Bu şimdi geçen ol gül-i zîbende edâ mı
Tahmis, yataktan yeni kalkan sevgilinin bedenini, bakışını ve kadehle ilişkisini hareketli bir sahneye dönüştürür. Şair kadeh ile sevgili, söz ile gerçekleşme, helal ile haram arasında karar veremez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu şimdi geçen ol gül-i zîbende edâ mı
Hiç eylemedi hâlimi bu revâ mı
Kârı aceb ağyâra vefâ bana cefâ mı
Yâre sorunuz al unutulmuş mı recâmı
Râm olma değil mi acaba bana merâmı
Dikkatle nazar eyle o ruhsâre-i âle
Kâbil mi tahammül o izârındaki hâle
Vasfında ne gam düşse gönül fikr-i muhâle
Raks-âver olur sûret-i rengîn-i hayâle
Âyîne-i kalbimdeki tasvîr-i hırâmı
Subh olmuş uyanmış henüz ol sâid-i billûr
Bâlînine yaslanmış olup hüsnüne mağrûr
Baştan ayağa sanki mücessem idi bir nûr
Gîsû dağınık gerden açık dîdesi
Bir çıktı döşekten ki kıyâmetti kıyâmı
İttikçe nazar ol mehin ahvâline bâde
Reşk ile hurûş eyliyor ikbâline bâde
Bin âh ederek gerdenine hâline bâde
Hayrân oluyor aks-i ruh-ı âline bâde
Aldıkça o gülgûn izârın ele câmı
Ol kâmet-i dilcûdaki etvârı mı alsam
Yâ vuslat içün verdiği ikrârı mı alsam
Bilmem ki yanağındaki esmârı mı alsam
Destinde dönen sâgarı mı yârı mı alsam
Fark eyleyemem çünkü helâl ile harâmı
Yoktur senin ey misl ü hümâlin
Fahrî’ye aceb doğru mudur va’d-i visâlin
Mümkin mi vukû’u bu gibi emr-i muhâlin
Sevdâzedelik fikrini dağıttı Celâl’in
Şâhiddir anın hâline mazmûn-ı kelâmı
1Şimdi geçen şu zarif ve güzel gül müydü?
2Hâlimi hiç sormadı; bu davranış uygun mu?
3İşi rakiplere vefa, bana eziyet etmek mi?
4Sevgiliye sorun, dileğimi unuttu mu?
5Yoksa amacı bana boyun eğmek değil mi?
6O âlemi süsleyen yanağa dikkatle bak.
7Yanağındaki bene dayanmak mümkün mü?
8Onu anlatırken gönül imkânsızı düşünse ne çıkar?
9Hayaldeki renkli görüntü dans etmeye başlar;
10kalp aynamdaki salınışının tasviri canlanır.
11Sabah olmuş, o billur kol daha yeni uyanmış;
12yastığına yaslanmış, güzelliğiyle gururlanıyor.
13Baştan ayağa sanki somutlaşmış bir nurdu.
14Saçı dağınık, boynu açık, gözleri mahmurdu.
15Yataktan öyle bir kalktı ki ayağa kalkışı kıyamet gibiydi.
16Şarap o ay yüzlünün hâllerine baktıkça
17onun talihini kıskanıp coşuyor.
18Boynuna ve benine bin ah ederek bakıyor;
19kızıl yanağının yansımasına hayran kalıyor,
20o gül renkli yüz kadehi eline aldıkça.
21O gönül çeken boydaki tavrı mı alsam,
22yoksa kavuşmak için verdiği sözü mü alsam?
23Yanağındaki meyveleri mi alsam, bilemiyorum;
24elinde dönen kadehi mi, sevgiliyi mi alsam?
25Helal ile haramı ayıramıyorum.
26Ey ay yüzlü, senin eşin ve benzerin yoktur.
27Fahrî’ye verdiğin kavuşma sözü gerçekten doğru mudur?
28Böyle imkânsız bir işin gerçekleşmesi mümkün mü?
29Celâl’in sevdaya tutulma düşüncesini dağıttı;
30sözünün anlamı onun hâline tanıktır.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Fahrî (Mevlevî Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk bent sitemle açılır; sonraki bentlerde ayna, hayal ve şarap bakışı çoğaltır. Sevgilinin ayağa kalkışı “kıyamet” diye büyütülürken şarabın onu kıskanması nesneleri de âşıklaştırır. Son bent, vaat edilen kavuşmanın imkânsızlığıyla oyunu kapatır.