DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Fuzûlî/Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn
Kaynaklı metin
Gazel · 16. yüzyıl

Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn

Tek bir fiil kullanmadan feleğin ve talihin bilançosunu çıkaran, dokuzuncu beyitte “bilmen neyleyem” diyerek sessizliğini bozan ve renkli bir yüz tasviriyle kapanan on beyitlik gazel.

Özgün metin
  1. 1

    Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn

    Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli‘ zebûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Sevgili kayıtsız, gök merhametsiz, devran bir an durmuyor.

    2Dert çok, dert ortağı yok; düşman güçlü, talih güçsüz.

    Beyit yorumu +

    Gazel tek bir fiil kullanmadan açılıyor; her dize adlarla ve sıfatlarla kurulan bir bilanço. Fiilsizlik durumu değiştirilemez kılıyor: Kimse bir şey yapmıyor, her şey öylece duruyor.

  2. 2

    Sâye-i ümmîd zâ’il âfitâb-ı şevk germ

    Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Umut gölgesi çekilmiş, istek güneşi kızgın.

    2Talihsizliğin rütbesi yüksek, tedbirin basamağı aşağıda.

    Beyit yorumu +

    Umut bir gölge, istek bir güneş: Gölge çekilince sıcaklık dayanılmaz oluyor. Yükselen tek şey talihsizliğin rütbesi; tedbir ne kadar çalışırsa çalışsın basamağın altında kalıyor.

  3. 3

    Akl dûn-himmet sadâ-yı ta‘n yir yirden bülend

    Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Akıl himmetsiz, kınama sesi her yerden yükseliyor.

    2Baht şefkatsiz, aşkın belası gün geçtikçe artıyor.

    Beyit yorumu +

    Kınama sesi “yir yirden” yükselirken aşkın belası “gün günden” artıyor; Fuzûlî yer ile zamanı aynı artış eğrisine bindiriyor. Kaçacak bir köşe de, bekleyecek bir gün de kalmıyor.

  4. 4

    Men garîb-i mülk-i vasl u râh pür-teşvîş ü mekr

    Men harîf-i sâde-levh ü dehr pür-nakş u füsûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Ben kavuşma ülkesinde garibim, yol ise karışıklık ve hileyle dolu.

    2Ben levhası boş bir acemiyim, zaman ise nakışla ve büyüyle dolu.

    Beyit yorumu +

    İki dize de “men” ile açılıyor; şair kendini iki kez öne sürerek karşısındaki dünyanın kalabalığını daha görünür kılıyor. Saf levhalı bir acemiye karşı nakışla dolu bir zaman var.

  5. 5

    Her sehî-kad cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ

    Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Her selvi boylunun bir cilvesi bela tufanının seli.

    2Her hilâl kaşlının kaşı, deliliğe çekilmiş bir yazı satırı.

    Beyit yorumu +

    Güzellik burada seyredilecek bir manzara değil, bir yazı alıştırması: Hilâl kaş, deliliği öğreten meşk satırına dönüşüyor. Bakan kişi güzelliği değil, kendi çıldırışının provasını okuyor.

  6. 6

    Yilde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât

    Suda aks-i serv tek te’sîr-i devlet vâj-gûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Bilginin ağırbaşlılığı, rüzgârdaki lale yaprağı kadar durağan.

    2Devletin etkisi, suya vuran servi gölgesi gibi tersine dönmüş.

    Beyit yorumu +

    Rüzgârdaki lale yaprağı ile suya vuran servi, ikisi de gerçekten orada değil. Bilgi ve devlet böylece nesne olmaktan çıkıp yansımaya indiriliyor; tutunacak bir şey kalmıyor.

  7. 7

    Ser-had-i matlûb pür-mihnet tarîk-i imtihân

    Menzil-i maksûd pür-âsîb râh-ı âzmûn

    Günümüz Türkçesi +

    1İstenen sınıra giden imtihan yolu sıkıntı dolu.

    2Varılacak konağa giden deneme yolu tehlike dolu.

    Beyit yorumu +

    Beytin iki dizesi neredeyse aynı kalıptan dökülmüş; ikisinde de bir hedef ve ona giden bir yol var. Tekrar bıkkınlık üretiyor, çünkü yol değişse de karşılaşılan şey değişmiyor.

  8. 8

    Şâhid-i maksad nevâ-yı çeng tek perde-nişîn

    Sâgar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Maksadın güzeli, çeng sesi gibi perde arkasında.

    2Eğlence kadehi, saf şarabın kabarcığı gibi ters çevrilmiş.

    Beyit yorumu +

    Maksat perdenin arkasında duran bir çeng sesi; kadeh ise ters çevrilmiş. Ses işitiliyor ama kaynağı görünmüyor, içki var ama kap boşaltılmış: Yakınlık her iki yönden de kesiliyor.

  9. 9

    Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem‘iyyet mahûf

    Âh bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Dağınıklık başa geldi, toparlanma ülkesinin yolu korkulu.

    2Âh, ne yapacağımı bilmiyorum; uygun bir yol gösteren de yok.

    Beyit yorumu +

    Sekiz beyit boyunca fiil kullanmayan şair burada ilk kez konuşuyor: “bilmen”, “neyleyem”. Sesi çıktığı anda söyleyeceği tek şey yol bilmediği; kılavuzsuzluk itirafı gazelin dönüm noktası oluyor.

  10. 10

    Çihre-i zerdin Fuzûlî’nün dutupdur eşk-i âl

    Gör ana ne rengler geçmiş sipihr-i nîl-gûn

    Günümüz Türkçesi +

    1Fuzûlî’nin sarı yüzünü kanlı gözyaşı kaplamış.

    2Bak, lacivert gök onun üzerinden ne renkler geçirmiş.

    Beyit yorumu +

    Sarı yüz üstüne kırmızı gözyaşı, lacivert gök altında: Gazel bir renk tablosuyla kapanıyor. Fuzûlî yaşadığını anlatmıyor, üzerinden geçen renkleri gösteriyor; acı böylece bakılacak bir yüze dönüşüyor.

Kaynak

Metnin kaynağı

Cem Dilçin’in Türkoloji Dergisi 9/1 (1991) sayısındaki şerhinde kurduğu metin esas alındı; 4. beyitte Türkçe Divan ve Tarlan neşrindeki “garîb ü râh-ı mülk-i vasl” okuyuşu yerine Dilçin’in savunduğu “garîb-i mülk-i vasl u râh” biçimi izlendi. Türkçe Vikikaynak’ın 140803 numaralı sürümü ikinci tanık olarak karşılaştırıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Okumaya devam edin

Fuzûlî şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →