Feleğin Yazdı Çak Bürûcunda
Elde kalan iki beyit, biri gökyüzüne biri ibadete bakan iki cümledir: birincisi feleğin burçlarına yazılmış bir dönüş payı ister, ikincisi zekâtı da namazı da orucu da tek tek reddeder. Ergun bu dizeleri, Sehî'nin “her nesneden fâriğ, lâübâlî” dediği bir dervişin elimizdeki tek izi olarak aktarır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Feleğin yazdı bürûcunda
Ki ben dahi bir ucunda
1Feleğin ta burçlarına yazılmış:
2ben de bir ucunda döneyim diye.
- 2
Ne zekâtın mâlin
Ne namazında ne orucunda
1Ne zekâtını vereyim, ne malına göz dikeyim;
2ne namazında gözüm var ne orucunda.
İkinci beyit “ne ... ne ...” kalıbını üst üste bindirerek bütün bir ibadet listesini eler. Reddedilen şey inancın kendisi değil, hesabı tutulan biçimidir: zekât, mal, namaz ve oruç aynı cümlede sayılıp aynı kayıtsızlığa bırakılır. Sehî'nin şair için kullandığı “her nesneden fâriğ, lâübâlî” tarifi tam bu iki dizede karşılığını buluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144174 numaralı sürüm esas alındı; dört dizenin tamamı alındı. Ergun bu dizeleri Sehî'nin tezkiresinden aktarır ve “şu iki beyti” diye tanıtır, yani elde bir gazelin tamamı değil iki beyti vardır; bu yüzden biçim “Gazel” değil “Şiir” yazıldı. Ergun'un düzyazı tanıtımı ve Sehî'den yaptığı alıntı (“Üslûb-i şiirde mamûr...”) metne alınmadı. Dizeler on hecelidir; birinci ve üçüncü dize hafîf kalıbının fa'lün ile daralan hâline tam oturur, ikinci ve dördüncü dize kalıbı zorlar. “tama’ mâlin” yazımı ve “dönem”, “edem” biçimleri kaynağa aittir, düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit kaderi bir yazı olarak düşünür ve o yazının yerini gökyüzünün burçlarına koyar. Şairin istediği pay ise mütevazıdır: çarkın merkezinde değil “bir ucunda” dönmek. Dönmek burada hem feleğin hareketi hem dervişin semâıdır; iki anlam aynı fiilde durduğu için istek bir yakınma değil bir katılma dileği gibi okunur.