DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Âb-rû-yı fuzalâ mîr Celâlettin kim
kaside/kıt’a · 19. yüzyıl

Âb-rû-yı fuzalâ mîr Celâlettin kim

Uzun övgü, Mir Celâlettin’in soyu, cömertliği ve çevresine verdiği itibardan başlayıp kutlu geliş temasına uzanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    mîr Celâlettin kim

    Zâtıdır mazhar-ı eltâf-ı rahîm ü rahmân

    O kerîmü'n-neseb ol muhterem-i devrân kim

    Fahr eder cevher-i zâtıyla hemâre ihvân

    Nüsha-i zâtı kemâlât ile pîrâstedir

    Cebhesinden olur âsâr-ı füyûzât ıyân

    Zihn-i derrâki hadeng-i hedef-i re'y-i savâb

    Kilk-i çâlâki medeng-i der-i genc-i irfân

    Hüsn-i tedbîrde endîşesi bî-misl ü nazîr

    Feyz-i te'sîrde tedbîri adîmü 'l-akrân

    Sâftır âyine-veş tab'-ı latîfi meselâ

    Sînesinden görünür baksan eğer sırr-ı nihân

    Pakdır gibi meşreb-i şûhu hakka

    Lezzet-i ülfeti ehl-i dili eyler ferhân

    Yazsa ahlâkını gül-berk gibi vassâfın

    Safhası eyleye ta'tîr-i meşamm-ı dil ü cân

    Satha-i kalbi bir âyine-i vahdettir kim

    Murg-ı kuds olsa sezâdır ona tûtî-i beyân

    Akl-ı pîrânesi magbût-ı dil-i ehl-i kemâl

    Tavr-ı merdânesi mahsûd-ı gürûh-ı rindân

    Medh-i fazl u hüneri sohbet-i ehl-i insâf

    Vasf-ı cûd ü keremi güft ü şinîd-i yârân

    Çok mu nâz eylese devrâna ki kılmış mevlâ

    Kurretü'l-ayn-ı recâ'î-i celîlü 'l-unvân

    Ne recâ'î o hüner-perver-i bî-hemtâ kim

    Ehl-i dil zâtını bu tarz ile eyler ityân

    Ma'den-i lutf u himem masdar-ı envâ'-ı kerem

    Gîti-i fazl u atâ âlem-i cûd u ihsân

    Hased-efrûz e'âlî-i vezîrân-ı Arab

    Edeb-âmûz-ı kibâr-ı ulemâ-yı Îrân

    Tâb-ı re'yi -i ma'nîye hûrşîd-i münîr

    Reşha-i kilki riyâz-ı sühana âb-ı revân

    Bezm-i ayşında melek şâhid-i tâbende-izâr

    Bâb-ı lütfunda hâdim-i dâmen-be-miyân

    O Hudâvend-i -câh kerîmü'ş-şân kim

    Dâ'ir-i hizmetidir şevkla çerh-i gerdân

    Olayım vasf-ı şerîfinde güher-senc-i makal

    Gerçi hakkıyla edâ vasfını olmaz âsân

    Yazayım şöylece her fende olan kudretini

    Nakş-ı eltâfına sonra edeyim atf-ı inân

    İlm-i Fürs ü Arabî fenn-i riyâzi vü hikem

    Ezelî mevhibetu'llahtır ona bî-noksân

    Müctemi' dâ'ire-i müdrike-i pâkinde

    Sarf ü nahv ü edebiyyât ü me'âni vü beyân

    İlm-i tefsîr ü ehâdîste Fahr-ı Râzî

    Fehm-i eşkâl-i mesâ'ilde Felâtûn-ı cihân

    Gelmedi şimdiye dek âleme bir misli dahi

    Hüsn-i tertîb-i makalât u tasavvurda hemân

    Bilse inşâsını vassâfı olurdu vassâf

    Görse eş 'ânını tahsîn kılardı Hassân

    San 'at-ı hatt-ı celîde hele misli nâ-bûd

    Nesh ü ta'lîki ise cümleye buldu rüchân

    Ger sülüs hattını görseydi kırardı kalemin

    Gayret-i cehle uyup reşkle Hâfız Osmân

    Kâgıd üzre nazarı rik'ası âşüfte eder

    Rişte-i sîme dizilmiş gibi dürr-i galtân

    Bir hafîd eyledi ihsân ona Hak celle celâl

    Kerem ü âtıfet ü lütfuna gördü şâyân

    Ne hafid ol gül-i sad-berg-i çemenzâr-ı murâd

    Kim olur ta'ne-zen-i gonce-i bâğ-ı rızvân

    Tâk-ı gehvâre-i pür-cünbüşü çerh-i ikbâl

    -i rûyu ona mihr ü meh-i nûr-efşân

    Yaraşır -i makdem-i mes 'ûdu içün

    Olsa ger tâkçe-i mehdine mihr âvîzân

    Hüsnü bir mertebe-âlî ki meh ü mihr-i

    Olamaz pîş-i likasında birer âyine-dân

    1Bilginlerin yüz akı olan Mir Celâlettin,

    2Merhametli ve esirgeyen Allah’ın lütuflarına erişmiş bir kişidir.

    3O, soyu yüce ve çağının saygıdeğer insanıdır;

    4Dostları onun özündeki cevherle her zaman övünür.

    5Kişiliği olgunluklarla bezenmiştir;

    6Bereketin izleri alnından açıkça görülür.

    7Keskin kavrayışlı zihni, doğru görüş hedefini bulan bir oktur;

    8Çevik kalemi, irfan hazinesinin kapısını açan anahtardır.

    9İyi yönetimde düşüncesinin benzeri ve dengi yoktur;

    10Etkili yönetimi de akransızdır.

    11İnce yaradılışı ayna gibi durudur;

    12Bakılırsa göğsündeki gizli sır görülür.

    13Neşeli yaradılışı şarap gibi temizdir;

    14Sohbetinin tadı gönül ehlini sevindirir.

    15Bir övgücü onun ahlâkını gül yaprağına yazar gibi yazsa

    16Sayfası gönül ve canın duyularını kokulandırır.

    17Kalbinin yüzeyi bir birlik aynasıdır;

    18Kutsal kuş, ona söz söyleyen bir papağan olmaya yaraşır.

    19Olgun aklı, erdem sahiplerinin gönlünce imrenilecek hâldedir;

    20Yiğitçe tavrı rindler topluluğunun kıskandığı bir özelliktir.

    21Erdeminin ve hünerinin övgüsü, insaf sahiplerinin sohbetidir;

    22Cömertlik ve iyiliğinin anlatılması dostların sürekli konuştuğu konudur.

    23Tanrı onu böyle yaratmışken zamana naz etse çok mudur?

    24O, yüce unvanlı Recâî’nin göz nurudur.

    25Öyle bir Recâî’dir ki hüneri desteklemekte eşsizdir;

    26Gönül ehli onun kişiliğini işte bu biçimde anlatır:

    27Lütuf ve himmet madenidir, türlü cömertliklerin kaynağıdır;

    28Erdem ve bağış dünyası, cömertlik ve iyilik âlemidir.

    29Arap vezirlerinin ileri gelenlerini kıskandırır;

    30İran’ın büyük bilginlerine edep öğretir.

    31Görüşünün parlaklığı anlam göğünün aydınlık güneşidir;

    32Kaleminden damlayanlar söz bahçelerine akan sudur.

    33Eğlence meclisinde melek, parlak yanaklı bir tanıktır;

    34Lütuf kapısında gök, hizmete kuşanmış bir görevlidir.

    35O, makamı gök kadar yüce ve şanı cömert bir efendidir;

    36Dönen gök bile onun hizmetinde istekle dolaşır.

    37Onun seçkin niteliklerini anlatırken söz cevherlerini tartayım;

    38Gerçi hakkını vererek övmek kolay değildir.

    39Her alandaki gücünü bir bir yazayım;

    40Sonra lütuflarının tasvirine yönelteyim sözün dizginini.

    41Farsça ve Arapça bilgisi, matematik ve hikmet ilmi

    42Ona eksiksiz verilmiş ezelî bir Tanrı bağışıdır.

    43Temiz kavrayışının dairesinde hep birlikte bulunur:

    44Sarf, nahiv, edebiyat, anlam ve anlatım bilimleri.

    45Tefsir ve hadis ilminde Fahreddin Râzî gibidir;

    46Zor meseleleri anlamakta dünyanın Eflatun’udur.

    47Şimdiye kadar dünyaya onun bir benzeri daha gelmemiştir;

    48Sözleri düzenlemekte ve düşünce kurmakta tektir.

    49Vassâf onun nesrini bilseydi gerçek bir övgücü olurdu;

    50Hassân başarılarını görseydi beğeniyle överdi.

    51Özellikle celî hat sanatında benzeri yoktur;

    52Nesih ve talik yazısı herkesten üstün tutulmuştur.

    53Hâfız Osman onun sülüs yazısını görseydi

    54Cahillik gayretine kapılıp kıskançlıkla kalemini kırardı.

    55Kâğıt üzerindeki yazısına bakmak, rik’a hattını hayran bırakır;

    56Harfleri gümüş bir ipe dizilmiş yuvarlanan inciler gibidir.

    57Yüce Allah ona bir torun bağışladı;

    58Onu cömertliğine, şefkatine ve lütfuna layık gördü.

    59Ne torun! Murat bahçesinin yüz yapraklı gülüdür;

    60Cennet bahçesinin goncasına bile üstünlük taslar.

    61Hareketli beşiğinin kemeri, talih göğüdür;

    62Yüzünün ışığı o gökte ışık saçan güneş ve aydır.

    63Kutlu gelişini tebrik etmek için

    64Beşiğinin nişine güneş asılsa yaraşır.

    65Güzelliği öylesine yüksek bir derecededir ki göğün ayı ve güneşi

    66Yüzünün karşısında ayna tutan iki hizmetkâr bile olamaz.

    Uzun övgü, Mir Celâlettin’in soyu, cömertliği ve çevresine verdiği itibardan başlayıp kutlu geliş temasına uzanır. Beşik, güneş, ay ve ayna imgeleri yeni doğumun ışığını büyütür; metin bir kişiyi överken aile sürekliliğini ve toplumsal seçkinlik fikrini de sahneye taşır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 4 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 99815, 99816, 99817, 99818). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÂşıkız dil-hâh terk-i dîn ü dünyâdır bizeRecaizade Mahmut Ekrem · gazel/kıt’a

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

bâde

şarap

pertev

ışık, parıltı

hurşîd

güneş

felek

gök, talih düzeni

âb-rû-yı fuzalâ

bilginlerin yüz akı

tehniyet

kutlama