Biz Urum Abdâlıyız Sultânımızdır Murtezâ
On iki beyit boyunca cümleler hep birinci çoğul şahısla kurulur ve hepsi aynı adla kapanır; şiir bir topluluğun kendini tanıtma metnidir. Abdallık, Hurûfî harf okuması, Kerbelâ yası ve dört kitap sırayla ele alınır ve her biri tek bir ada bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Biz Urum abdâlıyız sultânımızdır
Terk ü tecrîdiz bugün Sübhânımızdır
1Biz Rum abdallarıyız; sultanımız Murtezâ'dır.
2Bugün her şeyi terk etmiş, yalnızlaşmışız; Sübhân'ımız Murtezâ'dır.
- 2
Biz anın veçhinde gördük ma’ni-i Ümmülkitâb
Sûret-i Hak -ı Rahmânımızdır
1Biz onun yüzünde Ümmülkitâb'ın mânasını gördük;
2Hakk'ın sûreti, Rahmân'ın göründüğü yer Murtezâ'dır.
“Vech” yüz demektir ve Hurûfî okumada okunacak asıl kitaptır; beyit bunu açıkça söyler — kitabın anası bir yüzde görülmüştür. “Mazhar” görünme yeri, aynası anlamına gelir ve teolojik yükü hafifletir: Ali burada Hak değil, Hakk'ın göründüğü yüzeydir.
- 3
Biz bu gün Âl-i Ali’den gayre mâil olmayız
Cismimizde cânımız cânânımızdır
1Biz bugün Ali soyundan başkasına meyletmeyiz;
2bedenimizdeki canımız da sevgilimiz de Murtezâ'dır.
İlk dize bir sınır çizer, ikincisi o sınırı bedene taşır: bağlılık artık bir tercih değil, canın bulunduğu yerdir. “Cân” ile “cânân” arasındaki ses yakınlığı divan şiirinin sevgili-âşık kalıbını çağırır; burada aynı kalıp beşerî aşktan alınıp bir ada bağlanır.
- 4
Tekyegâh-ı aşk içinde biz olmuşuz
Hamdülillâh kim bugün mihmânımızdır
1Aşk tekkesinde biz komşu olup yerleşmişiz;
2Allah'a hamd olsun, bugün konuğumuz Murtezâ'dır.
“Mücâvir” kutsal bir mekânın yanına yerleşip oradan ayrılmayan kişidir; kelime tekkeyi Kâbe ile aynı hukuka sokar. Beytin asıl buluşu ikinci dizede: yerleşik olan topluluk, sultan diye andığı kişiyi bu kez misafir sayar — ev sahipliği ile kulluk aynı cümlede durur.
- 5
Katreyiz gerçi muhitiz zerreyiz lâkin güneş
Âftâb-ı âlemiz ummânımızdır
1Damlayız ama kuşatan denizin kendisiyiz; zerreyiz ama güneşiz;
2âlemin güneşiyiz; ummanımız Murtezâ'dır.
İki klasik vahdet çifti üst üste konur: damla-derya ve zerre-güneş. İlk dize her ikisini de tersine çevirip küçüğü büyük ilan eder, ikinci dize ise iddiayı geri alır — güneş olan topluluğun bir de ummanı vardır. Bu dize kaynakta ölçüden bir hece eksik dizilmiştir, düzeltilmedi.
- 6
Hâzırız haşre hayât-ı câvidânî bizdedir
İçmişiz biz çeşme-i hayvânımızdır
1Mahşere hazırız, sonsuz hayat bizdedir;
2biz içmişiz: dirilik çeşmemiz Murtezâ'dır.
Ölümsüzlük burada bir vaat değil, bitmiş bir eylemdir: “içmişiz”. Âb-ı hayât mazmunu böylece gelecekteki dirilişi bugüne çeker ve mahşer korkusunu hazır bulunuşa çevirir. Aynı çeşme imgesi şairin “Bektâşiler” redifli gazelinde de Hızır'la birlikte geçer.
- 7
Şöyle ikrâr eyledik biz ayn ü lâm ü yâya kim
Şübhemiz yok dînimiz îmânımızdır
1Biz ayn, lâm ve yâ harflerine öyle bir ikrar verdik ki
2şüphemiz yok: dinimiz de imanımız da Murtezâ'dır.
Ayn, lâm ve yâ, Ali adını yazan üç harftir; beyit adı söylemek yerine harflerini sayarak Hurûfî usulü uygular. “İkrâr” Bektaşî erkânında yola girerken verilen sözün adıdır, dolayısıyla harflere verilen söz bir tarikat bağı gibi kurulur.
- 8
Biz Ali’nin âline candan şehâdet eyledik
Tâ ezel erkânımızdır
1Biz Ali'nin soyuna candan tanıklık ettik;
2ta ezeldeki “kalû belâ”dan beri erkânımız Murtezâ'dır.
“Şehâdet” hem tanıklık hem kelime-i şehâdet demektir; beyit bu çift anlamla soya bağlılığı bir iman ikrarı sayar. İkinci dize bağı tarih öncesine, ruhların “evet” dediği ezel meclisine götürür: erkân böylece sonradan öğrenilen bir usul değil, doğuştan önce verilmiş bir söz olur.
- 9
Fazl-ı Hak’kın sırrını Yezdânımızda fehm edüb
Fâ vü dâda Fazl-ı Hak Yezdânımızdır
1Hakk'ın fazlının sırrını Yezdân'ımızda kavrayarak,
2fâ ve dâd harflerinde beliren Fazl-ı Hak, Yezdân'ımız Murtezâ'dır.
“Fazl” kelimesi fâ, dâd ve lâm harflerinden kurulur; beyit ilk iki harfi anarak hem kelimeyi hem Hurûfîliğin kurucusu Fazlullah Esterâbâdî'nin adını aynı anda çağırır. Harf çözümlemesi burada bir söz oyunu değil, öğretinin kendi kanıt yöntemidir.
- 10
Sînemiz çâk eyleyüb tuttuk Yezîd’in taşına
Her belânın tîrine kalkanımızdır
1Göğsümüzü yırtıp Yezîd'in taşına siper tuttuk;
2her belânın okuna karşı kalkanımız Murtezâ'dır.
Yas sırasında göğüs yırtmak Kerbelâ matemi geleneğinin bir davranışıdır; beyit bu jesti bir savunma hareketine çevirir — yırtılan göğüs, atılan taşın önüne konur. İkinci dizede silah imgesi tamamlanır: taşa karşı beden, oka karşı kalkan.
- 11
Dört kitâbın ma’nisi İncîl ü Tevrât ü Zebûr
Bâ-i Bismillâh ile ’ımızdır
1Dört kitabın —İncil'in, Tevrat'ın, Zebûr'un— mânası;
2Bismillâh'ın “bâ”sıyla birlikte Furkan'ımız Murtezâ'dır.
İlk dize üç kitabı sayar, dördüncüsünü ikinci dizeye saklar ve onu doğrudan adla değil besmelenin ilk harfiyle anar. Böylece Kur'an, öteki üç kitaptan farklı olarak bir harfe indirgenir; Hurûfî okumada bütün mâna zaten o harfin altındaki noktada toplanır.
- 12
Ey Virânî cümle ma’nâ noktadır zât-ı kadîm
Öldürür şâm ü seher seyrânımızdır
1Ey Virânî, bütün mâna bir noktadır; öncesiz olan zât odur.
2Akşam sabah öldürür; seyranımız Murtezâ'dır.
Mahlas beyti bir önceki beytin harfini de noktaya indirir: çoğalan bütün anlamlar tek bir işarete geri toplanır. İkinci dizedeki “Öldürür” cümleye oturmaz ve kaynakta “Ol durur” (o'dur) yazımının bozulmuş olması akla yakındır; metne dokunulmadı, günümüz Türkçesi sütununda kaynaktaki okuma verildi.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin başındaki sıra numarası (“— 1 —”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye yirmi dört dize kaldı. Beşinci beytin ikinci dizesi (“Âftâb-ı âlemiz ummânımızdır Murtezâ”) on dört heceyle ölçüden bir hece eksiktir; son beytin ikinci dizesindeki “Öldürür” de bağlama oturmaz, “Ol durur” okunuşu akla yakındır. İkisine de dokunulmadı, kaynaktaki hâlleri korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hudâ vü Mustafâ’nın bendesiyimVirânî · Gazel→
“Urum abdâlı” Anadolu'da gezici dervişliğin adıdır ve şiirin ilk kelimesi bir aidiyet ilanıdır. “Terk ü tecrîd” abdal terminolojisinde dünyayı bırakmak ile yalnız kalmayı birlikte anar. Redif olan ad her dizeyi aynı yere çektiği için tanıtım daha ilk beyitte tek merkezli hâle gelir.