Dün Gece Dün Gece
Düşte görülen Zeynep’in göçünü, güzelliğini ve uzaklığını anlatır; bahçe ve bahar imgeleriyle sevgiliyi idealize eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dün gece dün gece gördüm düşümde
gider ili Zeyneb'in
İnci mercan gibi ufak dişinde
Tatlı tatlı söyler dili Zeyneb'in
1Dün gece onu düşümde gördüm
2Zeynep’in halkı göçünü çekmiş gidiyor
3Küçük dişleri inci ve mercan gibidir
4Zeynep’in dili tatlı tatlı konuşur
- 2
Zeyneb pek küçüktür bilmiyor
hiç yanıma gelmiyor
Göz görüp de gönül karar kılmıyor
Aştı üstümüzden yolu Zeyneb'in
1Zeynep çok küçüktür, hâlden anlamıyor
2Seslendim ama yanıma hiç gelmiyor
3Göz görüyor, gönülse yerinde durmuyor
4Zeynep’in yolu üstümüzden aşıp geçti
İkinci dörtlük engeli açıkça söylüyor: Zeynep küçüktür, hâlden anlamıyor. Bu yaş farkı metnin kendi ifadesi ve bugün eleştirel mesafe gerektiriyor. Seslenmenin karşılıksız kalması, gözün görüp gönlün durmaması ve yolun üstümüzden aşıp gitmesi aynı yönü gösteriyor: iletişimin her kanalı tek yönlü işliyor.
- 3
Yaz gelip de meyvaları yetmemiş
bülbül konup figan etmemiş
Bahçasında mor menevşe bitmemiş
Açılmış goncası gülü Zeyneb'in
1Yaz gelmiş ama meyveleri olgunlaşmamış
2Çılgın bülbül konup feryat etmemiş
3Bahçesinde mor menekşe bitmemiş
4Zeynep’in gonca gülü açılmış
Üçüncü dörtlük bir olumsuzluk listesi kuruyor: meyve yetmemiş, bülbül konmamış, menekşe bitmemiş. Bahçe henüz kurulmadan üç kez eksik ilan ediliyor. Son dize bu sıralamayı tersine çeviriyor; olmayanların ortasında bir tek gonca açılmış oluyor ve açılan şey de sevgilinin kendisi.
- 4
Sabah olur seher yeli estirir
Siyah mah yüzünde gezdirir
Zalım engel yari bize küstürür
Dolansın boynuma kolu Zeyneb'in
1Sabah olur, seher yeli eser
2Siyah saçını ay yüzünde gezdirir
3Zalim engel sevgiliyi bize küstürür
4Zeynep’in kolu boynuma dolansın
Dördüncü dörtlük sabahı ve seher yelini getiriyor; rüzgâr burada bir eylemin öznesi oluyor ve siyah saçı ay yüzünün üstünde gezdiriyor. Karanlık ile aydınlık böylece tek görüntüde birleşiyor. Ardından zalım engel araya giriyor ve son dize doğrudan bir dilek: kolun boyna dolanması, bütün dörtlükteki uzaklığın tersi.
- 5
Bahar olup seher yeli esti mi
Zeyneb bizim ile mı
Acep bizden umudunu kesti mi
Karacaoğlan olsun kulu Zeyneb'in
1Bahar olup seher yeli esti mi?
2Zeynep bizimle birlikte adım attı mı?
3Acaba bizden umudunu kesti mi?
4Karacaoğlan Zeynep’in kulu olsun
Kapanış üç soruyu üst üste diziyor ve üçü de cevapsız kalıyor: esti mi, bastı mı, kesti mi. Sorular baharı, birlikte yürümeyi ve umudu sırayla yokluyor; kafiye de bu tekrarı pekiştiriyor. Mahlas dizesi ise soru sormayı bırakıp teslim oluyor: kul olmak, karşılık beklemeden bağlanmanın en son basamağı.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 140697 numaralı sabit revizyonundaki 20 dize, kaynak sırası ve yalnız kaynakta açıkça görülen birim sınırlarıyla korundu. Kaynak sayfası kıta sınırı işaretlemiyor; okuma birimleri şiirin kendi düzeninden çıkarıldı: her dördüncü dize aynı nakaratı ya da kafiyeyi getirir, aradaki üç dize kendi arasında kafiyelenir. Bu bir kaynak kıta sınırı iddiası değildir; 20 dizenin metni, sırası ve yazımı değişmemiştir. Karacaoğlan adı geleneksel atıftır; kesin müelliflik iddiası olarak genişletilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Garbî yeli garbî yeliKaracaoğlan · Rüzgâra seslenen türkü→
Açılış dörtlüğü zamanı ikileyerek başlıyor: dün gece dün gece. Tekrar hem uykuyu hem hatırlamanın kendisini uzatıyor. Düşte görülen ilk şey kavuşma değil göç; ardından bakış hemen ayrıntıya iniyor ve dişten dile geçiyor. Sevgili böylece bütün olarak değil, parça parça görünüyor.