Dembesteyim şikeste zebân-ı kalem miyim
Şair suskunluğunu kırık kaleme ve donmuş bir tasvire benzetir; feleğin kuyumcusu değerini taşta sınarken, ceza pazarındaki yüksek satış sesleri karşısında kendisinin sağır olup olmadığını sorgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
miyim
Tasvîr-i hayret âver-i nakş-ı sanem miyim
Ey neden minnetin çekem
İkbâl-i izz ü devlet ile müttehem miyim
Bin kerre taşa çaldı beni zerger-i felek
Bilmem kim pîş ü kem miyim
Kalâ fürûş-i dehr sadâsın bülend eder
Bilmem Emîrî esam mıyım
1Suskunum; dili kırılmış bir kalem miyim?
2Hayret uyandıran bir sevgili resminin tasviri miyim?
3Ey kara gönüllü felek, neden minnetini çekeyim?
4Şeref ve devlet ikbaliyle suçlanmış mıyım?
5Feleğin kuyumcusu beni bin kez taşa vurdu.
6Değerimin ayarını bilmiyorum; üstün müyüm, eksik mi?
7Dünya kumaşçısı satış sesini yükseltiyor.
8Ey Emîrî, ceza pazarında sağır mıyım, bilmiyorum.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emîrî (Diyarbakırlı) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dil aks-i ruhın dîde-i hûnâbda saklarSeyyid Mehmed Emîrî Çelebi · manzume→
Beyitler boyunca konuşan özne kendi durumunu sorularla yoklar. Feleğin kuyumcusu onu taşa vurarak maden ayarı ölçer; dünya satıcısı ise ceza pazarında sesini yükseltir. Son dizedeki “esam mıyım” sorusu açılıştaki suskunlukla birleşir: şair satılık bir mala dönüşmez, yüksek çağrıyı duyamayan biri olup olmadığını sorgular.