Düştüm ayaklara elden komadım yâr eteğin
Etek sözcüğü sevgiliye tutunma, dağ yamacı, gül bahçesi ve rakip-diken ilişkisi arasında dolaşır. Şair, güle erişmek için sonunda rakibin dikenine bile katlanmak gerektiğini söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Düştüm elden komadım yâr eteğin
Gerçi yârim komadı bir nefes
Olalı aşk ile
Dil-i dîvâne vatan eyledi
Değmedim bir güle bu tâli’i yok başımı gör
Tutarım bunca zaman oldu ki
Öl diril al yakasın ey dil eger ârif isen
Hûbların koma elinden hele zinhâr eteğin
Emriyâ ister isen dâmen-i ağyâre yapış
Gül ele girmez imiş tutmayacak
1Ayaklara düştüm ama sevgilinin eteğini elimden bırakmadım;
2gerçi sevgilim rakibin eteğini bir an bile bırakmadı.
3Tatlı dudaklı sevgilimin aşkıyla Ferhat olalı,
4deli gönül dağların eteğini yurt edindi.
5Talihsiz başıma bak: bunca zamandır
6gül bahçesinin eteğini tutarım da bir güle dokunamadım.
7Ey gönül, arifsen öl ya da diril, yakasına sarıl;
8güzellerin eteğini sakın elinden bırakma.
9Ey Emrî, istersen rakibin eteğine de yapış;
10meğer dikenin eteği tutulmadan gül ele geçmezmiş.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emrî (Edirneli) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Her beyitte “etek” başka bir sahne kurar: âşık sevgilinin eteğini bırakmaz, sevgili rakibe tutunur, Ferhatlaşan gönül dağ eteğine yerleşir ve şair gül bahçesinin kıyısında kalır. Son beyit önce çelişkili görünen bir öğüt verir; rakibe yapışmak, gülü koruyan dikene tutunmak gibidir. Böylece mahrumiyet, istenmeyen engeli geçiş aracına dönüştüren acı bir nükteyle kapanır.