DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/İbrâhim Tennûrî/Cana Cefa ya da Vefa Kıl
Kahrı ve lütfu birlikte kabul eden ilahi · 15. yüzyıl

Cana Cefa ya da Vefa Kıl

İbrahim Tennurî dert veya deva, gül veya diken, vuslat veya ayrılık, cennet veya ateş arasında ayrım yapmadan Tanrı’dan geleni hoş karşılar. Tekrarlanan nakarat, ağlatılmayı da güldürülmeyi de kulluğun parçası sayan tam teslimiyeti kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Câna cefâ ya kıl vefâ

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1Cana ister cefa et ister vefa göster;

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Konuşan cana cefa da vefa da gelse kabul eder; kahır ile lütuf, Tanrı’dan geldikleri için aynı “hoş” hükmünde birleşir. Kaynak değişse de kabul değişmez.

  2. 2

    Ya derd gönder yahut devâ

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1Ya derd gönder yahut çare.

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Dert ile derman iki karşıt seçenek olarak Tanrı’ya bırakılır; nakarat, kulun yalnız şifayı seçmediğini ve kahırla lütfu aynı rıza içinde karşıladığını bildirir.

  3. 3

    Hoştur bana senden gelen

    Ya ü yahut kefen

    1Hoştur bana senden gelen.

    2ister onur giysisi olsun ister kefen.

    Tanrı’dan gelenin onur giysisi ya da kefen olması fark etmez; ödül ile ölüm aynı teslimiyet içinde karşılanır. Kefen de sevgiliden gelen armağandır.

  4. 4

    Ya tâze gül yahut diken

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1Ya taze gül yahut diken.

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Taze gül ile diken arasında seçim yapılmaz; güzellik ve acı, tekrarlanan nakaratın eşit kabulüne bağlanır. Diken gülün karşıtı sayılmaz. Bu vurgu, “Ya tâze gül yahut diken” sözünde belirginleşir.

  5. 5

    Gelse cefâ

    Yahut vefâ

    1Görkeminden cefa da gelse,

    2güzelliğinden vefa da gelse,

    İlahî görkemden gelen cefa ile güzellikten doğan vefa yan yana konur; farklı kaynak yönleri aynı sevgilide birleşir. İki yüz aynı Tanrı’ya aittir.

  6. 6

    İkisi de câna

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1ikisi de cana huzur verir.

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Celâl ve cemâl yüzlerinden gelen iki hâlin de cana huzur verdiği söylenir. Nakarat, kahır ile lütfu birlikte hoş karşılayarak seçme talebini tam rızaya dönüştürür.

  7. 7

    Ger bostan ola

    Ger zindan ola

    1İster bağ ister bostan olsun.

    2İster bağlanmak ister zindan olsun.

    Bağ ve bostan ile bağlanma ve zindan ses benzerliği içinde karşılaştırılır; özgür bahçe de tutsaklık da kabul edilir. Ses oyunu kaderleri eşitler.

  8. 8

    Ger vasl-u-ger hicran ola

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1İster kavuşma ister ayrılık olsun.

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Kavuşma ile ayrılık yan yana anıldığında şiirin teslimiyet ilkesi ilişkinin iki zıt sonucunu da kapsar. Tekrarlanan nakarat, sevgiliye erişmeyi ödül ve hicranı salt ceza saymak yerine ikisini de Tanrı’dan gelen bir sınama olarak kabul eder.

  9. 9

    Ey padişah-ı-lemy ezel

    Zât-ı-ebed Hayy-ı-ezel

    1Ey ezelî padişah.

    2Sen ezelî diri, varlığı sonsuz olansın.

    Tanrı ezelî padişah, sonsuz varlık ve başlangıçsız diri olarak anılır; teslimiyet, muhatabın zaman üstü sıfatlarıyla temellendirilir. Bu vurgu, “Ey padişah-ı-lemy ezel” sözünde belirginleşir.

  10. 10

    Ey lûtfu bol kahrı güzel

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1Ey lütfu bol, kahrı güzel olan.

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    “Lütfu bol, kahrı güzel” seslenişi ilahî kudretin yumuşak ve sert yüzlerini tek muhatapta birleştirir. Ardından gelen nakarat, bu iki yüz arasında seçim yapmaz; ikisini de hoş karşılayan rıza tavrını bir kez daha kesinleştirir.

  11. 11

    Ağlatırsan zârı zârı

    Verirsen cennet-ü-huri

    1Ağlatırsan inleye inleye ağlarım.

    2Cenneti ve huriyi verirsen de.

    İnleterek ağlatmakla cennet ve huri vermek aynı hitapta buluşur; acı ile ödül kulluğun şartını değiştirmez. Sonuç teslimiyeti değiştirmez. Bu vurgu, “Ağlatırsan zârı zârı” sözünde belirginleşir.

  12. 12

    Lâyık görür isen nârı

    Kahrın da hoş lûtfun da hoş

    1Lâyık görür isen ateşi.

    2Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Cehennem ateşinin bile Tanrı uygun görürse kabul edilmesi, teslimiyet iddiasını şiirin en ağır ihtimaline taşır. Nakarat burada rahatlatıcı bir tekrar değildir; kulun cennet beklentisini bırakıp ilahî hükme koşulsuz rıza göstermesini sınar.

  13. 13

    Gerek ağlat gerek güldür

    Gerek gerek öldür

    1Gerek ağlat gerek güldür.

    2Gerek dirilt gerek öldür.

    Ağlatmak, güldürmek, diriltmek ve öldürmek art arda Tanrı’ya bırakılır; son birim konuşanın bütün hâller üzerindeki iradesini teslim eder. Bu vurgu, “Gerek ağlat gerek güldür” sözünde belirginleşir.

  14. 14

    Bu ÂŞIK hem sana kuldur

    Kahrın da hoş lûfun da hoş

    1Bu ÂŞIK hem sana kuldur.

    2Kahrın da hoş, lütfun da hoş.

    Mahlas yerine “ÂŞIK” adıyla görünen konuşan özne kulluğunu açıkça bildirir ve önceki bütün karşıtlıkları kendi bağlılığıyla mühürler. Son nakarat, ağlama-gülme ve dirilme-ölme seçeneklerinin ardından kahırla lütfu aynı rıza cümlesinde birleştirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

İbrahim Tennurî mahlası gövdede görünür ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.

Atıf kanıtını aç ↗

Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; İbrahim Tennurî, basılı No. 2, PDF 201–202; 14 birim/28 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz. Basılı aparat: dize 28, undefined: görünür yüzey korundu

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHak Bana Bir Gönül Verdi
Hak bir gönül verdi bana
İbrâhim Tennûrî · Gönlün değişken hâllerini sıralayan uzun ilahi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

bağ-u-ger

“İster bağ olsun” anlamındaki koşullu bağlama parçası.

bend-ü-ger

“İster bağ veya zincir olsun” anlamındaki koşullu bağlama parçası.

nâr

Ateş; dinî bağlamda cehennem ateşi.

dirgür

Diriltir.

hil’at

onur giysisi

celâlinden

heybetinden

cemâlinden

güzelliğinden

safâ

sevinç