Devretmedi Muradımca Zamâne
Şair muradına göre dönmeyen feleğin kendisini sevgiliden, yuvadan, ad ve nişandan ayırdığını söyler. Gurbet çölünde dikenliğe düşmüş bülbül ve gölge gibi kalır; yara ile bekleyiş büyüyerek deliliğe dönüşür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Devretmedi murâdımca
gibi attın yabana
1Zaman benim isteğime göre dönmedi;
2beni kader oku gibi yabana attın.
- 2
Beni ayırdın felek
Kaşı kemanımdan ayırdın felek
1Ey felek, beni sevgilimden ayırdın;
2beni yay kaşlımdan ayırdın.
Cânân ile keman kaşlı sevgili aynı kaybın iki adıdır. Tekrarlanan “ayırdın felek” redifi ayrılığı kişisel bir karar olmaktan çıkarıp sürekli işleyen kozmik zorunluluğa bağlar.
- 3
Gittikçe artırdın âh ü figanım
Ne yerim var benim ne hod mekânım
1Ahımı ve feryadımı giderek artırdın;
2benim ne yerim var ne de bir mekânım.
Ses yükselirken barınak yok olur: ah ve figanın artışı, mekânsızlıkla birlikte ilerler. “Ne hod” vurgusu en küçük aidiyet ihtimalini de siler ve ayrılığı köksüz bir dolaşmaya dönüştürür.
- 4
Âleme şây oldu
Nâm ü nişânımdan ayırdın felek
1Gizli sırrım bütün dünyaya yayıldı;
2beni adım ve nişanımdan ayırdın, ey felek.
İçte saklanan aşk sırrı âleme yayılırken kişinin toplumsal kimliği çözülür. Ad ile nişanın kaybı, mahremiyetin açığa çıkmasının ardından âşığın tanınan benliğini de yitirdiğini gösterir.
- 5
Gözüme görünmez lâleler güller
Bana mekân oldu gurbetlik eller
1Gözüme artık laleler ve güller görünmüyor;
2gurbet eller bana mekân oldu.
Baharın renkleri gözden silinir ve onların yerini yabancı diyarlar alır. Laleyle gülün görünmemesi yalnız manzara kaybı değildir; ayrılık, güzeli algılama yetisini de köreltir.
- 6
Mecnûnum mekânım sahrâlar çöller
Öz ayırdın felek
1Mecnun oldum; mekânım ovalar ve çöller;
2beni kendi yuvamdan ayırdın, ey felek.
Mecnun adı, çölde dolaşan aşk delisini hazır bir örnek olarak çağırır. Sahra ile çölün genişliği öz yuvanın sıcaklığına karşı konur; evden kopuş efsanevi yalnızlık biçimi kazanır.
- 7
Korkarım gurbette derd ile ölem
düşmüş garib bülbülem
1Gurbette dertle ölmekten korkarım;
2dikenliğe düşmüş garip bir bülbülüm.
Bülbülün yeri gül bahçesiyken dikenliğe düşmesi, âşığın gurbetteki uygunsuz konumunu gösterir. Ölüm korkusu mecazı ağırlaştırır; şarkı söyleyen kuş burada yaralanan ve yuvasız kalan canlıdır.
- 8
Bir mahal bulamam açılam gülem
Bâğ-ı cenânımdan ayırdın felek
1Açılıp gülebileceğim bir yer bulamıyorum;
2beni can bahçemden ayırdın, ey felek.
Açılmak hem çiçeklenmeyi hem içini ferahça açmayı taşır. Can bahçesinden ayrılan kişi hiçbir yerde gülemez; mekân yoksunluğu duygusal kapanmaya dönüşür.
- 9
Ey Ömer sînede artmada yâre
ayakta kaldım ne çâre
1Ey Ömer, göğsümdeki yara büyüyor;
2gölge gibi ayakta kaldım, ne çare.
Mahlaslı birimde yara içeride genişlerken beden gölge kadar güçsüz ve maddesiz kalır. Ayakta olmak direnç görüntüsü verse de “ne çare” sözü bunun çaresiz bir bekleyiş olduğunu açıklar.
- 10
Cünûnum intizâr olalı yâre
ayırdın felek
1Sevgiliyi bekleyişim deliliğe dönüştüğünden beri
2beni yürüyen servimden ayırdın, ey felek.
İntizarın cünuna dönüşmesi sabrın sınırını aşar. Serv-i revan sevgiliyi zarifçe yürüyen bir ağaç gibi gösterir; son redif bütün şiiri bu canlı güzellikten koparılma hükmüyle kapatır.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 59; tarama s. 138; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Devretmedi murâdımca zamâne” ile başlar, “Serv-i revânımdan ayırdın felek” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Dâd elinden kime kılam şikâyet” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dilâ dünyâda bir koçmak için hayfâ cenânım yokÂşık Ömer · Gazel/koşma; kaynak düzeni korunmuştur.→
Zamanın dönmesi talihin işleyişini, kader oku ise kişinin yönünü kendisinin seçememesini anlatır. Yabana atılmak hem hedeften sapmayı hem tanıdık çevrenin dışına savrulmayı aynı dizede toplar.