Dön dön ŧolaş gel şemǾaya pervāne olam di
Gazel, pervanenin mum çevresindeki dönüşünden gönül sarayına, erenler meclisine ve mekânsızlığın kaynağına uzanan bir dizi ‘olayım de’ buyruğu kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dön dön ŧolaş gel şemǾaya olam di
Yandır bu cismiñ gel ol da ķülħāne olam di
1Dön, dolaş, muma gel; ‘Pervane olayım’ de.
2Gel, bu bedenini yak; sen de ‘Külhane olayım’ de.
- 2
Aħşam śabāĥ baķ ay gün güneş ŧoġdı ŧolandı
Maġrib u meşrıķ dön ŧurma devrāne olam di
1Akşam sabah bak: ay, gün ve güneş doğup döndü.
2Batıyla doğu arasında dön; durma, ‘Devran olayım’ de.
Akşam, sabah, ay ve güneşin dönmesi kozmik bir devran görüntüsü kurar. Batı ile doğu arasındaki hareket ‘durma’ buyruğuyla sürer; şiir bu dönüşü tarihsel tasavvufî ses içinde dile getirir.
- 3
Ĥaķķıñ cemālin var yüri sen ķande ararsıñ
Ķalbiñ sarāyın yapdır da mihmāne olam di
1Yürü; Hak'ın yüzünü sen nerede arıyorsun?
2Gönlünün sarayını yaptır da ‘Konuk olayım’ de.
Aranan yüzün dışarıda nerede bulunduğu sorulurken cevap gönül sarayını hazırlamaya yönelir. Konuk olma isteği, ilahî güzelliği belirli bir fiziksel yerde bulduğunu iddia etmeden kalbi ağırlama mekânına çevirir.
- 4
Üçler ü beşler vardıķ yedi meclisi gördük
Ķırķlar yedinden śundıyse mestāne olam di
1Üçlere ve beşlere vardık, yediler meclisini gördük.
2Kırklar elinden sunduysa ‘Mest olayım’ de.
Üçler, Beşler, Yediler ve Kırklar aynı erenler silsilesinde anılır. Kırklar elinden sunulan içecek mestlik doğurur; bu, şiirin tarihsel-tasavvufî meclis ve vecd dilidir.
- 5
Pāzār-ı Ǿışķda esrār yükün çözdi erenler
Rengin boyandıñ bį-renk-i elvāne olam di
1Erenler aşk pazarında sır yükünü çözdüler.
2Renge boyandın; ‘Renksiz renkler olayım’ de.
Aşk pazarı, erenlerin sır yükünü çözdüğü bir değiş tokuş alanına dönüşür. ‘Bî-renk-i elvân’ renk ile renksizliği birlikte tutan bilinçli söz oyunudur.
- 6
İki cihānı gezdiñ de gördüñ mi Ħulūśį
Gel bį-mekānıñ kānını ŧut kāne olam di
1Ey Hulûsî, iki dünyayı gezdin de gördün mü?
2Gel, mekânsızlığın kaynağını tut; ‘Kaynak olayım’ de.
Makta Hulûsî'ye iki dünyayı gezip görmediğini sorar ve mekânsızlığın kaynağına yöneltir. ‘Kân/kâne’ ses ilişkisi hem maden-kaynak hem oluş çağrışımını taşır; belirli bir coğrafya eklenmez.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:n609-pdf556-557-printed543-544. n609, basılı s.543–544/PDF 556–557: tam 6 beyit/12 dize, basılı Müstef‘ilâtün Müstef‘ilâtün Fe‘ilâtün ve sonraki numaralı sınır sabit görselde doğrulandı. Ana metindeki olam biçimi korunmuştur; bazı tanıklardaki olayım farkı, yedi meclisi/meclis ayrımı ve görünür varyantlar gövdeye sessizce alınmamıştır. Profil-komşu CC BY 4.0; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ecell-i zâtıdır a‘lâ Muhammed Mustafâ sensinÖmer Hulûsî · Gazel→
Mum çevresinde dönme buyruğu pervanenin yanmayı göze alan hareketine bağlanır. İkinci dize bedeni külhan imgesiyle aynı yanışa sokar. Beyitteki iki buyruk da ‘olayım de’ kalıbıyla kapanır; istenen şey bir eylem değil, dile getirilen bir dönüşme niyetidir.