DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şirî / Hacı Bektaş/Cihan Var Olmadan Ketm-i Ademde
Nefes · Bilinmiyor

Cihan Var Olmadan Ketm-i Ademde

Şirî, yaratılış öncesinden dört unsura, peygamberlerden Ehl-i Beyt ve Kırklar meydanına uzanan bir devir anlatır. Hacı Bektaş suretinden Şirî mahlasına gelir; değişen bütün biçimlerin sonunda yaratılmışlara kardeş olduğunu söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Cihan varolmadan ademde

    Hak ile birlikte yekdaş idim ben

    Yarattı bu mülkü çünkü o demde

    Yaptım tasvirini nakkaş idim ben

    1Dünya var olmadan, yokluğun gizliliğinde,

    2Hak ile birlikte bir ve yoldaştım.

    3O bu mülkü yarattığı zaman,

    4tasvirini yaptım; nakkaştım.

    Konuşan ses kendisini yaratılış öncesindeki gizli yokluğa yerleştirir. Hak ile yekdaşlık birlik iddiasını, nakkaşlık ise yaratılan dünyanın suretinde etkin manevi tanıklığı anlatır.

  2. 2

    bir libasa büründüm,

    Nârü badü hâkü âptan göründüm

    Hayrülbeşer ile dünyaya geldim

    Âdem ile bile bir yaş idim ben

    1Dört unsurdan bir giysiye büründüm;

    2ateş, yel, toprak ve sudan görünür oldum.

    3İnsanların en hayırlısıyla dünyaya geldim;

    4Âdem ile yaşıttım.

    Beden dört unsurdan yapılmış libastır; ateş, hava, toprak ve su görünüşün maddesini kurar. Ses kendisini Âdem ve seçkin insanla aynı başlangıca bağlayarak varlığını insanlık tarihi kadar eski sayar.

  3. 3

    Âdemin sulbünden Şit olup geldim

    Nuhu nebi olup Tufana girdim

    Bir zaman bu mülke İbrahim oldum

    Yaptım taş taşıdım ben

    1Âdem’in soyundan Şit olarak geldim;

    2Nuh peygamber olup tufana girdim.

    3Bir zaman bu ülkede İbrahim oldum;

    4Beytullah’ı yaptım, taş taşıdım.

    Şit, Nuh ve İbrahim biçimleri tek benliğin peygamberler tarihi içindeki dolaşımını gösterir. Tufana girmekten Kâbe için taş taşımaya geçiş, sınanma ile kurucu emeği birleştirir.

  4. 4

    İsmail göründüm bir zaman ey can

    İshak Yâkup Yusuf oldum bir zaman

    Eyyub geldim çok çağırdım el’aman

    Kurt yedi vücudum kan yaş idim ben

    1Bir zaman İsmail olarak göründüm, ey can;

    2bir zaman İshak, Yakup ve Yusuf oldum.

    3Eyüp olarak geldim, çok kez aman diledim;

    4bedenimi kurt yedi, kanlı gözyaşı döktüm.

    Peygamberler dizisi İsmail’den Yusuf’a ve Eyüp’e uzanır. Eyüp kıtası sabrın beden üzerindeki ağır sınavını taşır; kurt ve kanlı yaş imgeleri acıyı sessiz bir soy çizgisinden somut yaraya dönüştürür.

  5. 5

    Zekeriyya ile beni biçtiler

    Yahya ile kanım yere saçtılar

    Davut geldim çok peşime düştüler

    Mührü Süleymanı çok taşıdım ben

    1Zekeriya ile beni biçtiler;

    2Yahya ile kanımı yere saçtılar.

    3Davut olarak geldim, çok peşime düştüler;

    4Süleyman’ın mührünü uzun süre taşıdım.

    Zekeriya ve Yahya şehadetle, Davut takip edilmekle anılır; Süleyman’ın mührü ise hüküm ve bilgi işaretidir. Tek ses, zulüm görme ile ilahî yetkiyi aynı tarih zincirinde taşır.

  6. 6

    Mübarek asâyı Musaya verdim

    olup Meryeme erdim

    Cümle evliyaya ben rehber oldum

    Cibrili Emine sırdaş idim ben

    1Mübarek asayı Musa’ya verdim;

    2Kutsal Ruh olup Meryem’e ulaştım.

    3Bütün velilere rehber oldum;

    4Güvenilir Cebrail’e sırdaştım ben.

    Asa Musa’nın mucize aracıdır; Ruhulkudüs ile Meryem bağı vahiy ve doğum çizgisini açar. Konuşan bütün velilere rehber olduğunu söyler ve son dizede Cibrîl-i Emîn’e sırdaşlığını bildirir; Âmine adı veya Cebrail’le özdeşlik eklenmez.

  7. 7

    Sulbü pederinden Ahmedi Muhtar

    Rehnümalarından erdi zülfikar

    Cihan varolmadan Ehlibeyte yâr

    Kul iken zat ile sırdaş idim ben

    1Babası soyundan seçilmiş Ahmed geldi;

    2rehberlerinden Zülfikar ulaştı.

    3Dünya var olmadan Ehl-i Beyt’e dosttum;

    4kulken bile zatla sırdaştım.

    Ahmed-i Muhtar ile Zülfikar, Muhammed ve Ali çizgisini aynı kıtada buluşturur. Ehl-i Beyt dostluğunun dünya öncesine götürülmesi, bağlılığın sonradan seçilmiş değil ezelî bir ahit olduğunu söyler.

  8. 8

    Tefekkür eyledim ben kendi kendim

    Mucize görmeden imana geldim

    Şahımerdan ile Düldüle bindim

    Zülfikar bağladım tiğ taşıdım ben

    1Kendi kendime derin düşünceye daldım;

    2mucize görmeden iman ettim.

    3Şah-ı Merdan ile Düldül’e bindim;

    4Zülfikar kuşandım, kılıç taşıdım.

    İman dış mucizeye değil tefekküre dayanır. Ardından Ali’nin Düldül’üne binip Zülfikar taşımak, içsel kabulü eylem ve mücadeleye çevirir; düşünce ile yol hizmeti birbirini tamamlar.

  9. 9

    hamrinden içildi şerbet

    Kuruldu aynıcem, ettik mahabbet

    Meydana açıldı sırrı hakikat

    Aldığım esrarı çok taşıdım ben

    1“Sekâhüm” şarabından şerbet içildi;

    2Aynü’l-cem kuruldu, muhabbet ettik.

    3Meydanda hakikat sırrı açıldı;

    4aldığım sırları uzun süre taşıdım.

    Kur’anî “sekâhüm” içkisi manevî ikramı, aynü’l-cem ise birlik meclisini anlatır. Hakikat sırrı meydanda açılır; ancak alınan esrarın taşınması, bilginin sorumluluk ve gizlilik gerektirdiğini gösterir.

  10. 10

    Hidayet irişti bize Allahtan

    Biat ettik cümle Resulûllahtan

    Haber verdi bize seyrifillâhtan

    Şahımerdan ile sırdaş idim ben

    1Bize Allah’tan doğru yol ulaştı;

    2hepimiz Resulullah’a bağlılık sözü verdik.

    3Bize Allah yolculuğundan haber verdi;

    4Şah-ı Merdan ile sırdaştım.

    Hidayet yukarıdan gelir, biat ise topluluğun verdiği karşılıktır. Seyr-i fillah haberi manevi hareketin yönünü belirler; Ali ile sırdaşlık bu yolculuğun güvenilir yakınlık bağını kurar.

  11. 11

    Bu cihan mülkünü devredip geldim

    Kırklar meydanında erkâna girdim

    Şahı velâyetten oldum

    Selmanı Pâk ile yoldaş idim ben

    1Bu dünya ülkesini dolaşıp geldim;

    2Kırklar meydanında erkâna girdim.

    3Velayet şahının kemerini kuşandım;

    4Selman-ı Pak ile yoldaştım.

    Dünya devri Kırklar meydanında düzenli erkâna dönüşür. Kemerbest olmak hizmete bağlanmayı, Selman ile yoldaşlık ise yol bilgisini taşıyan topluluk bağını anlatır.

  12. 12

    Şükür matlabımı getirdim ele

    Gül oldum feryadı verdim bülbüle

    Cemolduk bir yere Ehlibeyt ile

    Kırklar meydanında idim ben

    1Şükür, isteğimi elde ettim;

    2gül oldum, feryadı bülbüle verdim.

    3Ehl-i Beyt ile bir yerde toplandık;

    4Kırklar meydanında süpürgeciydim.

    Maksada erişmek üstün makam değil hizmet getirir. Gül ve bülbül ses ile güzelliği paylaşırken ferraşlık meydanı temizleyen görevdir; Ehl-i Beyt meclisinde tevazu öne çıkar.

  13. 13

    İkrar verdik cümle düzüldük yola

    Sırrı fâşetmedik asla bir kula

    Kerbelâda İmam Hüseynle bile

    Pâkettim dâmeni gül taşıdım ben

    1Hepimiz ikrar verdik ve yola dizildik;

    2sırrı hiçbir kula açmadık.

    3Kerbela’da İmam Hüseyin ile birlikte,

    4eteğimi temizledim, gül taşıdım.

    İkrar toplu yürüyüşün başlangıcı, sır saklamak onun ahlakıdır. Kerbela ve Hüseyin bağı fedakârlığı hatırlatır; eteği temizlemek ile gül taşımak yasın içinde arınmış hizmeti simgeler.

  14. 14

    Şu fenâ mülküne çok geldim gittim

    Yağmur olup yağdım ot olup bittim

    diyarını ben irşat ettim

    Horasandan gelen Bektaş idim ben

    1Bu geçici dünyaya çok kez gelip gittim;

    2yağmur olup yağdım, ot olup bittim.

    3Rum ülkesini doğru yola çağırdım;

    4Horasan’dan gelen Bektaş’tım.

    Geliş gidiş yalnız insan bedenleriyle sınırlı değildir; yağmur ve ot doğadaki dönüşümü gösterir. Horasan’dan Rum’a gelen Bektaş kimliği, devri coğrafi irşat ve Hacı Bektaş anlatısına bağlar.

  15. 15

    Gâhi nebi gâhi veli göründüm

    Gâhi uslu gâhi deli göründüm

    Gâhi Ahmed gâhi Ali göründüm

    Kimse bilmez sırrım kallâş idim ben

    1Bazen peygamber, bazen veli göründüm;

    2bazen akıllı, bazen deli göründüm.

    3Bazen Ahmed, bazen Ali göründüm;

    4kimse sırrımı bilmez; aldatıcı görünürdüm.

    Karşıt görünümler aynı özün farklı suretlerini taşır. Ahmed ve Ali adları da bu devrin içinde birleşir; “kallâş” sözü dışarıdan aldatıcı görünen, özü çözülemeyen sırrın maskesini anlatır.

  16. 16

    Şimdi hamdülillâh Şirî dediler

    Geldim gittim zatım hiç bilmediler

    Sırrımı kimseler fehmetmediler

    Hep mahlûk kuluna kardaş idim ben

    1Şimdi Tanrı’ya şükür bana Şirî dediler;

    2gelip gittim, özümü hiç bilmediler.

    3Sırrımı kimse anlayamadı;

    4yaratılmış bütün kullara kardeştim.

    Son kıta güncel mahlası Şirî olarak koyar, fakat özün önceki suretlerden ibaret olmadığını söyler. Kimsenin anlayamadığı sır, ayrılık üretmez; bütün yaratılmışlara kardeşlikte sonuçlanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Şirî / Hacı Bektaş (kaynak-bağlı, ihtilaflı) atfı basılı bölüm ve görünür mahlasla sınırlıdır; kanonik profil, bağımsız kimlik incelemesi tamamlanana kadar bekletilmektedir.

Atıf kanıtını aç ↗

Ergun 1955; tarama s. 361–363; 16 birim/64 dize. Kayıt kaynakta “Cihan varolmadan ketmi ademde” ile başlar, “Hep mahlûk kuluna kardaş idim ben” ile biter. Dizeler kaynağından korundu. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHak’tan Emir Oldu, Geldim Cihana
Haktan emir oldu geldim Cihana
Şirî / Hacı Bektaş · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ketmi

Gizliliği.

Anasırdan

Dört unsurdan.

Beytullahı

Kâbe’yi.

Ruhulkudüs

Kutsal Ruh.

Sekahüm

“Rableri onlara içirdi” ifadesindeki manevî içki.

kemerbest

Hizmet kemeri bağlanmış.

ferraş

Meydanı süpürüp hazırlayan hizmetli.

Urûm

Rum ülkesi, Anadolu.