DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Virânî/Gel İstersen Saadet Sonu Hayrı
Nusayrî inanç göndermeli uzun nefes · 17. yüzyıl

Gel İstersen Saadet Sonu Hayrı

Viranî, Nusayrî adını tekrarlayarak Ali merkezli sır anlayışını, kutsal kişileri ve kozmik unsurları uzun bir silsile içinde anar. “Ne ölmüşüm ne sağım ne sayrı” nakaratı, konuşanın sıradan varlık ayrımlarını aşan ara hâlini şiirin temel paradoksuna dönüştürür.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gel istersen saâdet sonu hayrı

    Nazar kıl can gözüyle gör bu seyri

    1Sonu hayır olan mutluluğu istersen gel;

    2Can gözüyle bak ve bu yolculuğu gör.

    Mutluluğun hayırlı sonuna erişmek isteyen kişiye iç görüşle bakması söylenir. ‘Can gözü’ dış görüntüden öteyi kavrama yetisidir; şiir okuru sırlarla dolu manevi seyri izlemeye çağırır.

  2. 2

    Gözün aç bak ne var âlemde ayrı

    Hemandem şâhı gör hiç görme gayrı

    1Gözünü aç; âlemde ayrı sandığın ne var, bak;

    2Her an Şah’ı gör, başkasını görme.

    Âlemde ayrı görünen şeylerin ardında aynı Şah’ı fark etmek, birliğe dayalı bakışı kurar. Gözün açılması bedensel uyanıklık değil, çokluk içinde tek manevi kaynağı seçebilme hâlidir.

  3. 3

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nusayrî kimliğinin üç kez ilanı kararlı aidiyet bildirir. Ne ölü, ne tam sağ, ne de hasta olma sözü sıradan beden durumlarını aşan eşik hâlini anlatır ve her bölümde nakarat olarak döner.

  4. 4

    Ali’dir âlem-ül-gaybın sıfâtı

    Ki gösterdi sıfât içinde zâtı

    1Gayb âleminin sıfatı Ali’dir;

    2O sıfatın içinde özü gösterdi.

    Ali gayb âleminin sıfatı olarak sunulur; sıfat içinde özün görünmesi görünmez hakikatin bir işaretle tanındığını belirtir. Şair soyut metafiziği Ali merkezli tecelli diliyle açıklar.

  5. 5

    Dilersen içesin âb-ı hayâtı

    Bu sırra kim erer görmez memâtı

    1Ölümsüzlük suyunu içmek istersen,

    2Bu sırra eren kişinin ölümü görmeyeceğini bil.

    Ölümsüzlük suyu, sırra erişenin manevi ölümü aşmasını simgeler. Dize bedensel ölümsüzlük vaadi vermekten çok hakikati tanıyan canın kalıcı diriliğini şiirin kendi inanç diliyle anlatır.

  6. 6

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Tekrarlanan Nusayrî sözü, önceki ölümsüzlük sırrını şairin kimliğine bağlar. Ölüm, sağlık ve hastalık karşıtlarının dışında kalması, aidiyetin bedensel tanımlardan daha belirleyici olduğunu gösterir.

  7. 7

    Ali’dir pâdişâh-ı heft kişver

    Anın destindedir cennât ü kevser

    1Yedi ülkenin hükümdarı Ali’dir;

    2Cennetler ve Kevser onun elindedir.

    Ali’nin yedi ülkenin hükümdarı sayılması evrensel egemenlik imgesidir; cennet ve Kevser’in elinde olması bu hükmü ahirete taşır. Şiir makamı dünyevi saltanatın ötesinde düşünür.

  8. 8

    Kıyâmet kaddidir mihrâb ü minber

    Sücûdum anadır ser cümle yekser

    1Onun boyu kıyamet gibi görkemli, kendisi mihrap ve minberdir;

    2Bütün varlığımla ona yönelip secde ederim.

    Kıyamet gibi görkemli boy, mihrap ve minber benzetmeleri Ali’yi yöneliş ile öğreti merkezi yapar. Secde sözü, şairin aşırı bağlılık dilini açıkça taşır; modern aktarım bu tarihî iddiayı yumuşatmaz.

  9. 9

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakaratın dönüşü, hükümdarlık ve secde imgelerinden sonra şairin aidiyetini yeniden mühürler. Arada kalmış beden hâli, coşkulu övgünün kişide yarattığı kendinden geçişi sürdürür.

  10. 10

    Ali’dir var eden arz u semâyı

    Dahi hem nûr-i şemsi gün ü âyı

    1Yeri ve göğü var eden Ali’dir;

    2Güneşin, gündüzün ve ayın nuru da odur.

    Yer, gök, güneş ve ayın Ali tarafından var edildiği sözü, şiirin en yüksek yaratıcı sıfat yüklemelerindendir. Aktarım bu görüşü tarihî metnin inanç iddiası olarak korur, dışarıdan onay eklemez.

  11. 11

    Koma zikr et Hasan Hulkı Rızâ’yı

    Dilersen Hüseyn-i Kerbelâ’yı

    1Anmayı bırakma: Hasan’ı, iyi huylu Rıza’yı

    2Ve Kerbelâ şahı Hüseyin’i an.

    Hasan, Rıza ve Hüseyin’in anılması, Ali merkezli övgüyü imamlar silsilesine yayar. Kerbelâ adı, yaratılış ve nur diline tarihî acıyı ekleyerek zikri topluluk hafızasıyla birleştirir.

  12. 12

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nusayrî nakaratı imamların anılmasından sonra gelir ve silsileyi şairin kimliğiyle bağlar. ‘Ne ölü ne sağ’ sözü, yas tutulan şehitlerin manevi diriliğiyle de yankı kurar.

  13. 13

    Ali’dir mahşerin haşrında Kazı

    Anadır cümlenin nâz ü niyâzı

    1Mahşer gününün yargıcı Ali’dir;

    2Herkesin yakarışı ona yönelir.

    Mahşerin yargıcı olarak Ali’ye yönelen yakarış, şiirin ahiret tasavvurunu belirler. Herkesin niyazının ona sunulması, önceki cennet ve Kevser yetkisini son hesap sahnesinde genişletir.

  14. 14

    Özün ko pûteye arıt bu remzi

    Eğer mü’min isen anla bu râzı

    1Kendini potaya koyup arıt ve bu işareti çöz;

    2Müminsen bu sırrı anla.

    İnsanın kendini potada arıtması, hakikat sırrına erişmeden önce hamlığını gidermesini ister. Müminlik yalnız sözlü kabul değil, cevher gibi ateşte sınanıp işareti anlayacak saflığa ulaşmaktır.

  15. 15

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat arınma öğüdünün ardından aidiyeti tekrar eder. Şairin belirsiz beden hâli, potada eski biçimini yitirip henüz yeni biçimini tamamlamamış maden imgesiyle örtüşür.

  16. 16

    Ali’dir Âbidin Bâkır u Ca’fer

    Eden inkâr olur merdûd u kâfer

    1Âbidin, Bâkır ve Câfer’de görünen Ali’dir;

    2Bunu inkâr eden kişi reddedilmiş ve inançsız sayılır.

    Âbidin, Bâkır ve Câfer’de aynı Ali sırrının görüldüğü söylenir; inkâr ağır biçimde reddedilir. Birim velayetin farklı imamlar boyunca tek öz olarak sürdüğü tarihî inanç dilini taşır.

  17. 17

    Ali aşkı kimi kim kıldı perver

    Memât olmaz bilin diridir ol er

    1Ali aşkının yetiştirdiği kişi

    2Ölmez; o erin diri kaldığını bilin.

    Ali aşkıyla yetişen kişinin ölmeyeceği düşüncesi, ölümsüzlük suyunu ahlaki eğitimle birleştirir. Dirilik bedende kalmak değil sevgiyle olgunlaşan erin topluluk hafızasında ve manevi hayatta sürmesidir.

  18. 18

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat yeniden ölümü, sağlığı ve hastalığı aşan kimliği bildirir. Önceki ‘diri er’ hükmüyle yan yana geldiğinde, şairin kendini sıradan yaşam-ölüm ayrımının dışında görme nedenini açıklar.

  19. 19

    Ali’dir Kâzım-ı Şâh-ı Horâsan

    Anınçün bilmek olmaz sırrın insan

    1Kâzım ve Horasan şahı Rıza’da görünen Ali’dir;

    2Bu yüzden insan onun sırrını bütünüyle bilemez.

    Kâzım ve Horasan şahı Rıza’da Ali sırrının sürmesi, imamlar dizisini devam ettirir. İnsanın bu sırrı bilememesi, güçlü iddiaların yanında kavrayışın sınırını da kabul eder.

  20. 20

    Hudâ didim Ali’ye ol dem ey can

    Beni yetmiş iki kez kıldı kurban

    1Ey can, o anda Ali’ye ‘Huda’ dedim;

    2Beni yetmiş iki kez kurban etti.

    Şair Ali’ye doğrudan ‘Huda’ dediğini ve bunun sonucunda defalarca kurban edildiğini söyler. Yetmiş iki sayısı bağlılığın ağır bedelini büyütür; modern aktarım iddiayı tarihî söyleyiş olarak saklar.

  21. 21

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Kurban edilme imgesinden sonra nakarat, şairin hâlâ ne ölü ne tam sağ olduğunu tekrarlar. Kimlik, uğruna parçalanma ihtimaline rağmen yok olmayan manevi benlik olarak ortaya çıkar.

  22. 22

    Ali’dir tâli’im mes’ud değil mi

    Dilersen sâbitim mevcud değil mi

    1Ali benim bahtımdır; bahtım mutlu değil mi?

    2İstersen bak: Ben sabit ve var değil miyim?

    Ali’nin şairin bahtı olması, mutluluğun dış talihte değil manevi bağlılıkta bulunduğunu gösterir. Kendi varlığını kanıt diye sunması, bu bağlılığın onu ayakta tuttuğunu söyleyen meydan okuyucu bir sestir.

  23. 23

    Hakîkat Kâ’be-i mescud değil mi

    Ali’ye lâ deyen merdud değil mi

    1Hakikat, önünde secde edilen Kâbe değil mi?

    2Ali’yi inkâr eden kişi reddedilmiş değil mi?

    Hakikat Kâbe’ye benzetilir ve Ali’yi inkâr edenin reddedileceği soru biçiminde vurgulanır. Kutsal yöneliş ile velayet kabulü aynı retorik dizide buluşur.

  24. 24

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat, Kâbe ve inkâr tartışmasından sonra yeniden kişisel kimliğe döner. Öğretinin doğruluğuna dair soruların cevabı şair için kendi dönüştürülmüş hâli ve ısrarlı aidiyetidir.

  25. 25

    Ali’dir Takî vü bâ Nakî hem

    Ali hâlık derim hiç söylemem kem

    1Takî ve Nakî’de görünen Ali’dir;

    2Ali’ye yaratıcı derim, kötü söz söylemem.

    Takî ve Nakî’de aynı Ali özünün görülmesi silsileyi sürdürür; yaratıcı sıfatı açıkça tekrar edilir. Şair kötü söz söylememeyi, bu yüksek övgü karşısındaki sadakat ölçüsü olarak sunar.

  26. 26

    Ol öldürüdü ol oldu derdime em

    Nazîrin yokdürür ey şâh-ı âlem

    1Beni öldüren de derdime çare olan da odur;

    2Ey âlemin şahı, senin benzerin yoktur.

    Öldüren ile derde çare olanın aynı kişi sayılması aşkın hem yıkıcı hem iyileştirici gücünü anlatır. Benzeri olmayan âlem şahı övgüsü, şairin karşıt deneyimlerini tek merkezde toplar.

  27. 27

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Tekrarlanan aidiyet sözü ölüm ve şifa karşıtlığından sonra gelir. Nakarattaki ara hâl, Ali aşkının kişiyi hem eski benliğinden öldürüp hem manevi olarak dirilttiği yorumuna alan açar.

  28. 28

    Ali’dir Askerî Mehdî hidâyet

    Zuhûr ettikte ref’ola cehâlet

    1Askerî ve doğru yolu gösteren Mehdî’de görünen Ali’dir;

    2Mehdî ortaya çıktığında cehalet ortadan kalkar.

    Askerî ve Mehdî’de görülen hidayet, imamlar silsilesini gelecekteki zuhur beklentisine taşır. Mehdî ortaya çıktığında cehaletin kalkması, doğru bilginin tarihsel umudunu kurar.

  29. 29

    Yezîd’in başına kopdu kıyâmet

    Göründü emr-i Yezdân’dan alâmet

    1Yezid’in başına kıyamet koptu;

    2Allah’ın buyruğundan bir işaret göründü.

    Yezid’in başına kıyamet kopması, zulmün ilahî işaretle cezalandırılacağını anlatır. Mehdî’nin hidayetinden sonra gelen bu sahne, beklenen adaleti karşıt figür üzerinden görünür kılar.

  30. 30

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat, cehaletin kalkması ve zalimin cezalandırılmasından sonra şairin değişmez konumunu bildirir. Tarihsel beklenti, bireysel kimliğin bugünkü ısrarıyla canlı tutulur.

  31. 31

    Ali’dir feth-i nusrat mü’minâna

    Özün bend et ayırma Hânedân’a

    1Müminlere zafer ve yardım Ali’den gelir;

    2Kendini bağla, Ehl-i Beyt’ten ayrılma.

    Müminlerin zaferi Ali’ye bağlanırken Ehl-i Beyt’ten ayrılmama emri verilir. ‘Kendini bağlamak’ dış zorlamadan çok gönüllü sadakat ve soy çevresinde kalıcı yer edinme isteğidir.

  32. 32

    Erem dersen hayât-ı câvidâna

    Sakın düşme bu nutkumdan gümâna

    1Sonsuz hayata erişmek istiyorsan,

    2Bu sözümden kuşkuya düşme.

    Sonsuz hayata ulaşmanın koşulu, söylenen nutuktan kuşkulanmamaktır. Şiir ikrarı zihinsel tereddütsüzlükle ilişkilendirir; kalıcı hayat, güvenle sürdürülen bağlılığın ödülü olur.

  33. 33

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nusayrî nakaratı zafer, hanedan ve sonsuz hayat vaatlerini şairin kişisel tanıklığına çevirir. Aradaki beden hâli, vaat edilen diriliğin şimdiden tadılmış göstergesi gibi sunulur.

  34. 34

    Ali’dir evvel ü âhırda fettâh

    Odur küfr ile îmân üzre miftâh

    1Başlangıçta ve sonda kapıları açan Ali’dir;

    2İnanç ile inkârın anahtarı odur.

    Ali’nin başlangıçta ve sonda kapıları açması, zamanın iki ucundaki rehberliği anlatır. İnanç ile inkârın anahtarı sayılması, kabul ve reddin ölçüsünü onun makamına bağlayan güçlü bir iddiadır.

  35. 35

    Anın kabzındadır bu şerri ıslah

    Ki ansız olmadı bir nesne iflâh

    1Kötülüğün düzeltilmesi onun elindedir;

    2Onsuz hiçbir şey iyilik ve esenliğe kavuşmadı.

    Kötülüğü düzeltme gücünün Ali’nin elinde olması, ‘kapıları açan’ sıfatını toplumsal iyiliğe taşır. Onsuz hiçbir şeyin iflah olmayacağı sözü, rehberliği vazgeçilmez koşul olarak öne sürer.

  36. 36

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat bu kez iyileşme ve düzeltme düşüncesini kişinin kendi ara hâline bağlar. Şair tam sağ olmadığını söylese de manevi esenliğini bağlılığında bulur.

  37. 37

    Ali’dir kün deyüb var etti cânı

    Eğer cism ile cânı dü cihânı

    1‘Ol’ diyerek canı var eden Ali’dir;

    2Bedeni, canı ve iki dünyayı da var etti.

    ‘Ol’ buyruğuyla can, beden ve iki dünyanın yaratılması Ali’ye bağlanır. Şiir bu kozmik yaratıcı iddiayı açıkça dile getirir; aktarım anlamı korur, kaynakta bulunmayan açıklama eklemez.

  38. 38

    Baka oldur şehâ ser cümle fânî

    Yürü insân isen sen Şâh’ı tanı

    1Ey şah, kalıcı olan odur; bütün ötekiler geçicidir;

    2İnsansan yürü ve Şah’ı tanı.

    Kalıcı olan Şah ile fani varlıklar karşılaştırılır ve insana onu tanıma çağrısı yapılır. İnsanlık ölçüsü, geçici şeylere bağlanmak yerine kalıcı manevi hakikati seçmekle belirlenir.

  39. 39

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat yaratılış ve fanilik öğretisinden sonra yeniden yükselir. Ne ölü ne sağ olma hâli, fani bedenle kalıcı Şah arasında duran şairin kendi konumunu yineler.

  40. 40

    Ali’dir Bâ-i Bismillâh Ali’dir

    Ali’dir Hak Resûlullah Ali’dir

    1Besmelenin başındaki bâ harfi Ali’dir;

    2Hak ve Allah’ın elçisiyle anılan Ali’dir.

    Besmelenin bâ harfi Ali’yle ilişkilendirilerek kutsal sözün başlangıcında onun sırrı aranır. Hak ve Resul ifadeleriyle gelen yoğun tekrar, şiirin harf sembolizmini en yüksek övgü düzeyine çıkarır.

  41. 41

    Ali’dir fakr-ı fahrullah Ali’dir

    Ali’dir Semme vechullah Ali’dir

    1Peygamberin övündüğü yoksullukta Ali vardır;

    2Nereye dönülse görülen ilahî yüzde Ali vardır.

    Peygamberin övündüğü yoksulluk ve nereye dönülse görülen ilahî yüz, Ali adıyla açıklanır. Yoksunlukta değer ve her yönde tecelli düşünceleri aynı isim çevresinde birleşir.

  42. 42

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Nakarat, besmele ve ilahî yüz imgelerinin ardından kimlik beyanını tekrarlar. Şair için bu karmaşık sembollerin yaşanan sonucu yine beden tanımlarını aşan Nusayrî aidiyetidir.

  43. 43

    Virânî’yem bu yolda can nisârem

    Ali’ye aşk ile akl ile yârem

    1Ben Viranî’yim; bu yolda canımı feda ederim;

    2Ali’ye aşkla ve akılla bağlı bir dostum.

    Viranî canını bu yolda feda etmeye hazırdır; Ali’ye hem aşk hem akılla dost olduğunu söyler. Duygu ile düşünceyi birlikte anması, bağlılığını kör coşku değil bütün varlığıyla seçilmiş ilişki olarak sunar.

  44. 44

    ’yem ki bir kula uyarem

    Gerek zerre vü zerre olsa pârem

    1Nusayrî’yim; bir kula uyup yolumu değiştirmem;

    2Bedenim zerre zerre parçalansa bile.

    Şair herhangi bir kula uyup yol değiştirmeyeceğini, parçalansa bile aidiyetini koruyacağını bildirir. Zerre zerre parçalanma, önceki kurban edilme imgesini kişisel kararlılığın son sınavına dönüştürür.

  45. 45

    ’yem ’yem

    Ne ölmüşem ne hod sağım ne sayrı

    1Ben Nusayrî’yim; Nusayrî’yim, Nusayrî’yim;

    2Ne ölmüşüm ne de tam sağım; hasta da değilim.

    Son nakarat şiirin bütün yaratılış, imamlar ve fedakârlık iddialarını tek kimlik cümlesinde kapatır. Üçlü tekrar sürerken bedenin belirsiz hâli, yol bağlılığının ölümden güçlü olduğu düşüncesini son kez duyurur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Viranî isnadı tarihî baskının şair bölümü ve geleneksel aktarımına dayanır; kaynak paketi atfı kesinleştirmediği için “probable” korunmuştur.

Atıf kanıtını aç ↗

Bektaşî Şairleri ve Nefesleri c.1-2, 1955; Viranî, basılı No. 14; PDF 225–226–227–228; 45 birim/90 dize. Kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHer Dem Dilimde Bu Kelâm
Her dem dilimde bu kelâm
Virânî · Ali nakaratlı devriye nefesi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

mahşer

Ölülerin dirilip toplanacağı yer ve zaman.

hakikat

Tasavvuf yolunda gerçeğin iç bilgisi.

şah

Hükümdar; nefeslerde çoğunlukla Hz. Ali için kullanılan saygı unvanı.

Nusayrî

Ali merkezli inanç geleneğine bağlı kimse; şiirde topluluk adı olarak geçer.

sır

Herkese açılmayan manevî bilgi.

âb-ı hayat

Ölümsüzlük verdiğine inanılan hayat suyu.

niyaz

Saygılı yakarış ve dua.

memat

Ölüm.