Çeşmi Siyeh, Hoş Âmedî
Şiir, siyah gözlü sevgilinin erişilmez boyunu, saçını ve ışık saçan yüzünü över. Bu parlaklık gönlü yağmalar ve şairi mihnet köşesine iter; son bentte Ömer feryadının duyulmadığından yakınır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
El irişmez zülfüne çeşmi siyeh hoş âmedî hoş
Kametin bâlâ benim hoş âmedî hoş
1Ey siyah gözlü, el saçına erişmez; hoş geldin, hoş.
2Boyun yüksek, benim elim kısa; hoş geldin, hoş.
- 2
kâkülün Çîn ü ’den dem urur
Anı temyîz etmeğe göründü reh hoş âmedî hoş
1Rûm miski gibi kâkülün Çin ve Huten’le yarışır.
2Onu ayırt etmeye yol göründü; hoş geldin, hoş.
Misk coğrafyaları saçın kokusunda buluşur. Ayırt etme iddiası, sevgilinin kâkülünü ünlü kokulardan üstün sayan övgüdür. Rûm, Çin ve Huten adlarının sıralanması kokuyu tek bir yere değil, geniş bir güzellik coğrafyasına yayar.
- 3
Ey fürûg-i hüsn-i rûyin kişveri -ı dil
Kıydı gamzen âlemi gûyâ heman -ı dil
1Ey yüz güzelliğinin ışığı, gönül ülkesini yağmalayan,
2Bakışın âleme kıydı; sanki gönlün Haccâc’ıdır.
Işık ve yağma aynı yüzde birleşir; Haccâc benzetmesi bakışın çekiciliğini tarihsel bir acımasızlıkla sertleştirir. “Gönül ülkesi”nin yağmalanması, tek bir âşığın incinmesini bütün bir iç dünyanın yıkımı gibi gösterir.
- 4
Hâce-i hüsnün bana bir lûtf edüp gel bâc-ı dil
Gûşe-i mihnetteyim hâlim tebeh hoş âmedî hoş
1“Güzellik hocan bana bir lütuf edip gel, gönül bâcı” dizgesinde yüklem ilişkisi kapalıdır.
2Mihnet köşesindeyim, hâlim kötü; hoş geldin, hoş.
“Bâc-ı dil” aşkı vergi ilişkisine açar; ancak “Hâce-i hüsnün… gel” diziminde kimin lütfedeceği ve bâcın yükleme nasıl bağlandığı kesinleştirilmez. Mihnet köşesi âşığın açık durumudur.
- 5
Şu’le-i şevk-ı cemâlinden cihan pür nûr-i feyz
Âlemi handân eder âşık olur mesrûr-i feyz
1Yüzünün şevk ışığından dünya feyiz nuruyla doldu.
2Bu ışık âlemi güldürür, âşığı sevinçli kılar.
Önceki yağma sertliği burada aydınlatıcı feyze döner; sevgilinin yüzü zarar veren ve neşe sağlayan iki etki taşır. “Şevk” ile “feyiz nuru” birlikte kullanılarak yüzün ışığı hem duygusal coşku hem manevî bereket kaynağı olur.
- 6
Dil o kuştur şimdi mesken oldu ana -i feyz
Âkıbet bir gün giyer zerrin küleh hoş âmedî hoş
1Gönül bir kuştur; şimdi ona feyiz dağı Tûr mesken oldu.
2Sonunda bir gün altın külah giyer; hoş geldin, hoş.
Gönül kuşu Tûr’a yerleşerek tecelli arar. Altın külah, çekilen mihnetten sonra umulan yücelme ve ödül işaretidir. Kuşun dağa yerleşmesi geçici uçuşu kalıcı bir arayış mekânına çevirir; külah ise bu arayışın sonundaki itibarı simgeler.
- 7
Halk-ı âlem bu Ömer’in nolduğundan bîr haber
Bulmada âşıkı niçe şerer
1Âlem halkı bu Ömer’e ne olduğundan habersizdir.
2Günden güne nice kıvılcım bulur; “âşıkı”nın cümledeki görevi basılı dizgede kesin değildir.
Mahlaslı yakınma toplumsal ilgisizliği açar. “Yevmen feyevmen” sürekliliği, “şerer” aşk ateşini çağrıştırır; fakat “âşıkı” yüzeyinin özne mi nesne mi olduğu kesinleştirilmeden olayın faili atanmaz.
- 8
Ol kadar feryâd ü zârı eyledim etmez eser
Bilmediler kadrimi ey hoş âmedî hoş
1O kadar feryat edip inledim, yine etkisi olmadı.
2Ey padişah, değerimi bilmediler; hoş geldin, hoş.
Kapanışta sorun yalnız sevgilinin uzaklığı değil, şairin değerinin tanınmamasıdır; hitap saygılı kalırken nakarat kırgınlığı taşır. Feryadın “eser” etmemesi, sesin çokluğu ile karşılık yokluğu arasındaki kapanmayan mesafeyi vurgular.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 basılı No. 583 gövdesindeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 583, PDF 446–447; 8 birim/16 dize. Kaynak dizeleri harfi harfine korundu, tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
El sunup kavs-i vücûd-i zâra kurmak niyyetimÂşık Ömer · Şiir→
Yüksek boy ve kısa el, güzellik tasvirini erişilemezlik ölçüsüne çevirir; âşığın fiziksel uzaklığı toplumsal güçsüzlüğü de çağrıştırır. “El irişmez” ve “destim kûteh” sözleri aynı yetersizliği iki kez ölçerek nakaratın sevincine ulaşılamayan bir hedef ekler.