Âb-rû-yı fuzalâ mîr Celâlettin kim
Uzun övgü, Mir Celâlettin’in soyu, cömertliği ve çevresine verdiği itibardan başlayıp kutlu geliş temasına uzanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
mîr Celâlettin kim
Zâtıdır mazhar-ı eltâf-ı rahîm ü rahmân
O kerîmü'n-neseb ol muhterem-i devrân kim
Fahr eder cevher-i zâtıyla hemâre ihvân
Nüsha-i zâtı kemâlât ile pîrâstedir
Cebhesinden olur âsâr-ı füyûzât ıyân
Zihn-i derrâki hadeng-i hedef-i re'y-i savâb
Kilk-i çâlâki medeng-i der-i genc-i irfân
Hüsn-i tedbîrde endîşesi bî-misl ü nazîr
Feyz-i te'sîrde tedbîri adîmü 'l-akrân
Sâftır âyine-veş tab'-ı latîfi meselâ
Sînesinden görünür baksan eğer sırr-ı nihân
Pakdır gibi meşreb-i şûhu hakka
Lezzet-i ülfeti ehl-i dili eyler ferhân
Yazsa ahlâkını gül-berk gibi vassâfın
Safhası eyleye ta'tîr-i meşamm-ı dil ü cân
Satha-i kalbi bir âyine-i vahdettir kim
Murg-ı kuds olsa sezâdır ona tûtî-i beyân
Akl-ı pîrânesi magbût-ı dil-i ehl-i kemâl
Tavr-ı merdânesi mahsûd-ı gürûh-ı rindân
Medh-i fazl u hüneri sohbet-i ehl-i insâf
Vasf-ı cûd ü keremi güft ü şinîd-i yârân
Çok mu nâz eylese devrâna ki kılmış mevlâ
Kurretü'l-ayn-ı recâ'î-i celîlü 'l-unvân
Ne recâ'î o hüner-perver-i bî-hemtâ kim
Ehl-i dil zâtını bu tarz ile eyler ityân
Ma'den-i lutf u himem masdar-ı envâ'-ı kerem
Gîti-i fazl u atâ âlem-i cûd u ihsân
Hased-efrûz e'âlî-i vezîrân-ı Arab
Edeb-âmûz-ı kibâr-ı ulemâ-yı Îrân
Tâb-ı re'yi -i ma'nîye hûrşîd-i münîr
Reşha-i kilki riyâz-ı sühana âb-ı revân
Bezm-i ayşında melek şâhid-i tâbende-izâr
Bâb-ı lütfunda hâdim-i dâmen-be-miyân
O Hudâvend-i -câh kerîmü'ş-şân kim
Dâ'ir-i hizmetidir şevkla çerh-i gerdân
Olayım vasf-ı şerîfinde güher-senc-i makal
Gerçi hakkıyla edâ vasfını olmaz âsân
Yazayım şöylece her fende olan kudretini
Nakş-ı eltâfına sonra edeyim atf-ı inân
İlm-i Fürs ü Arabî fenn-i riyâzi vü hikem
Ezelî mevhibetu'llahtır ona bî-noksân
Müctemi' dâ'ire-i müdrike-i pâkinde
Sarf ü nahv ü edebiyyât ü me'âni vü beyân
İlm-i tefsîr ü ehâdîste Fahr-ı Râzî
Fehm-i eşkâl-i mesâ'ilde Felâtûn-ı cihân
Gelmedi şimdiye dek âleme bir misli dahi
Hüsn-i tertîb-i makalât u tasavvurda hemân
Bilse inşâsını vassâfı olurdu vassâf
Görse eş 'ânını tahsîn kılardı Hassân
San 'at-ı hatt-ı celîde hele misli nâ-bûd
Nesh ü ta'lîki ise cümleye buldu rüchân
Ger sülüs hattını görseydi kırardı kalemin
Gayret-i cehle uyup reşkle Hâfız Osmân
Kâgıd üzre nazarı rik'ası âşüfte eder
Rişte-i sîme dizilmiş gibi dürr-i galtân
Bir hafîd eyledi ihsân ona Hak celle celâl
Kerem ü âtıfet ü lütfuna gördü şâyân
Ne hafid ol gül-i sad-berg-i çemenzâr-ı murâd
Kim olur ta'ne-zen-i gonce-i bâğ-ı rızvân
Tâk-ı gehvâre-i pür-cünbüşü çerh-i ikbâl
-i rûyu ona mihr ü meh-i nûr-efşân
Yaraşır -i makdem-i mes 'ûdu içün
Olsa ger tâkçe-i mehdine mihr âvîzân
Hüsnü bir mertebe-âlî ki meh ü mihr-i
Olamaz pîş-i likasında birer âyine-dân
1Bilginlerin yüz akı olan Mir Celâlettin,
2Merhametli ve esirgeyen Allah’ın lütuflarına erişmiş bir kişidir.
3O, soyu yüce ve çağının saygıdeğer insanıdır;
4Dostları onun özündeki cevherle her zaman övünür.
5Kişiliği olgunluklarla bezenmiştir;
6Bereketin izleri alnından açıkça görülür.
7Keskin kavrayışlı zihni, doğru görüş hedefini bulan bir oktur;
8Çevik kalemi, irfan hazinesinin kapısını açan anahtardır.
9İyi yönetimde düşüncesinin benzeri ve dengi yoktur;
10Etkili yönetimi de akransızdır.
11İnce yaradılışı ayna gibi durudur;
12Bakılırsa göğsündeki gizli sır görülür.
13Neşeli yaradılışı şarap gibi temizdir;
14Sohbetinin tadı gönül ehlini sevindirir.
15Bir övgücü onun ahlâkını gül yaprağına yazar gibi yazsa
16Sayfası gönül ve canın duyularını kokulandırır.
17Kalbinin yüzeyi bir birlik aynasıdır;
18Kutsal kuş, ona söz söyleyen bir papağan olmaya yaraşır.
19Olgun aklı, erdem sahiplerinin gönlünce imrenilecek hâldedir;
20Yiğitçe tavrı rindler topluluğunun kıskandığı bir özelliktir.
21Erdeminin ve hünerinin övgüsü, insaf sahiplerinin sohbetidir;
22Cömertlik ve iyiliğinin anlatılması dostların sürekli konuştuğu konudur.
23Tanrı onu böyle yaratmışken zamana naz etse çok mudur?
24O, yüce unvanlı Recâî’nin göz nurudur.
25Öyle bir Recâî’dir ki hüneri desteklemekte eşsizdir;
26Gönül ehli onun kişiliğini işte bu biçimde anlatır:
27Lütuf ve himmet madenidir, türlü cömertliklerin kaynağıdır;
28Erdem ve bağış dünyası, cömertlik ve iyilik âlemidir.
29Arap vezirlerinin ileri gelenlerini kıskandırır;
30İran’ın büyük bilginlerine edep öğretir.
31Görüşünün parlaklığı anlam göğünün aydınlık güneşidir;
32Kaleminden damlayanlar söz bahçelerine akan sudur.
33Eğlence meclisinde melek, parlak yanaklı bir tanıktır;
34Lütuf kapısında gök, hizmete kuşanmış bir görevlidir.
35O, makamı gök kadar yüce ve şanı cömert bir efendidir;
36Dönen gök bile onun hizmetinde istekle dolaşır.
37Onun seçkin niteliklerini anlatırken söz cevherlerini tartayım;
38Gerçi hakkını vererek övmek kolay değildir.
39Her alandaki gücünü bir bir yazayım;
40Sonra lütuflarının tasvirine yönelteyim sözün dizginini.
41Farsça ve Arapça bilgisi, matematik ve hikmet ilmi
42Ona eksiksiz verilmiş ezelî bir Tanrı bağışıdır.
43Temiz kavrayışının dairesinde hep birlikte bulunur:
44Sarf, nahiv, edebiyat, anlam ve anlatım bilimleri.
45Tefsir ve hadis ilminde Fahreddin Râzî gibidir;
46Zor meseleleri anlamakta dünyanın Eflatun’udur.
47Şimdiye kadar dünyaya onun bir benzeri daha gelmemiştir;
48Sözleri düzenlemekte ve düşünce kurmakta tektir.
49Vassâf onun nesrini bilseydi gerçek bir övgücü olurdu;
50Hassân başarılarını görseydi beğeniyle överdi.
51Özellikle celî hat sanatında benzeri yoktur;
52Nesih ve talik yazısı herkesten üstün tutulmuştur.
53Hâfız Osman onun sülüs yazısını görseydi
54Cahillik gayretine kapılıp kıskançlıkla kalemini kırardı.
55Kâğıt üzerindeki yazısına bakmak, rik’a hattını hayran bırakır;
56Harfleri gümüş bir ipe dizilmiş yuvarlanan inciler gibidir.
57Yüce Allah ona bir torun bağışladı;
58Onu cömertliğine, şefkatine ve lütfuna layık gördü.
59Ne torun! Murat bahçesinin yüz yapraklı gülüdür;
60Cennet bahçesinin goncasına bile üstünlük taslar.
61Hareketli beşiğinin kemeri, talih göğüdür;
62Yüzünün ışığı o gökte ışık saçan güneş ve aydır.
63Kutlu gelişini tebrik etmek için
64Beşiğinin nişine güneş asılsa yaraşır.
65Güzelliği öylesine yüksek bir derecededir ki göğün ayı ve güneşi
66Yüzünün karşısında ayna tutan iki hizmetkâr bile olamaz.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 4 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 99815, 99816, 99817, 99818). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Uzun övgü, Mir Celâlettin’in soyu, cömertliği ve çevresine verdiği itibardan başlayıp kutlu geliş temasına uzanır. Beşik, güneş, ay ve ayna imgeleri yeni doğumun ışığını büyütür; metin bir kişiyi överken aile sürekliliğini ve toplumsal seçkinlik fikrini de sahneye taşır.