Çeşmi halkı mest edip mahmûr şeklin gösterir
Şiir, görünüş ile hakikat arasındaki çatışmayı göz, gamze, asker safı, vapur, ferman, dürbün ve kadeh imgeleriyle işler. Son beyitte seçkin kişi için edilen talih duası, “gösterirse göstersin” gibi bir belirsiz ödünleme yerine, şarabın nur dolu kadeh biçimini göstermesine bağlanan amaç cümlesiyle kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
edip mahmûr şeklin gösterir
Gamzesi cellâd iken rencûr şeklin gösterir
Mülk-i sabrı gamzesi târâc eder
Saf-be-saf müjgânı kim tâbûr şeklin gösterir
Dûd-ı âh u eşk u sûz-ı kalb-i mazlûmân ile
Hâne-i ehl-i sitem vapûr şeklin gösterir
Şâh-ı hüsnü hatt çekip kalmış izârı der-kenâr
Şimdi enzâra dahi şeklin gösterir
Çîre-dest-i hîle çün zıll-ı hayâl-i bî-sebât
Kendisi gaddâr iken mazûr şeklin gösterir
Ger tecessüm eylese sermâye-i fahr-ı kibâr
Hâtem-i elmâs ile semmûr şeklin gösterir
Nukre-senc oldukça her mâr-ı mezâlim-pîşeye
çeşm-i ibret mûr şeklin gösterir
Gonca-veş dil-hûn iken ehl-i safâ-yı bâtını
Hande-i sûrî ile mesrûr şeklin gösterir
Her sifâl-i köhne-i bezm-i harâbât ehline
Sâgar-ı pür-neşe-i billûr şeklin gösterir
Şâm-ı vuslatla hayâl-i subh ile âh eyleyip
Âşıkı mâşûkuna mehcûr şeklin gösterir
Zûr-ı gamdan rişte-i efkârı kim kem bestedir
Nazm-ı Hikmet şeklin gösterir
Sîne-i sîmîni çâk-ı ceyb-i subh-ı nâz edip
Mihr-veş âyîne-mendin nûr şeklin gösterir
Vech-i gaddâr halk ile mirât-ı çarh-ı kec-reviş
Gâh Haccâc u gâh Tîmûr şeklin gösterir
Zîver-i tâc-ı maârif olsa bir zât-ı ferîd
Her hünerde hâmesi destûr şeklin gösterir
Müşg-i terden olsa şâyândır medârı nazmının
Kim beyâz-ı kâğıdı kâfûr şeklin gösterir
Neşe-mend-i bezm-i ikbâl etsin ol zâtı Hudâ
Tâ kime peymâne-i pür-nûr şeklin gösterir
1Gözü halkı sarhoş ederken kendini mahmur gösterir;
2gamzesi cellat olduğu hâlde incinmiş görünür.
3Gamzesinin tek saldırısı sabır ülkesini yağmalar;
4saf saf kirpikleri bir asker taburu görünümü verir.
5Mazlumların âh dumanı, gözyaşı ve yanan kalpleriyle
6zalimlerin evi bir buharlı gemi görünümü verir.
7Güzellik şahı yüzüne ayva tüyü çizip yanağını kenarda bırakmış;
8şimdi bakışlara bir ferman gibi görünür.
9Hilede usta kişi, kararsız bir hayal gölgesi gibi,
10kendisi zalimken mazur görünür.
11Büyüklerin övünme sermayesi cisimleşse,
12elmas yüzük ve samur kürk biçiminde görünür.
13İbret gözünün dürbünü, zulüm işleyen her yılanı
14değerini ölçtükçe bir karınca gibi gösterir.
15İçi temiz kişi gonca gibi kanlı gönüllüyken,
16yüzeydeki gülüşüyle sevinçli görünür.
17Harabat ehlinin meclisindeki her eski çanak,
18neşe dolu billur bir kadeh görünümü verir.
19Kavuşma gecesinde sabah hayaliyle âh ederek,
20âşığı sevgilisine uzak düşmüş gibi gösterir.
21Gamın zoruyla düşünce ipliği gevşek bağlanmışken,
22Hikmet’in şiiri saçılmış inciler görünümü verir.
23Gümüş göğsünü naz sabahının yırtık yakası yapıp
24güneş gibi, aynaya bakanlara nur görünümü verir.
25Eğri gidişli feleğin aynası halka zalim yüzünü
26bazen Haccâc, bazen Timur biçiminde gösterir.
27Eşsiz bir kişi marifet tacının süsü olsa,
28kalemi her hünerde bir vezir görünümü verir.
29Şiirinin ekseni taze miskten olsa yeridir;
30çünkü beyaz kâğıdı kâfur gibi gösterir.
31Tanrı o kişiyi talih meclisinin neşesine eriştirsin;
32ta ki şarap, nur dolu bir kadehin biçimini göstersin.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Celladın kendini yaralı göstermesi sonraki örneklerin ahlaki anahtarıdır: dürbün yılanı karınca, eski çanağı billur kadeh gibi gösterir. Kapanışta Tanrı’dan seçkin kişiyi talih meclisinde neşelendirmesi dilenir; diplomatik “tâ kime” yüzeyi bağlama göre “tâ ki mey” ayrımıyla, şarabın ışıklı kadehi görünür kılması şeklinde ihtiyatla okunur.