Kul Olur mu Ya
Karamanlı Güfranî dinin emrini bırakıp yasağa sarılan, halka sofuluk satan ve soylulukla bilgiyi sonradan edinilmiş gösterişe çeviren kişileri taşlar. Altın, bal, kırık araç, kart ağaç ve duvar imgeleriyle özün biçimden üstünlüğünü savunur; sonunda kendi kötü hâlini de eleştirinin içine katar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Emrini terkeder tutar
Kuru dava ile kul olur mu ya
1Emrini terkeder yasağını tutar.
2Kuru dava ile kul olur mu ya.
- 2
Tekrar bir de halka sofuluk satar
Böyle böyle yol olur mu ya
1Üstelik halka dindarlık satar.
2Böyle usul, böyle yol olur mu ya?
Aynı kişi halka dindarlık satarken izlediği yolun geçerliliği sorgulanır. İnanç görüntüsünün alışverişe çevrilmesi, ilk birimdeki kuru iddianın toplumsal ikiyüzlülüğe dönüştüğünü gösterir.
- 3
Aslından ârî olmalıdır teke
Yaradan karışır keçide büke
1Tekenin “aslından ârî” olması gerektiği söylenir; ölçünün anlamı kesin değildir.
2Yaradılış keçiye de “büke” diye geçen unsura da karışır; ikinci ad belirsizdir.
Teke ile keçinin yaradılış özellikleri üzerinden soy ve karışım hakkında bir ölçü kurulmak istenir. “Aslından ârî” ve “büke” yüzeyleri çözülmediği için biyolojik ilişkinin ayrıntısı ileri sürülmez.
- 4
İyi kabul etmez kat’iyen leke
Kelden takke giyen kel olur mu ya
1İyi olan hiçbir lekeyi kabul etmez.
2Kelden takke giyen kel olur mu ya.
İyi olanın leke kabul etmeyeceği hükmü özün temizliğini savunur; kel kişinin takkeyle değişmeyeceği sorusu da dış görünüşün iç niteliği düzeltemeyeceğini alayla gösterir.
- 5
Kişizadelik hiç alınmaz satın
Asil azmaz deye söylerler bütün
1Soyluluk parayla satın alınmaz.
2Asil azmaz diye söylerler bütün.
Soyluluğun parayla alınamayacağı söylenir ve asil kişinin azmayacağına dair yaygın söz anılır. Birim, toplumsal değeri satın alınan unvandan ayırıp davranışta kalıcı bir nitelik sayar.
- 6
Bir yere düşse bir altun
O kıymetten düşüp pul olur mu ya
1Bir kirli yere düşse bir altın.
2O kıymetten düşüp pul olur mu ya.
Altının kirli yere düşmesi dış koşulla değer arasındaki ilişkiyi sınar. Onun pula dönüşüp dönüşmeyeceği sorusu, gerçek kıymetin geçici bulaşmayla yok olmayacağını düşündürür.
- 7
Terki heves edip hizmet tutmalı
Arı ahvalini ibret tutmalı
1Hevesten vazgeçip hizmete sarılmalı.
2“Arı ahvali”ni ibret saymalı; “arı”nın saf mı yoksa bal arısı mı olduğu belirsizdir.
Hevesten vazgeçip hizmete yönelmek öğütlenir. “Arı ahvali” sözündeki “arı”, saflık sıfatı da bal arısı adı da olabileceğinden birim yalnız çalışma düzenine bağlanmaz; iki okuma açık tutulur.
- 8
Her çiçekten birer çeşni tatmalı
Bal bal desen ağzın bal olur mu ya
1Her çiçekten birer tat tatmalı.
2Bal bal desen ağzın bal olur mu ya.
Her çiçekten bir tat alma öğüdü deneyim ve emek isterken, yalnız “bal” demenin ağzı tatlandırmayacağı sorusu boş sözü küçümser. Birim böylece gerçek bilginin ad söylemekle değil, farklı örnekleri sınamakla edinileceğini savunur.
- 9
Haberi yok sayü gayret emekten
Böyle karın doymaz yarım çörekten
1Çabadan, gayretten ve emekten haberi yok.
2Böyle karın doymaz yarım çörekten.
Çaba ve emekten habersiz kişinin yarım çörekle doyamayacağı söylenir. Açlık, tembelliğin somut sonucu olur; şiir manevi iddialardan gündelik geçim ölçüsüne iner.
- 10
Güdük çapa ile kırık kürekten
İki çift katıra nal olur mu ya
1Güdük çapayla kırık kürekten,
2iki çift katıra yetecek nal çıkar mı?
Güdük çapa ile kırık kürek işe yaramayan araçları temsil eder; bunlardan katırlara yetecek nal çıkıp çıkmayacağı sorusu, yetersiz malzemeden büyük sonuç beklemeyi alaya alır.
- 11
Gönül yüceden yüce olmak ister
Beş on kuruşla hacı olmak ister
1Gönül yüceden yüce olmak ister.
2Beş on kuruşla hacı olmak ister.
Gönül durmadan daha yükseğini isterken birkaç kuruşla hacı olma hevesi belirir. Manevî makamın para ve arzu yoluyla kolayca edinilemeyeceği, küçük hesapla büyük unvan arasındaki farktan anlaşılır.
- 12
Elliden sonra hoca olmak ister
Kart ağaçtan taze dal olur mu ya
1Elliden sonra hoca olmak ister.
2Kart ağaçtan taze dal olur mu ya.
İleri yaşta birden hoca olma isteği, kart ağaçtan taze dal çıkması sorusuyla sınanır. Geç ve temelsiz unvan arayışı, doğanın yenilenemeyen yaşlılığı üzerinden eleştirilir.
- 13
Söylemez asla galatsız sözü
Hiç bir marifette yoktur bir yüzü
1Söylemez asla yanlışsız sözü.
2Hiçbir hünerde yüz akı yoktur.
Sözün sürekli yanlış olması ve hiçbir hünerde yüz akı bulunmaması, kişinin hem dilini hem yeteneğini yetersiz gösterir. Eleştiri tek hataya değil, yerleşmiş bilgisizlik ve beceriksizliğe yönelir.
- 14
Mektebi görmemiş kürsüde gözü
Elif be demeden dal olur mu ya
1Okulu görmemiş kürsüde gözü.
2Elif beyi öğrenmeden dâl harfine geçilir mi?
Okul görmeden kürsü istemek bilgi edinmeden yetki aramaktır; elif beyi bilmeden dâl harfine geçme sorusu da öğrenmenin basamaklarının atlanamayacağını somutlaştırır.
- 15
Ne ileriye git ne ensede kal
Ne medhin şayi olsun ne derine dal
1Ne fazla öne çık ne de geride kal.
2Ne övgün dillere düşsün ne de konuyu fazla derinleştir.
Ne aşırı öne çıkma ne de geride kalma öğüdü ölçülü duruş ister; övgünün yayılmaması ve gereksiz derinliğe dalmama uyarısı da ün arzusunu sınırlayan bir denge kurar.
- 16
Sonradan görmüşe ne kız ver ne al
Osurgan lâlesi gül olur mu ya
1Sonradan görmüşe ne kız ver ne al.
2Osurgan lalesinden gül olur mu?
Sonradan görmüş kişiyle akrabalık kurmama buyruğu dönemin toplumsal yargısını taşır. Osurgan lalesinin güle dönüşemeyeceği sorusu, sonradan kazanılan görünüşün özü değiştirmediğini savunur.
- 17
Dağılır anası olmıyan yuva
Güreşebilir mi keçiyle deve
1Dağılır anası olmayan yuva.
2Güreşebilir mi keçiyle deve.
Annesiz yuvanın dağılması bakım ve düzen eksikliğine bağlanır; keçi ile devenin güreşi ise denk olmayanların yarışını gülünçleştirir. İki örnek, uygun eşleşme ve dayanak arar.
- 18
Bir misafir gelse erkeksiz eve
Buyur sen burada kal olur mu ya
1Bir misafir gelse erkeksiz eve.
2Ona “Buyur, burada kal” denir mi?
Erkeksiz eve gelen misafire “burada kal” denip denemeyeceğini soran dize, şiirin kendi dönemine ait toplumsal ölçüsünü sınayan bir örnek kurar. Soru biçimi, söz ile uygun görülen davranış arasındaki uyuşmazlığı alaya alır.
- 19
Sıkı bağla gevşek tutma
Densiz alıştırma oğlu uşağı
1“Kaşağı”yı sıkı bağla, gevşek tutma; nesnenin bu söz dizimindeki işlevi belirsizdir.
2Oğlunu uşağını densizliğe alıştırma.
İlk dize kaşağının sıkı bağlanıp gevşek tutulmamasını buyurur; kaşağının bilinen tımar aracı oluşu, bu sıra dışı söz diziminin işlevini tek başına açıklamaz. İkinci dize oğul ve uşağı densizliğe alıştırmamayı öğütler.
- 20
Talie güvenmiş yatır aşağı
Böyle fal olur mu ya
1Talihe güvenmiş yatır aşağı.
2Böyle, kaynakta aşağılayıcı bir etnik ifadeyle anılan bir fal olur mu?
İlk dize talihe güvenip yatmayı eleştirir. İkinci dize falı küçümserken kaynağın dönemine ait aşağılayıcı bir etnik niteleme kullanır; bu söz tarihî sesin parçasıdır ve bugünkü açıklama tarafından benimsenmez.
- 21
Ne bir fikrim, zikrim, doğru yolum var
Hüsnühalim yok sui halim var
1Ne bir fikrim, zikrim, doğru yolum var.
2İyi hâlim yok, kötü hâlim var.
Şair düşünce, zikir ve doğru yol bakımından eksikliğini açıkça sıralar; iyi hâli olmadığını, kötü hâlinin bulunduğunu söyleyerek taşlamayı başkalarından kendi nefsine çevirir.
- 22
GUFRANİ her menhiyatta elim var
Böyle şair ehli dil olur mu ya
1GUFRANİ, her yasaklanmış işte elim var.
2Böyle bir şair gönül ehli olabilir mi?
Mahlaslı itiraf, şairin yasak işlerde kendi payını kabul etmesiyle özeleştiriye dönüşür. “Ehli dil” olma sorusu, güzel söz söyleyen kişinin davranışıyla bu unvanı hak edip etmediğini sınar.
Metnin kaynağı
Karamanlı Güfranî mahlası gövdede görünür ve farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Karamanlı Güfranî, basılı No. 1, PDF 167–168; 22 birim/44 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ne hikmettir taliimizKaramanlı Gufrânî · Talih ve manevî arayış yakınması→
Dinin buyruğunu bırakıp yasağı izleyen kişinin kuru iddiayla gerçek kul sayılamayacağı sorulur. Söz ile davranış arasındaki terslik, taşlamanın temel ahlak ölçüsünü kurar.