Dünüm kadir günüm bayram olurdu
Şair sevgilinin kendisiyle yoldaş olması hâlinde zamanın bayrama döneceğini söyler; bakışın doğurduğu hayret, feleğe şikâyet ve gönle sunulacak şifa isteğinden sonra kendine feragat öğüdü verir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dünüm günüm bayram olurdu
Ol perî bizimle olaydı
1Dünüm Kadir gecesi, bugünüm bayram olurdu;
2o peri bizimle yoldaş olsaydı.
- 2
Rahmeyleyüp hayrı duâ alurdu
Bin yaşardı eğer âdem olaydı
1Merhamet edip hayır dua alırdı;
2eğer insan olsaydı bin yıl yaşardı.
Merhamet eden sevgilinin hayır dua kazanacağı söylenir; bin yıl yaşama sözü bu duanın abartılı karşılığıdır. ‘Eğer insan olsaydı’ kaydı, peri diye çağrılan sevgilinin insanüstü güzelliğini şakacı biçimde sürdürür.
- 3
Bir bakışta beni ol
Vadi-i hayrette eyledi serser
1O ardıç boylu, bir bakışta beni
2hayret vadisinde başıboş bıraktı.
Sevgilinin boyu ardıca benzetilir ve tek bakışı âşığı hayret vadisinde serseri eder. Dış görünüşteki diklik ile âşığın yönünü yitirmesi karşı karşıya gelir; bakış, hareketi başlatan açık nedendir.
- 4
Bildiğinden kalmayaydı adûler
Dostluğu benimle muhkem olaydı
1Düşmanlar bildiklerinden geri kalmasaydı;
2onun benimle dostluğu sağlam olsaydı.
İlk dize baskı yüzeyindeki özne ve koşulu bütünüyle açıklamaz; günümüz Türkçesi bu yüzden düşmanların ‘bildiğinden geri kalmaması’ sözünü genişletmez. İkinci dize âşığın asıl dileğini, sağlam dostluğu, açıkça bildirir.
- 5
Dilberâ dîdemin akıtma âbın
hânesinin feth eyle bâbın
1Ey güzel, gözümün suyunu akıtma;
2cömertlik evinin kapısını aç.
Gözyaşı ‘gözün suyu’ diye somutlaştırılırken sevgiliden bu akışı durdurması istenir. Ardından kerem evi ve onun kapısı gelir; âşık eziyet yerine cömertliğin açılmasını bekleyen bir eşikte konuşur.
- 6
Sun hasta gönlüme lebin şarâbın
Olay ki derdime bir em olaydı
1Dudağının şarabını hasta gönlüme sun;
2ola ki derdime bir ilaç olurdu.
Dudak şaraba, hasta gönül şifa bekleyen bedene dönüşür. ‘Ola ki’ sözü kesin tedavi iddiası kurmaz; sevgilinin sunacağı yakınlığın derde ilaç olabileceğini dilek ve ihtimal sınırında bırakır.
- 7
Dâd elinden felek dâdü şikâyet
Nedir başım üzre devr-i felâket
1Feleğin elinden: imdat, adalet ve şikâyet!
2Başımın üstündeki bu felaket devri nedir?
‘Dâd’ nidası feleğe karşı hem imdat hem adalet talebidir. Başın üstünde dönen felaket, talihsizliği kuşatan bir devre gibi görünür; konuşan nedenini sorar ama cevabı bildiğini ileri sürmez.
- 8
Bulurdu olmadık serim saadet
Eğer ki kevkebim hurrem olaydı
1Başım görülmemiş bir mutluluk bulurdu;
2eğer yıldızım sevinçli olsaydı.
Mutluluk, şairin başının bulacağı olağanüstü bir talih olarak tasarlanır; bunun koşulu yıldızın sevinçli olmasıdır. İnsan isteği ile göksel talih arasındaki bağ, yine gerçekleşmemiş dilek kipinde korunur.
- 9
Âşık Ömer gel eyle geç
isen öz vücûdun dâne seç
1Âşık Ömer, gel vazgeçip geç git;
2gücün varsa kendi varlığını bir tane gibi seç.
Mahlaslı birimde şair kendine feragat edip geçme buyruğu verir. ‘Öz vücudun dâne seç’ yüzeyi ikinci bir tanık olmadan açıklanmadığı için modern de tane benzetmesini korur; yorum ona kesin bir öğreti yüklemez.
- 10
Kal ehli hal ehlini bilmezdi hiç
Eğer kâr-ı cihan olaydı
1Söz ehli, hâl ehlini hiç bilmezdi;
2eğer dünya işi gamsız olsaydı.
‘Söz ehli’ ile ‘hâl ehli’ arasındaki ayrım, konuşmakla yaşayarak bilmenin aynı olmadığını söyler. Son koşul dünya işinin gamsız olmasını varsayar; mümkün görünmeyen bu şart, feragat öğüdünün gerekçesini güçlendirir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.51 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n51-B9D4E5F14E32. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.51, PDF 135; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Durdu çün ol pâk zat hûrî mubârek cum’a günÂşık Ömer · Şiir→
Kadir gecesi ile bayram art arda anılarak sevgilinin yoldaşlığı kutsal ve sevinçli zamana benzetilir. Dilek kipi, bu dönüşümün gerçekleşmiş bir buluşma değil, âşığın özlediği karşılaşma olduğunu açık tutar.