DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/İbrâhim Tennûrî/Hak Bana Bir Gönül Verdi
Gönlün değişken hâllerini sıralayan uzun ilahi · 15. yüzyıl

Hak Bana Bir Gönül Verdi

İbrahim Tennurî gönlün sevinçten ağlayışa, bilgisizlikten hikmete, yoksulluktan hükümdarlığa ve ibadetten sapmaya kadar sürekli değişen hâllerini sıralar. Peygamber, hükümdar, hayvan ve tasavvuf büyüğü imgeleriyle gönlün akla sığmayan hareketini ilahî hükme bağlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hak bir gönül verdi bana

    Ha demeden hayran olur

    1Hak bir gönül verdi bana.

    2Bir anda hayran olur.

    Tanrı’nın verdiği gönül daha “ha” demeden hayrete düşer; şaşkınlık düşünceden önce gelen temel hâl olarak tanıtılır. Hayret gönlün ilk tepkisidir.

  2. 2

    Bir dem gelir şadî olur

    Bir dem gelir giryan olur

    1Gönül bir an sevinir,

    2Bir dem gelir ağlayan olur.

    Aynı gönül bir an sevinirken sonraki anda ağlar; karşıt duygular tek öznenin hızla değişen yüzleridir. Neşe ile gözyaşı ardışıktır. Bu vurgu, “Bir dem gelir şadî olur” sözünde belirginleşir.

  3. 3

    Bir dem cehalette kalur

    Hiç nesneyi bilmez olur

    1Bir dem bilgisizlikte kalır.

    2Hiç nesneyi bilmez olur.

    Cehalete düşen gönül hiçbir şeyi bilemez olur; bilgi kaybı, gelip geçen bir manevi hâl olarak sıralamaya katılır. Unutuş gönlü karanlıkta bırakır.

  4. 4

    Bir dem dalar hikmetlere

    u Lokman olur

    1Bir dem dalar hikmetlere.

    2Calinus ve Lokman olur.

    Hikmete dalan gönül Calinus ile Lokman’a dönüşür; bilgisizlikten sonraki sıçrama, tıp ve bilgelik adlarıyla büyütülür. Bilgelik bu yükselişin adıdır.

  5. 5

    Bir dem gelir söyleyemez

    Bir sözü şerheyleyemez

    1Bir an gelir, söyleyemez.

    2Bir sözü açıklayamaz.

    Bazen tek söz söyleyemeyen gönül, onu açıklamaya da güç bulamaz; suskunluk hem üretimi hem yorumu durdurur. Dilin kapısı bütünüyle kapanır. Bu vurgu, “Bir dem gelir söyleyemez” sözünde belirginleşir.

  6. 6

    Bir dem dilinden dür döker

    Dertilere derman olur

    1Bir dem dilinden inci döker.

    2Dertlilere çare olur.

    Başka bir anda dilinden inci dökülür ve dertlilere deva olur; önceki suskunluk şifalı söze çevrilir. İnci söz, hastaya ilaçtır. Bu vurgu, “Bir dem dilinden dür döker” sözünde belirginleşir.

  7. 7

    Bir dem çıkar arş üstüne

    Bir dem iner tahtessera

    1Bir an gelir, arşın üstüne çıkar.

    2Bir an gelir, yerin dibine iner.

    Gönül bir an arşın üstüne çıkar, sonra yerin dibine iner; dikey hareket makam değişiminin uçlarını gösterir. Gönlün menzili iki uçtur. Bu vurgu, “Bir dem çıkar arş üstüne” sözünde belirginleşir.

  8. 8

    Bir dem sanasın katredir

    Bir dem taşar umman olur

    1Bir dem sanasın damladır.

    2Bir dem taşar okyanus olur.

    Bir an damla sanılan gönül ardından taşarak okyanus olur; küçücük parça ölçüsüz bütüne dönüşür. Umman damlanın içinde gizlidir. Bu vurgu, “Bir dem sanasın katredir” sözünde belirginleşir.

  9. 9

    Bir dem gelir olmuş geda

    Yalın tene giymiş aba

    1Bir dem gelir olmuş yoksul.

    2çıplak tenine kaba bir aba giymiştir.

    Gönül yoksul kesilip çıplak tenine kaba aba giyer; yoksulluk hem statü hem beden üzerindeki giysiyle görünür. Aba bu düşüşün görünür işaretidir.

  10. 10

    Bir dem gani himmet ile

    Fağfur u hem hakan olur

    1Bir an cömertçe güç ve varlık bulur,

    2Çin hükümdarı ya da hakan kesilir.

    Cömert bir güçle zenginleşen gönül Çin hükümdarı ve hakan olur; önceki dilencilik bu kez dünya egemenliğine döner. Saltanat geçici bir gönül hâlidir.

  11. 11

    Bir dem gelir asi olur

    Hak zikrini kılur

    1Bir dem gelir isyan eden olur.

    2Hak zikrini yitirir.

    Gönül asi olduğunda Tanrı’nın zikrini yitirir; sapma, yalnız itaatsizlik değil hatırlama bağının kopmasıdır. Zikir kaybı asiliğin sonucudur.

  12. 12

    Bir dem gelir kim yoldaşı

    Hem zühdü hem iman olur

    1Bir zaman gelir ki yoldaşları,

    2Hem zühd hem iman olur.

    Gönül bu kez zühdü ve imanı yoldaş edinir; önceki isyan hâlinin karşısına konan bu dönüş, onun tek bir manevî durakta kalmadığını gösterir. Bu vurgu, “Bir dem gelir kim yoldaşı” sözünde belirginleşir.

  13. 13

    Bir dem günahın fikreder

    Dosdoğru tamuya gider

    1Bir an günahlarını düşünür,

    2Dosdoğru cehenneme gider.

    Günahlarını düşünen gönül dosdoğru cehenneme yürür; suç bilinci, bağışlanma yerine korkulan sonu görünür kılar. Düşünce korkuyu büyütür. Bu vurgu, “Bir dem günahın fikreder” sözünde belirginleşir.

  14. 14

    Bir dem görür Hak rahmetin

    Uçmaklara Rıdvan olur

    1Bir dem görür Hak rahmetin.

    2cennetlerin kapıcısı Rıdvan olur.

    Hakk’ın rahmetini gören gönül cennetin kapıcısı Rıdvan olur; bakış, cezadan cennette görev almaya keskin bir geçiş sağlar. Bu vurgu, “Bir dem görür Hak rahmetin” sözünde belirginleşir.

  15. 15

    Bir dem sanasın zerredir

    Hiç bilmeyesin kim nedir

    1Bir an onu zerre sanırsın.

    2Ne olduğunu hiç bilemezsin.

    Gönül bir an küçücük bir zerre sanılır, fakat ne olduğu yine bilinemez; küçüklük görüntüsü onun kavranamaz ve sınırlandırılamaz oluşunu gizlemez.

  16. 16

    Bir dem Çalap aşkı ile

    Güneş gibi tâban olur

    1Bir an Tanrı aşkıyla dolar.

    2Güneş gibi parlak olur.

    Tanrı aşkıyla dolan gönül güneş gibi parlar; içteki sevgi bütün çevreye yayılan ışık biçimini alır. Parlaklık aşktan beslenir. Bu vurgu, “Bir dem Çalap aşkı ile” sözünde belirginleşir.

  17. 17

    Bir dem girer mescidlere

    Yüzün sürer anda yere

    1Bir dem girer mescitlere.

    2Yüzünü orada yere sürer.

    Mescide giren gönül yüzünü yere sürer; yücelik arayışı burada bedeni aşağı indiren secde hareketiyle anlatılır. Secde yükselişi tersinden kurar.

  18. 18

    Bir dem varır deyre girer

    İncil okur ruhban olur

    1Bir dem varır manastıra girer.

    2İncil okur rahip olur.

    Gönül bu kez kiliseye girip İncil okuyan rahip olur; değişkenliği, dinî mekân ve kimlik sınırını aşar. Gönül başka bir mabette konuşur. Bu vurgu, “Bir dem varır deyre girer” sözünde belirginleşir.

  19. 19

    Bir dem gelir Musa olur

    Yüzbin münacatlar kılur

    1Bir dem gelir Musa olur.

    2Yüz bin kez yakarır.

    Musa’ya dönüşen gönül yüz bin yakarışta bulunur; peygamber kimliği, konuşmayı çoğalan duaya çevirir. Dua Musa hâlinin sesidir. Bu vurgu, “Bir dem gelir Musa olur” sözünde belirginleşir.

  20. 20

    Bir dem girer kibr evine

    Fir’avn ile Hâman olur

    1Bir dem girer kibir evine.

    2Fir’avn ile Hâman olur.

    Kibir evine girince Firavun ve Haman olan gönül, az önceki peygamber hâlinin karşıt safına geçer. Kibir peygamber hâlini söndürür. Bu vurgu, “Bir dem girer kibr evine” sözünde belirginleşir.

  21. 21

    Bir dem gelir İsa olur

    Ölmüşleri diri kılur

    1Bir dem gelir İsa olur.

    2Ölmüşleri diriltir.

    İsa olan gönül ölüleri diriltir; değişken güç bu kez hayatı geri veren mucizeyle ölçülür. Diriltme, gönlün İsa hâlindeki mucizesidir. Bu vurgu, “Bir dem gelir İsa olur” sözünde belirginleşir.

  22. 22

    Bir dem gelir gümrahleyin

    Yolunda sergerdan olur

    1Bir dem gelir yolunu şaşırmış gibi.

    2Yolunda şaşkın olur.

    Yolunu şaşırmış gibi dolaşan gönül kendi yolunda sersem kalır; hareket sürse de yön bilgisi kaybolmuştur. Sersemliğin nedeni yön kaybıdır. Bu vurgu, “Bir dem gelir gümrahleyin” sözünde belirginleşir.

  23. 23

    Bir dem divü bir dem peri

    Viraneler olmuş yeri

    1Bir dem dev bir dem peri.

    2yıkıntıları kendine yurt edinir.

    Bir an dev, bir an peri olan gönül yıkıntıları yurt edinir; korkutucu ve güzel iki masal varlığı aynı mekânda buluşur. Virane bu çift kimliğin sahnesidir.

  24. 24

    Bir dem uçar Belkıs’leyin

    Süleyman olur

    1Bir dem uçar Belkıs gibi.

    2Taht sahibi Süleyman olur.

    Belkıs gibi uçan gönül, taht sahibi Süleyman’a dönüşür; yolculuk ile hükümdarlık iki efsanevi kişide birleşir. Uçuş sonunda tahta varır. Bu vurgu, “Bir dem uçar Belkıs’leyin” sözünde belirginleşir.

  25. 25

    Bir dem geyiktir meşede

    Bir dem balıkdürür suda

    1Bir dem geyiktir ormanda.

    2Bir dem balıktır suda.

    Gönül ormanda geyik, suda balık olur; değişimi bu kez insan makamlarından hayvan ve yaşam alanlarına uzanır. Her canlı kendi unsurunda görünür.

  26. 26

    Bir dem gelir arslan gibi

    Âlemlere sultan olur

    1Bir dem gelir arslan gibi.

    2Âlemlere sultan olur.

    Arslan gibi güçlenen gönül âlemlere sultan kesilir; hayvanın kuvveti toplumsal egemenliğin dayanağıdır. Arslanlık iktidar biçimi kazanır. Bu vurgu, “Bir dem gelir arslan gibi” sözünde belirginleşir.

  27. 27

    Dedim gönül bu ne işe

    Düştün bu bitmez teşvişe

    1Gönle “Bu nasıl bir iştir?” diye sordum;

    2Düştün bu bitmez kaygıya.

    Anlatıcı gönle neden bitmez telaşa düştüğünü sorar; uzun hâller dizisi ilk kez doğrudan öznesine yöneltilen soruyla kesilir. Bu vurgu, “Dedim gönül bu ne işe” sözünde belirginleşir.

  28. 28

    Eder beni suçlamanız

    Bu iş bana Hak’tan olur

    1Beni suçlamanız boşunadır;

    2Bu iş bana Hak’tan olur.

    Konuşan suçlamaların kendisine yöneltilmesini reddeder ve olanı Hakk’a bağlar; gönlün değişiminden kişisel iradesini ayırır. Bu vurgu, “Eder beni suçlamanız” sözünde belirginleşir.

  29. 29

    Anda ki Hak düzdü işi

    Görmüş idim ben bu düşi

    1Hak bu işi daha oradayken düzenlemiş;

    2ben de bu düşü önceden görmüştüm.

    Bu işin Hak tarafından daha önce düzenlendiğini ve düşte görüldüğünü söyleyen şair, değişimleri önceden belirlenmiş bir plana bağlar. Bu vurgu, “Anda ki Hak düzdü işi” sözünde belirginleşir.

  30. 30

    Anda ayan olan hüküm

    Bunda kaçan pinhan olur

    1Orada açıkça beliren hüküm,

    2burada nasıl gizli kalabilir?

    Öte âlemde açıkça görünen hükmün burada gizlenemeyeceği sorulur; görünürlük iki dünya arasında süreklilik kazanır. İki âlem aynı hükmü taşır.

  31. 31

    ÂŞIK bu gönül haline

    İremedin ahvaline

    1Ey âşık, bu gönlün hâline,

    2Eremedin hâllerine.

    Âşığın gönül hâline ve onun değişen durumlarına erişememesi, uzun sıralamanın bilgiyle kuşatılamadığını kabul eder. Bilinmezlik âşığı dışarıda bırakır.

  32. 32

    Bu manaya ol ere kim

    Akıl ana kurban olur

    1Bu anlama eren kişiye.

    2Akıl bile kurban olur.

    Bu anlamı kavrayan kişiye aklın kurban olacağı söylenir; gönül bilgisi, aklın egemenliğini tersine çevirir. Akıl üstünlüğünü gönle bırakır. Bu vurgu, “Bu manaya ol ere kim” sözünde belirginleşir.

  33. 33

    Nice biline bu gönül

    Kim padişahlar ana kul

    1Bu gönül nasıl bilinsin?

    2Hükümdarlar bile ona kulken.

    Padişahların bile kul olduğu gönlün nasıl bilineceği sorulur; siyasal üstünlük onun bilinmezliğini ölçmeye yarar. Saltanat gönlün altında kalır.

  34. 34

    Âlemlere boy vermeyen

    Aşk işine ferman olur

    1Âlemlere boyun eğmeyen gönül bile,

    2aşkın buyruğuna girer.

    Âlemlere boyun eğmeyen gönül aşkın buyruğuna girer; hiçbir dış gücün kıramadığı irade sevgide teslim olur. Tek üstün kuvvet aşktır. Bu vurgu, “Âlemlere boy vermeyen” sözünde belirginleşir.

  35. 35

    Bir dem döner Cebrail’e

    Rahmet saçar her mahfile

    1Bir dem döner Cebrail’e.

    2Rahmet saçar her meclise.

    Cebrail’e dönüşen gönül her meclise rahmet saçar; değişken hâller dizisi bu kez haber ve bereket taşıyan meleğe ulaşır. Meclisler bu rahmetle genişler.

  36. 36

    Bir dem döner İblis’leyin

    Bu halk ile düşman olur

    1Bir dem döner İblis gibi.

    2Bu halk ile düşman olur.

    İblis gibi olan gönül bütün halkla düşmanlaşır; bir önceki rahmet dağıtma hâli toplu çatışmaya çevrilir. Düşmanlık rahmetin karşı ucudur. Bu vurgu, “Bir dem döner İblis’leyin” sözünde belirginleşir.

  37. 37

    Bir dem Cüneyd ü Şıblî’dir

    Hem Bayezid ü Kerhî’dir

    1Bir dem Cüneyd ve Şıblî’dir.

    2Hem Bayezid ve Kerhî’dir.

    Cüneyd, Şiblî, Bayezid ve Kerhî adları gönlün farklı tasavvuf büyüklerinde görünmesini tek bir soy zincirinde toplar. İsimler ortak manevi çizgiyi kurar.

  38. 38

    Bir dem gelir ’leyin

    Boğazına organ olur

    1Bir dem gelir Mansur gibi.

    2Boğazına urgan olur.

    Mansur gibi olan gönlün boğazına ip geçirilir; şiir, değişken gönlü hakikat sözü uğruna ölümle yüzleşen sûfîde bırakır. İp, sözün ölümcül bedelidir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

İbrahim Tennurî mahlası gövdede görünür ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.

Atıf kanıtını aç ↗

Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; İbrahim Tennurî, basılı No. 1, PDF 199–200–201; 38 birim/76 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirCana Cefa ya da Vefa Kıl
Câna cefâ ya kıl vefâ
İbrâhim Tennûrî · Kahrı ve lütfu birlikte kabul eden ilahi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Calinus

Câlînûs; Antik Çağ hekimi Galen.

yavi

Yitik, kayıp.

uçmak / Rıdvan

Uçmak cennet; Rıdvan cennetin bekçisi kabul edilen melek.

deyr

Manastır.

gümrah

Yolunu şaşırmış, sapmış.

Taht ıssı

Taht sahibi, hükümdar.

teşviş

Kaygı, karışıklık.

Mansur

Hallâc-ı Mansûr; tasavvuf geleneğinde “Enelhak” sözü ve idamıyla anılan sûfî.