DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Virânî/Biz Urum Abdâlıyız
Kızıl Deli övgüsü nefesi · 17. yüzyıl

Biz Urum Abdâlıyız

Rum abdalları adına konuşan Viranî, Kızıl Deli’yi serdar, pir ve her yerde görülen manevî yüz olarak över. Topluluk kimliği, meydan ve sefer çağrışımlarıyla güçlenirken tekrar edilen ad, bağlılığın hem yönünü hem ortak şiarını belirler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Biz abdâlıyız serdârımız Kızıl Deli

    Çeşmimizde şu’le-i envârımız Kızıl Deli

    1Biz Rum abdallarıyız; önderimiz Kızıl Deli’dir;

    2Gözümüzdeki nur parıltısı Kızıl Deli’dir.

    Rum abdalları ortak kimliklerini Kızıl Deli’nin önderliğiyle tanımlar. Gözdeki nur parıltısı, onun yalnız dış serdar değil topluluğun bakışını aydınlatan iç rehber olduğunu gösterir.

  2. 2

    Bülbül-i şeydâ biziz gülzârımız Kızıl Deli

    Dînimiz îmânımız ikrârımız Kızıl Deli

    1Çılgın bülbüller biziz; gül bahçemiz Kızıl Deli’dir;

    2Dinimiz, imanımız ve ikrarımız Kızıl Deli’dir.

    Kendilerini çılgın bülbül, Kızıl Deli’yi gül bahçesi saymaları sevginin ses ve mekân ilişkisini kurar. Din, iman ve ikrarın onun adıyla anılması bağlılığın topluluk kimliğini bütünüyle kuşattığını bildirir.

  3. 3

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli (1)

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    Kızıl Deli, Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ın devamı olarak övülür. Nereye bakılsa onun yüzünün görülmesi, mürşidin tek bedene kapanmayıp bütün varlıkta fark edilen manevi işarete dönüştüğünü anlatır.

  4. 4

    Çekti tîğin şeceri şakk etti seng-i mermeri

    Söyleden oldur Furât üstünde İbn-i mermeri

    1Kılıcını çekip ağacı yardı, mermer taşı böldü;

    2Fırat kıyısında ‘İbn-i mermeri’ söyleten odur [özel ifade kapalıdır].

    Ağacı ve mermeri yaran kılıç, velinin olağanüstü savaş gücünü masal diliyle büyütür. ‘İbn-i mermeri’ ifadesinin anlamı kesinleştirilemediği için Fırat kıyısındaki söz sahnesine kaynak dışı kişi veya olay eklenmez.

  5. 5

    Var tavâf eyle Sinap’da ol diküptür minberi

    Bu söze ikrâr edenler oldular gamden berî

    1Git, Sinap’ta tavaf et; minberi oraya o dikmiştir;

    2Bu sözü ikrar edenler kederden kurtuldu.

    Sinap’taki minber ve tavaf çağrısı, bağlılığı ziyaret edilebilir somut bir mekâna bağlar. Bu sözü ikrar edenlerin kederden kurtulması, ziyaret ile kabulün manevi ferahlık getirdiğini gösterir.

  6. 6

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    Nakarat, taş ve minber kerametlerinden sonra Kızıl Deli’yi yeniden Ahmed nuru ve Haydar kudretiyle ilişkilendirir. Sürekli görülen yüz, anlatılan tarihî işaretlerin bugünkü manevi karşılığıdır.

  7. 7

    Ol ma’deni serdâr-ı şâh-ı gaziyan

    Rahmeti deryâsına oldu cümle âsiyan

    1O, velayet kaynağı ve gaziler şahının önderidir;

    2Bütün günahkârlar onun merhamet denizine battı.

    Velayet kaynağı ve gaziler şahının önderi olmak, dinî rehberlikle savaşçı topluluğun başını aynı kişide birleştirir. Günahkârların merhamet denizine batması, sert kudretin bağışlayıcı yönle dengelendiğini anlatır.

  8. 8

    Na’re ursa tâba düşerdi zemîn ü âsman

    Tîğ-i darbından yere geçti lâîn-i bed güman

    1Bir nara atsa yer ve gök sarsıntıya düşerdi;

    2Kılıcının darbesiyle kötü niyetli lanetli kişi yere serildi.

    Atılan narayla yer ve göğün sarsılması sesin kozmik etkisini, kılıç darbesi kötü niyetli düşmanın yenilgisini gösterir. Birim, önderin hem söz hem eylem gücünü iki şiddetli hareketle görünür kılar.

  9. 9

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    Kızıl Deli nakaratı, savaş ve merhamet imgelerinin ardından topluluğun değişmeyen inanç merkezine döner. Her bakışta görülen yüz, olağanüstü gücün yalnız geçmiş hikâye değil süren rehberlik olduğunu bildirir.

  10. 10

    Dağ u taşı mesken oldu bil ana ey merd-i şâh

    Zümre-i Âl-i Abâ’nın her biri bir pâdişâh

    1Ey şahın eri, bil ki dağ ve taş ona yurt olmuştur;

    2Âl-i Abâ topluluğunun her üyesi bir hükümdardır.

    Dağ ve taşın yurt olması, erenin şehir düzeninden uzak ve geniş bir coğrafyada yaşamasını anlatır. Âl-i Abâ’nın her üyesini hükümdar saymak, bu yurdu soy ve velayet çevresinde manevi bir ülkeye dönüştürür.

  11. 11

    Bir mahabbet eylesek bin bin eder bî iştibâh

    Men fakire anların oldu cemâli secdegâh

    1Biz bir kez sevgi göstersek onlar bunu bin kat karşılar;

    2Bu yoksul benim için onların yüzü secde yeridir.

    Topluluğun bir sevgisine bin kat karşılık verilmesi, evliya lütfunun ölçüsüz cömertliğini vurgular. Yüzün secde yeri sayılması, yoksul anlatıcının bu lütuf karşısındaki yoğun saygı ve teslimiyetini gösterir.

  12. 12

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    Nakarat, dağ yurdu ile secde yüzünü Kızıl Deli adında birleştirir. Ahmed nuru ve Haydar kudreti, topluluğun sevgiye aldığı karşılığın inançsal kaynağını yeniden açıklar.

  13. 13

    Zâhidâ şek şübhe yoktur evliyânın râhına

    Cennet-i a’lâya irer yüz süren dergâhına

    1Ey zahit, evliyaların yolunda hiçbir kuşku yoktur;

    2Dergâhına yüz süren kişi yüce cennete ulaşır.

    Zahide yönelen söz, evliya yolundaki kuşkuyu reddeder; dergâha yüz sürmek tevazu ve bağlılık hareketidir. Yüce cennete ulaşma vaadi, bu bedensel saygıyı ahiret umuduyla tamamlar.

  14. 14

    Bu kelâmı vird idüb şâm ü seherde âhına

    Gel beru ermek dilersen ol şâhına

    1Bu sözü sabah akşam ah ederek sürekli oku;

    2Erenler şahına erişmek istiyorsan buraya gel.

    Sözün sabah akşam vird edilmesi, şiirin kendisini düzenli zikre dönüştürür. Erenler şahına erişmek isteyen kişiye ‘gel’ denmesi, okuru dış gözlemci olmaktan çıkarıp bu tekrar topluluğuna çağırır.

  15. 15

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    Kızıl Deli nakaratı, zahide yapılan çağrıdan sonra kabul edilecek ortak ikrarı seslendirir. Her yerde görülen yüz, dergâha varışın sonunda kazanılan dönüştürülmüş bakış olarak anlam kazanır.

  16. 16

    Hasen şâh-ı şehîd ü hem İmâm-ı Âbidîn

    Bâkır u Ca’fer İmam Kâzım Rızâ’dır şâh-ı din

    1Şah Hasan, şehitler şahı Hüseyin ve İmam Âbidin;

    2Bâkır, Câfer, İmam Kâzım ve din şahı Rıza;

    Hasan, Hüseyin, Âbidin, Bâkır, Câfer, Kâzım ve Rıza adları iki dizede sıralanır. Kızıl Deli bağlılığı böylece kişisel bir şeyh övgüsünden On İki İmam merkezli tarihî silsileye bağlanır.

  17. 17

    Hem Takî vü bâ Nakî Askerdürür şâh-ı zemîn

    Mehdi-i sâhib zamân ol evvelin ü âhırın

    1Takî, Nakî ve yeryüzünün şahı Askerî;

    2Zamanın sahibi Mehdî, başlangıcın ve sonun şahıdır.

    Takî, Nakî, Askerî ve Mehdî adları silsileyi tamamlar; Mehdî başlangıç ile sonun şahı sayılır. Geleceğe yönelik beklenti, geçmiş imamların devam eden rehberliği içinde düşünülür.

  18. 18

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    İmamlar listesinin ardından dönen nakarat, Kızıl Deli’yi bu velayet zincirinin toplulukta görünen rehberi olarak konumlandırır. Ahmed nuru ve Haydar adı, silsilenin kaynağını yeniden hatırlatır.

  19. 19

    Ey Virânî dâmenin elden koma şâhın müdâm

    Tâ olasın gün be-gün şâhın yolunda müstedâm

    1Ey Viranî, Şah’ın eteğini hiçbir zaman elinden bırakma;

    2Böylece onun yolunda günden güne kalıcı olursun.

    Viranî kendi adına seslenerek Şah’ın eteğini bırakmamasını öğütler. Etek tutma bağlılık ve himaye imgesidir; günden güne yolda kalıcı olmak, tek anlık coşkudan çok sürdürülen sadakat ister.

  20. 20

    Hubb-i evlâdın hakıyçün eylegil anı tamâm

    Kim bu medhi yâd eder şâm ü seherde yâ İmam

    1Evlat sevgisinin hakkı için bu övgüyü tamamla;

    2Ey İmam, bu övgüyü sabah akşam kim anarsa onu gözet.

    Evlat sevgisinin hakkı için övgüyü tamamlamak, imamlar soyuna duyulan muhabbeti şiirin gerekçesi yapar. Sabah akşam anan kişinin İmam’a seslenmesi, metni tekrar edilecek dua hâline getirir.

  21. 21

    Nûr-i Ahmed Hayder-i Kerrâr’ımız Kızıl Deli

    Kande baksak dembedem dîdârımız Kızıl Deli

    1Ahmed’in nuru ve savaşçı Haydar’ımız Kızıl Deli’dir;

    2Nereye baksak her an gördüğümüz yüz Kızıl Deli’dir.

    Son nakarat şiiri başladığı topluluk ikrarına döndürür. Kızıl Deli önder, nur, savaşçı güç ve her yerde görülen yüz olarak kalır; Viranî’nin övgüsü ortak abdallık kimliğinin sürekli zikriyle kapanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Viranî isnadı tarihî baskının şair bölümü ve geleneksel aktarımına dayanır; kaynak paketi atfı kesinleştirmediği için “probable” korunmuştur.

Atıf kanıtını aç ↗

Bektaşî Şairleri ve Nefesleri c.1-2, 1955; Viranî, basılı No. 15; PDF 228–229–230; 21 birim/42 dize. Kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz. Basılı aparat: (1) Seyyid Ali: Nüsha.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGel İstersen Saadet Sonu Hayrı
Gel istersen saâdet sonu hayrı
Virânî · Nusayrî inanç göndermeli uzun nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

erenler

Manevî olgunluğa erişmiş kişiler.

ikrar

Tarikat yoluna bağlılık sözü.

velâyet

Velilik makamı ve Hz. Ali çevresinde düşünülen manevî yetki.

gark

Bir şeyin içine bütünüyle gömülmüş veya kaplanmış olma.

şah

Hükümdar; nefeslerde çoğunlukla Hz. Ali için kullanılan saygı unvanı.

Urum

Rum, Anadolu coğrafyası.

abdal

Dünyadan el çekmiş gezgin derviş; Bektaşî topluluk kimliği de bildirir.

serdar

Başkomutan, önder.