Çok Zamandır İntizarım Kaşı Yayı Görmedim
Uzun süredir görmediği sevgiliyi arayan Ömer, onun nerede olduğunu sorar; güzelliği güneş ve aydan üstün tutarken gerçek dilberliğin âşığa cefa etmemek olduğunu söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çok zamandır intizârım kaşı yayı görmedim
Yerde midir gökte midir ol hümâyı görmedim
1Uzun zamandır bekliyorum; yay kaşlıyı görmedim.
2Yerde midir, gökte midir; o hüma kuşunu görmedim.
- 2
Gül gibi bilmem kimin gamhânesin pür nûr eder
Sesilmez şems ü kamerden hüsnü ayı görmedim
1Gül gibi, bilmem kimin gam evini nura boğuyor;
2Güneşten ve aydan seçilemeyen güzellik ayını görmedim.
Sevgilinin hangi gam evini aydınlattığı bilinmez; güneş ve aydan ayırt edilemeyen ışığı, yokluğunda bile başka bir mekânı nura boğan güçlü bir varlık olarak tasarlanır.
- 3
Gözüme dünyâ görünmez şimdi gönlüm gamdedir
Ol melek sîmâ güzel bilmem ki şimdi kandedir
1Şimdi dünya gözüme görünmüyor, gönlüm gam içinde;
2O melek yüzlü güzel şimdi nerede, bilmiyorum.
Dünyanın görünmez oluşu, gönüldeki gamın algıyı kapattığını anlatır. “Nerede?” sorusu melek yüzlü güzeli belirli bir yerde değil, kaybolmuş bir hayat düzeninde arar.
- 4
Hiç değil ile zevk u sefâ demlerdedir
Bakışı bin kan eder çeşmi elâyı görmedim
1Rakiplerle zevk ve eğlence günlerinde olmadığı kesin;
2Bakışı bin cana kıyar; o ela gözü görmedim.
Sevgilinin rakiple eğlenmediğine inanmak kıskançlık içinde küçük bir tesellidir; buna karşı ela gözün bin cana kıyan bakışı, görülmeyen kişinin tehlikeli çekimini korur.
- 5
Böyle bir mahbûb dilber medhederim
Gördü gözüm düştü gönlüm sevdi canım hikmeten
1Böyle bir sevgiliyi karşılık beklemeden överim;
2Gözüm gördü, gönlüm düştü, canım hikmet gereği sevdi.
Övgünün karşılıksız olduğu belirtilir: göz görmüş, gönül tutulmuş, can ise bunu bir hikmet gibi benimsemiştir. Aşk, çıkar değil üç ayrı iç kuvvetin ortak kararı olur.
- 6
Günde bin kez nâz ile bâd-i sabâya nisbeten
Salınup bin nâz ile ol dilrübâyı görmedim
1Her gün bin nazla sabah rüzgârına öykünerek
2Salınan o güzel sevgiliyi görmedim.
Sabah rüzgârına öykünen salınış, sevgilinin hareketini hafif ve canlı kılar. Bin nazın her gün yenilenmesi, yokluk içindeki hatırayı donmuş bir resim olmaktan çıkarır.
- 7
Bu zamâne dilberinin her birinde yok vefâ
İşte dilber ana derler âşıka etmez cefâ
1Bu çağın güzellerinin hiçbirinde vefa yok;
2Gerçek sevgili, âşığına eziyet etmeyendir.
Çağın güzellerine yöneltilen vefasızlık hükmü, güzelliğin ahlaki ölçüsünü değiştirir; gerçek dilberlik yüz çizgisinde değil, âşığa cefa etmemekte aranır.
- 8
Çok güzel seyrettim ammâ der ki Âşık Ömer’e
Böyle bir çeşmi müzeyyen dilrübâyı görmedim
1Çok güzel gördüm ama Âşık Ömer der ki:
2Böyle süslü gözlü bir güzel görmedim.
Mahlaslı son birim, çok sayıda güzel görmüş olmayı karşılaştırma kanıtı yapar; süslü ela gözün eşi bulunmayınca uzun bekleyiş, bilinçli ve seçici bir sadakat olarak kapanır.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 393; gövdede görünür Ömer mahlası doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 393; PDF 312; 8 birim/16 dize. Görünür Ömer mahlası ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Yay kaşlı sevgili hüma kuşuna benzetilince bekleyiş, erişilmesi güç bir varlığı aramaya dönüşür. Yerde mi gökte mi sorusu, kaybın coğrafi sınırlarını bütünüyle siler.