Ey Âşıklar, Ey Sadıklar
Üftâde insanı kendi varlığının şehrine bakmaya çağırır; aranan sevgilinin ve yolun insanın içinde bulunduğunu söyler. Yabancıya bakışı kesip birlik denizine dalan talip, ayrı bir sefer aramadan baştan sona hakikate ulaşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey ey
vücudun şehrine
1Ey âşıklar, ey sadıklar.
2Kendi varlığını bir şehir gibi gör.
- 2
Tâ kim acâyib göresin
Bir ulu bahre dalasın
1Böylece şaşılacak şeyler göresin.
2Ulu bir denize dalasın.
İç dünyaya dikkatle bakan kişinin şaşırtıcı şeyler göreceği ve büyük bir denize dalacağı söylenir. Deniz, sınırlı benlikten birlik tecrübesine geçişin genişliğini duyurur.
- 3
Bir olasın ol bir ile
Kalmayasın ile
1O bir olanla birleşesin.
2Yabancılarla baş başa kalmayasın.
İnsan “bir olan” ile birleştiğinde yabancılarla kalmayacaktır. İki dize, vahdeti yalnız düşünsel bir kabul değil, ayrılık duygusunu ortadan kaldıran yaşantı olarak kurar.
- 4
Her yanadan gele nidâ
cemâlinden yana
1Her yandan bir ses gelsin.
2Yüzünü onun güzelliğine çevir.
Her yönden gelen ses, talibi sevgilinin güzelliğine bakmaya yöneltir. Çok sayıda çağrının tek bir yüze yönelmesi, görünüşteki çeşitliliği aynı ilahî merkeze bağlar.
- 5
Ey ÜFTADE matlûb sana
1Ey ÜFTADE, aradığın sana yöneliktir.
2Basılı “Vâsıldürür cümle ana” kuruluşunun öznesi belirsizdir; anlamı güvenle tamamlanamıyor.
İlk dize Üftâde’ye ve aradığı şeye seslenir. İkinci dizenin “Vâsıldürür cümle ana” biçimindeki basılı söz dizimi, özneyi ve yönelmenin bağını kesinleştirmeye izin vermediğinden yorum bu belirsizliği korur.
- 6
İsterseniz dosttan haber
Gayriye kılmağıl nazar
1Dosttan haber almak istiyorsanız.
2Başkasına bakma.
Dosttan haber isteyen kişiye başkasına bakmaması buyurulur. Haber arayışı gözün disiplinine bağlanır; yabancı sayılan görüntüler, dikkati asıl sevgiliden uzaklaştırır.
- 7
Maksûdu sende bulasın
Bulmayasın anda kenar
1Aradığını kendi içinde bulasın.
2Orada hiçbir kıyı bulamayasın.
Aranan şeyin insanın içinde bulunacağı fakat orada bir kıyıya rastlanmayacağı belirtilir. İç dünya, sonu ölçülemeyen bir deniz gibi tasarlanarak keşfin bitimsizliği vurgulanır.
- 8
Var olasın ol var ile
Bulmayasın andan eser
1O var olanla var olasın.
2Ondan ayrı bir iz bulamayasın.
İlk dize “o var” ile var olmayı, ikinci dize ise “ondan eser bulamama”yı yan yana getirir. “O” ve “ondan” zamirlerinin kapsamı basılı birim içinde açıkça çözülmediği için ayrıca bir öğretisel sonuç çıkarılmaz.
- 9
Yâ tâlibî menem Hudâ
Yokdur sana ayruk sefer
1Ey talip, ben Tanrı’yım.
2Yoktur sana başka sefer.
Birinci dizedeki “menem Hudâ” kuruluşu konuşanın kimliğini kesinleştirmeyi güçleştirir. Birime güvenle söylenebilen, talibe artık başka bir yolculuk bulunmadığının bildirilmesidir.
- 10
Hâsıldürür önden sona
Budur hakîkatden haber
1Baştan sona elde edilen sonuç budur.
2Budur hakikatten haber.
Kapanış, baştan sona elde edilen hakikat haberini tek cümlede özetler. Önceki şehir, deniz ve sefer imgeleri insanın içindeki birlik bilgisinde sonuçlanır.
Metnin kaynağı
Üftâde mahlası gövdede görünür ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Üftâde, basılı No. 1, PDF 207; 10 birim/20 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey âşıkân-ı sâdıkanÜftâde · Dosta kavuşma özlemi taşıyan ilahi→
Âşıklara ve doğruluk sahiplerine yapılan açılış çağrısı, bakışın dışarıdan bedenin “şehrine” çevrilmesini ister. Şehir benzetmesi, hakikat araştırmasının insanın kendi varlığında başlayacağını bildirir.