DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mehmet Âkif Ersoy/Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak
Kaynaklı metin
Manzume · 19.–20. yüzyıl

Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak

Umutsuzluğu bir duygu değil alçak bir ölüm sayan manzume, muhatabını organ organ sayarak kaldırmaya çalışır ve son dizede hesabı bir sonraki kuşağa bağlar.

Özgün metin
  1. 1

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...

    Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

    Günümüz Türkçesi +

    1Geleceği karanlık görüp azmi bırakmak...

    2Alçak bir ölüm varsa, eminim, ancak budur.

    Beyit yorumu +

    Manzume bir tanımla açılır ve tanımın adı ölümdür. Umutsuzluk fiziksel bir sona değil ahlâkî bir dereceye bağlanınca hüküm daha ilk dizede verilmiş olur.

  2. 2

    Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.

    İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

    Günümüz Türkçesi +

    1Gözümle görsem bile dünyada buna inanmam.

    2İnancı olan kimse bu ölümle gebermez:

    Beyit yorumu +

    Tanık olmanın yetmeyeceğini söyleyerek görmeyi kanıt saymayı reddeder. "Gebermek" gibi kaba bir fiilin seçilmesi, bu ölümün saygı görmeyeceğini kelime düzeyinde ilan eder.

  3. 3

    Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'

    Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

    Günümüz Türkçesi +

    1Ey dipdiri ölü, "İki el bir baş içindir" derler.

    2Davransana; eller de senin, baş da senin!

    Beyit yorumu +

    Muhatap bir çelişkiyle adlandırılır: dipdiri ölü. Hazır bir atasözü alınıp hemen sahiplik cümlesine çevrilir; şairin öğüt verirken elindeki tek dayanak, organ saymaktır.

  4. 4

    His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

    Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

    Günümüz Türkçesi +

    1His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi oldun?

    2Bana şaşkınlık veriyorsun; sen böyle değildin.

    Beyit yorumu +

    Üç eksik arka arkaya sıralanıp bir soruya bağlanır. Son dize suçlamayı hatırlamaya çevirir: karşıdaki kişi hep böyle değildi, yani düşüş sonradan olmuştur.

  5. 5

    Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?

    Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?

    Günümüz Türkçesi +

    1Kurtulma azmin neden sürekli değil, bilmem?

    2Kendin mi yüreksizsin, yoksa umudun mu?

    Beyit yorumu +

    Soru iki şıkka bölünür ve ikisi de kabul edilmez. Kişiyle umudu birbirinden ayırma girişimi, sorumluluğu bölüştürmeye çalışan bir mazerete peşin cevap verir.

  6. 6

    Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?

    Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!

    Günümüz Türkçesi +

    1Geleceği karanlık görünce apıştın mı?

    2Elindeki imkânları bırakıp umutsuzluğa yapıştın!

    Beyit yorumu +

    İki fiil karşı karşıya konur: atmak ve yapışmak. Umutsuzluk pasif bir hâl değil sıkı sıkı tutulan bir şey olarak gösterilince tembellik bir tercih hâline gelir.

  7. 7

    Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan

    Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

    Günümüz Türkçesi +

    1Karşında ışık yoksa, sağından ya da solundan

    2hiç değilse tek bir ışık bul; yolundan kalma.

    Beyit yorumu +

    Çözüm yön değiştirmeye indirgenir: karşı yoksa yan. Işığın sayısı bire düşürüldüğü için istek gerçekçi kalır; öğüdün gücü bu küçültmeden gelir.

  8. 8

    Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

    Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

    Günümüz Türkçesi +

    1Dünyada ışık kalmasa yaratmalısın, yarat!

    2Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!

    Beyit yorumu +

    Bulmak yetmeyince yaratmak istenir; talep tek dizede büyür. Emrin iki kez tekrarlanması ve ardından gelen "kalk" sözü, metni öğütten seslenmeye geçirir.

  9. 9

    Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın

    Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

    Günümüz Türkçesi +

    1Dünyada herkes gibi yaşama hakkın

    2hâlâ varken, herkes gibi azminde direncin nerede?

    Beyit yorumu +

    İki dizede iki kez "herkes gibi" denir. Eşitlik bir hak olarak verilip bir yükümlülük olarak geri istenince hak ile çaba aynı hesabın iki yanına yazılır.

  10. 10

    Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.

    Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

    Günümüz Türkçesi +

    1Umutsuzluk öyle bir bataklıktır ki düşersen boğulursun.

    2Umuda sımsıkı sarıl da ne olacağını gör!

    Beyit yorumu +

    Umutsuzluk bir bataklık, umut ise tutunulacak bir ip olur. "Seyret" sözü sonucu göstermeyi reddeder; şair hiçbir vaat vermeden yalnız denemeyi önerir.

  11. 11

    Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

    Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar

    Günümüz Türkçesi +

    1Yaşayanlar her zaman azmiyle, umuduyla yaşar;

    2umutsuz kalanın ruhunu, vicdanını ise bağlar

    Beyit yorumu +

    Cümle beyit sınırını aşıp devam eder; söz kesilmeden bir sonraki beyte akar. Biçimin kendisi, bağlanmanın anlatıldığı yerde soluğun da bağlandığını duyurur.

  12. 12

    Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...

    En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!

    Günümüz Türkçesi +

    1lanetlenmiş bir zihin düğümü ki çözülmez...

    2Umutsuzluğun yüzü, en korkunç suçlu gibi hiç gülmez!

    Beyit yorumu +

    Düğüm çözülmez, yüz gülmez; iki olumsuz yan yana durur. Umutsuzluğa bir cani yüzü verilmesi onu duygudan çıkarıp yargılanabilir bir kişiye çevirir.

  13. 13

    Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile şirkin;

    Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin

    Günümüz Türkçesi +

    1Umutsuzlukla şirkin alçaklığı bir olduğuna göre;

    2ondan daha lanetli, daha çirkin

    Beyit yorumu +

    Ölçü en ağır suça bağlanır. İki dizenin aynı sözle başlaması sonuca varmayı geciktirir; hüküm bir sonraki beyte kaldığı için gerilim biçimle korunur.

  14. 14

    Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-ı îman,

    Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,

    Günümüz Türkçesi +

    1bir kötülük senin için yoktur; ey inanç unsuru,

    2Tanrı'nın vaat edilmiş rahmetinden umut keserek

    Beyit yorumu +

    Üç beyit süren kuruluş burada da kapanmaz. Cümlenin uzaması öğüdün sabrını taklit eder; okur da vaadin sonunu, tıpkı muhatap gibi beklemek zorunda kalır.

  15. 15

    Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;

    Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

    Günümüz Türkçesi +

    1Yıkıma razı olma... Çalış... Azmi bırakma;

    2kendin yanacaksan bile çocuğunu yakma!

    Beyit yorumu +

    Uzun cümle üç kısa emirle biter, sonra hitap değişir. Muhatabın kendi hayatından vazgeçmesine izin verilip çocuğunun geleceği yasaklanınca öğüt kuşak hesabına geçer.

Kaynak

Metnin kaynağı

Metin Vikikaynak'ın 141950 numaralı revizyonundan alındı. Sayfa iki bölümden oluşur; burada birinci bölümün 15 beyti verildi, "Evler tünek olmuş" dizesiyle başlayan ikinci bölüm alınmadı. Kaynaktaki "unsur- îman" yazımı "unsur-ı îman" biçimine getirildi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Okumaya devam edin

Mehmet Âkif Ersoy şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →