ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;

    1“Haykır!” Ama kime? Hani yurdun sahipleri?

    2Sağa baktım sola baktım, yatanlar yabancılardı.

    Kendine verdiği emir tek kelime: haykır. Hemen ardından gelen soru onu geçersiz kılıyor — muhatap yok. Şiirin asıl derdi burada açığa çıkıyor: susmanın sebebi korku değil, dinleyicisizlik.

  4. 4

    Feryatımı artık boğarak, naş'ımı tuttum,

    Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.

    1Feryadımı boğarak cenazemi tuttum;

    2bin parça edip şiirime gömdüm, bıraktım.

    Feryat boğulur, bir cenaze gibi tutulur, bin parçaya ayrılıp şiire gömülür. Beyit, konuşanın duyuramadığı feryadın bu şiirdeki gömülme görüntüsünü kurar; bütün bir kitap veya şiir hayatı hakkında genelleme yapmaz.

  5. 5

    Seller gibi vadiyi eninim saracakken,

    Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.

    1İnleyişim seller gibi vadiyi saracakken

    2hiç çağlamadan, gizli akan bir yaş gibi aktım.

    İki su karşılaştırılıyor: sel ve gözyaşı. Biri duyulur, öteki duyulmaz. Beklenen ses ile çıkan ses arasındaki fark, hüsranın ölçüsü.

  6. 6

    Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;

    İnler ''ımdaki bile sessiz!

    1Acımdan şu sağır kubbede bir iz yok;

    2Safahat'ımdaki Hüsran bile sessiz inler!

    Son beyit şiiri kendi üzerine katlıyor: okuduğumuz şiirin adı Hüsran ve o bile sessiz. “Sağır kubbe” hem gökyüzü hem cami kubbesi olabilir — iki okumada da yakarışın karşılıksız kaldığını söylüyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 140478 numaralı sürüm esas alındı. Kaynakta tarama artığı tek tırnaklar var (“'Kime, lakin?”, “naş'ımı”); düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKârî...
Bana sor sevgili kâri; sana ben söyliyeyim,
Mehmet Âkif Ersoy · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hüsran

Umut kırıklığı, zarar

dili bağlı

Konuşamaz hâlde

gür hisli

Duygusu güçlü

lâkin

Ama, fakat

el

Yabancılar, başkaları

na'ş

Cenaze, ölü beden

enîn

İnleme

Safahat

Mehmet Âkif'in bütün şiirlerini topladığı kitap