DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bî vefâsın anladım ey dilber-i âlem ne şek
Şiir · 17. yüzyıl

Bî vefâsın anladım ey dilber-i âlem ne şek

Konuşan sevgilinin vefasızlığını ve kavuşmayı rakiple paylaştığını anlar; güzelliğin ona kalmayacağını, İskender’in bile suya gömüldüğünü hatırlatır. Gönül saç sevdasının kahrına düşer, gözyaşı nehri Kaf Dağı’nı aşar ve gönül gemisi gam denizine atılır. Gamze okları, ekmek-tuz hakkı ve mahşer hesabı sorgulanır. Ayrılıkla ölmenin gam olmadığı, aşk yolundaki güçsüzlüğün Allahça bilindiği söylenir; Ömer sevgilinin şefkatini az, ayrılığını gök ile balık arası kadar geniş bulur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bî vefâsın anladım ey dilber-i âlem

    Vaslın oldu ol rakîb ile arada müşterek

    1Vefasız olduğunu anladım ey âlemin güzeli, ne şüphe;

    2Kavuşman rakiple arada ortak oldu.

    “Ne şek” şüphenin kalmadığını söyler; vefasızlık öğrenilmiş kesin hükümdür. Vuslatın rakiple “müşterek” olması sevgili yakınlığını paylaşılan mülke çevirir, âşığın özel bağ beklentisini bozar.

  2. 2

    Sana da kalmaz cihân olsan eğer hüsnünde tek

    eder Skender bilmiş ol çekme emek

    1Güzellikte tek olsan da dünya sana kalmaz;

    2İskender’i suya gömer, bil; boşuna uğraşma.

    Güzellikte tek olmak dünyayı kalıcı mülk yapmaz; fanilik doğrudan sevgiliye öğüt olur. İskender’in bile suya gark edilmesi kudret ve ölümsüzlük arayışının sınırını gösterir, güzellik için emeği anlamsızlaştırır.

  3. 3

    Düştü dil âhır ser-i sevdâ-yi zülfün kahrına

    olsa dayanmaz dîdelerim nehrine

    1Gönül sonunda saçının sevdası kahrına düştü;

    2Kaf Dağı olsa gözlerimin nehrine dayanmaz.

    Gönül zülf sevdasının “ser”ine ve kahrına düşer; baş, uç veya başlangıç bağı tam kapanmasa da tutsaklık açıktır. Gözyaşı nehri Kaf Dağı’nı aşacak büyüklüktedir, iç acı efsanevi coğrafyayı yener.

  4. 4

    Âkıbet attın şehâ gam bahrine

    Bir kenâra atmadı hayfâ beni bâd-ı felek

    1Ey şah, sonunda gönül gemisini gam denizine attın;

    2Felek rüzgârı beni bir kıyıya atmadı, yazık.

    Gönül “fülk”, gemidir ve sevgili onu gam bahrine atar; yönetimsiz yolculuğun faili güzeldir. Felek rüzgârı bir kenara çıkarmaz, böylece denizde savrulma kurtuluş kıyısı olmadan sürer.

  5. 5

    Gamze-i katillerin cânâne mudur

    Bîvefâlar içre sevsem ben de seni çok mudur

    1Ey sevgili, öldürücü gamzelerin zehirli ok mudur?

    2Vefasızlar içinde seni sevmem çok mudur?

    Gamzeler “katil” ve zehirli ok ihtimaliyle sorulur; bakışın etkisi ölümcüldür. Konuşan vefasızlar arasında sevgiliyi seçmesini ‘çok mu’ diye savunur, yanlış bildiği tercihin ölçüsünü yine muhataptan ister.

  6. 6

    Bir içim suyun şehâ mahşerde hakkı yok mudur

    Yok nic-oldu ben seninle yediğim

    1Ey şah, bir içim suyun mahşerde hakkı yok mudur?

    2Seninle yediğim ekmek ve tuz ne oldu?

    “Bir içim su” sevgilinin küçük ama temel hakkını mahşer hesabına taşır. Nân ü nemek birlikte yenmiş ekmek ve tuzdur; ortak sofra sadakat borcu kurar, vefasızlık bu tarihsel hakkı yok sayar.

  7. 7

    Gam değil hicrinle câna bu cihanda öldüğüm

    Hep senin yâd-ı hazînindir sararup solduğum

    1Ayrılığınla bu dünyada ölmem gam değildir;

    2Sararıp solmam hep senin hüzünlü anındandır.

    Hicranla ölmek gam sayılmaz; asıl belirleyici sevgilinin “yâd-ı hazîn”idir. Sararıp solma bitkinliği beden rengine taşır, ölümden önce sürekli hatırlamanın tüketici gücünü gösterir.

  8. 8

    Hak’ka ma’lûmdur reh-i aşkında olduğum

    Gayrı derdim ey güzel hâcet değildir söylemek

    1Aşk yolunda güçsüz oluşum Allah’a malumdur;

    2Ey güzel, artık derdimi söylemeye gerek yoktur.

    Aşk yolundaki bîtaplık “Hak’ka ma’lûm”dur; insan muhataba uzun açıklama gereksizleşir. Şiir, dert beyanını ilahî bilginin yeterliliğiyle keser ve sevgiliye yönelen son sözleri azaltır.

  9. 9

    Zerre bakmadın habîbim bu dil-i âvârene

    Iztırâb-ı aşkın ile sîne verdim yârene

    1Sevgilim bu avare gönle zerre bakmadın;

    2Aşk ıstırabınla sinemi yaraya verdim.

    Sevgili avare gönle “zerre” kadar bakmaz; küçücük ilgi bile esirgenir. Sinenin aşk ıstırabıyla yaraya verilmesi beden yüzeyini acıya teslim eder, ilgisizlik somut yaralanmayla karşılanır.

  10. 10

    Kanlı zâlim her zaman Âşık Ömer bîçârene

    Şefkatin az firkatin

    1Kanlı zalim, her zaman zavallı Âşık Ömer’e;

    2Şefkatin az, ayrılığın gökle balık arası kadardır.

    Mahlaslı kapanış sevgiliyi “kanlı zâlim” diye doğrudan suçlar. Şefkat azlığı ile firkatin “beyne’s-semâ ve’s-semek” genişliği karşılaştırılır; ayrılık gökten deniz dibindeki balığa kadar bütün evreni kaplar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.354 gövdesinde “Kanlı zâlim her zaman Âşık Ömer bîçârene” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n354-D06FA1BE8C5B. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.354, PDF 284; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHevesin hilesini anlayamadan gittin
Bilmedin gittin hevâ ile heves tezvîrini
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ne şek

Ne şüphe.

Gark-ı âb

Suya gömülmüş.

Kûh-i kaf

Kaf Dağı.

dil fülkünü

Gönül gemisini.

semli ok

Zehirli ok.

nân ü nemek

Ekmek ve tuz.

bîtâb

Güçsüz, takatsiz.

beynessemâ-i ves semek

Gök ile balık arası, bütün âlem.