Elvan Çelebi III
Elvan Çelebi, Allah’ın mutlak hükmünü aklın kuşatamayacağı bir denize benzetir ve insanın o denizde ancak küçük bir kayık olduğunu söyler. Tevekkül, istiğfar ve görünüş renklerinden vazgeçme öğütleri, kişinin kendinden kurtarılması duasıyla biter.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hak taâlâ ne kim kılur hakdır
Âlem üzre hâkim-i mutlakdır
Ne neye lâyık ol bilür bellü
Anı bilmek azîm ü muğlakdır
Akl ana olmadı olmaz
Ol denizde zevrakdır
Fukarânun emîri hem ol kim
Târık ola şunu kim erzâkdır
Çün okuya
ne bak bakdır
Bir nefesde hezâr istiğfâr
Ger kılasın azîm aylakdır
Vazgel Elvanı unut bu
Çün bilürsün bu perde-i Hak’dır
Ey Kerîm ü Rahîm ü Ferd ü Vedâd
Sen sana bizi bizsizin bakdır
1Yüce Allah ne yaparsa haktır;
2âlem üzerinde mutlak hâkim odur.
3Neyin neye layık olduğunu açıkça bilir;
4onu bilmek ise büyük ve güç bir iştir.
5Akıl onu kuşatamadı, kuşatamaz;
6o denizde akıl ancak bir kayıktır.
7Yoksulların emiri de odur;
8rızık diye önüne çıkanı bırakıp geçebilen kişidir.
9“Kim Allah'a tevekkül ederse” ayetini okuyunca,
10sakın, sakın; bakışa kapılıp kalma.
11Bir nefeste bin kez bağışlanma dilemen,
12bile büyük bir aylaklıktır.
13Elvan'dan vazgeç, bu renkleri unut;
14çünkü bilirsin, bunlar Hakk'ın perdesidir.
15Ey cömert, merhametli, bir ve seven Allah;
16sen bizi bize bırakmadan gözet.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Elvan Çelebi adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gör ne fazl itdi yine ol kârsâzElvan Çelebi · manzume→
İlk üç beyit ilahi hüküm ile sınırlı akıl arasındaki mesafeyi kurar; “muhit” sözcüğünün hem kuşatma hem okyanus çağrışımı kayık imgesiyle pekişir. Arapça tevekkül ibaresinden sonra dış görünüşe takılıp kalmama uyarısı gelir. Mahlasın “elvân”, yani renkler sözüyle yan yana kullanılması, şairin kendi benliğini de hakikat perdesi saydığını gösterir.