DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey dilâ senden kime feryâd ü dâd itsem aceb
Şiir · 17. yüzyıl

Ey dilâ senden kime feryâd ü dâd itsem aceb

Konuşan, güzelleri sevmede kendisini ustalaştıran gönlüne kime şikâyet edeceğini sorar. Özgür bir seyyahken dert ve gamın yöneticisine dönüşür; aşk şarabının günahını bağışlayan Allah’a sığınır. Mıknatıs saçlar ve kâfir kâkül onu putperest etmeye çalışırken gönlün ay parçası sevgiliye düşmesi kaza sayılır. Ömer’e dağ, taş, insan, melek ve hayvan acırken sevgili acımaz.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey dilâ senden kime itsem aceb

    Dilrübâlar sevmede sen eyledin mâhir beni

    1Ey gönül, senden kime feryat edip adalet istesem acaba?

    2Güzelleri sevmede sen beni usta ettin.

    Şikâyetin muhatabı sevgili değil önce “dil”, yani gönüldür; konuşan onu kendi aşk alışkanlığının sorumlusu sayar. “Feryâd ü dâd” hem yakınma hem adalet talebini birleştirir, gönlün güzelleri sevmede verdiği “maharet” ise istenmeyen bir eğitim olur.

  2. 2

    Ben seyâhîler gibi âzâde iken rûz ü şeb

    Derd ü gam eyledin nâzır beni

    1Ben seyyahlar gibi gece gündüz özgürken;

    2Beni dert ve gam yönetimine nazır yaptın.

    Seyyah gibi “âzâde” olmak hareket ve bağımsızlık taşırken gönül konuşanı dert-gam “tevliyyet”ine bağlar. “Nâzır” sözü acıyı yönetilecek kurum gibi gösterir; özgür yolcu artık hüznün işlerine bakmakla görevli memurdur.

  3. 3

    Gerçi vardır sâkiyâ bu zünûb

    Afv ede ol hazret-i Tevvâb ü

    1Ey saki, gerçi bu şarap içmede günahlar vardır;

    2Tövbeleri kabul eden ve ayıpları örten Hazret bağışlasın.

    Aşk şarabı “bâdekeşlik” adıyla içme alışkanlığı ve günah ihtimali taşır; konuşan bunu saklamaz. “Tevvâb” tövbeleri kabul eden, “Settârüluyûb” ayıpları örten Allah’tır; dünyevi sakiye hitap ilahî bağışlanma duasına döner.

  4. 4

    Ben de ehl-i dil geçerdim kim gamınla meyl-i hûb

    cezb ettirir âhır beni

    1Ben de gönül ehli geçinirdim; gamınla “meyl-i hûb” [dizim açık];

    2Mıknatıs saçlar sonunda beni çeker.

    Konuşan kendini “ehl-i dil” diye manevi anlayış sahibi sayarken sevgilinin gamı bu kimliği sınar. “Meyl-i hûb”un sentaktik bağı açık kalır; kesin olan zülfün “mıknâtis” gibi çekmesi ve kişinin sonunda iradesi dışında sevgiliye yönelmesidir.

  5. 5

    Pîrezen dünyâya benzer ol güzeller meşrebi

    Gerçi anın evc-i istiğnâdadır hep kevkebi

    1O güzellerin yaradılışı kocakarı dünyaya benzer;

    2Gerçi yıldızlarının hepsi ilgisizliğin doruğundadır.

    Güzellerin meşrebi “pîrezen dünya”ya benzetilir; genç güzellik, yaşlı ve aldatıcı dünya huyu taşır. Yıldızların “evc-i istiğnâ”da olması göksel parlaklığı ilgisizliğin en yüksek noktasına çıkarır; çekicilik ile yüz çevirme birlikte kurulur.

  6. 6

    Günde bin kez sihr edüp te eyler ol kendi gibi

    Bütperest etmek diler ol kâkülü kâfir beni

    1Günde bin kez büyü edip “te eyler” kendisi gibi [basılı yüzey kapalı];

    2O kâfir kâkül beni putperest etmek ister.

    Büyü “günde bin kez” tekrarlanır; sevgilinin etkisi tek bakıştan sürekli sihre dönüşür. Basılı “te eyler” yüzeyi sessizce tamamlanmaz. Kâkülün “kâfir” oluşu, âşığı putperest etmeye çalışan din dışı cazibe olarak sert bir mecaz kurar.

  7. 7

    Bir kazâdır düştü gönlüm sen gibi

    Söylemez gibi insâfı yok âvâreye

    1Gönlümün senin gibi ay parçasına düşmesi bir kazadır;

    2“Hâmun” gibi söylemez; avareye insafı yok [özel ad/terim kapalı].

    Gönlün “mehpâre”ye düşmesi bilinçli seçim değil “kazâ”dır; aşk başa gelen kaçınılmaz olay sayılır. “Hâmun”un özel ad mı başka yüzey mi olduğu açık değildir; yine de sevgilinin avareye insaf göstermediği sitemi güvenle okunur.

  8. 8

    Hayli demdir acımazsın bu Ömer bîçâreye

    Dağ u taş ins ü melek hayvan olan acır beni

    1Uzun zamandır bu zavallı Ömer’e acımıyorsun;

    2Dağ, taş, insan, melek ve hayvan olan bana acır.

    Mahlaslı son birim merhametsizliğin süresini “hayli dem” ile büyütür. Dağ ve taştan insana, melekten hayvana uzanan liste bütün varlık sınıflarını Ömer’e acıyan tanık yapar; sevgilinin acımaması onu cansız taştan bile daha katı gösterir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.306 gövdesinde “Hayli demdir acımazsın bu Ömer bîçâreye” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n306-A3EF8B5B03DE. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.306, PDF 251–252; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy dirîga bir aceb seyrâne düştü ortalıkÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

feryâd ü dâd

Feryat ve adalet isteme.

tevliyyetine

Yönetimine/idare işine.

bâdekeşlikte

Şarap içmede.

Settârüluyûb

Ayıpları örten Allah.

zülf-i mıknâtisleri

Mıknatıs gibi çeken saçlar.

evc-i istiğnâ

İlgisizliğin/ihtiyaçsızlığın doruğu.

mehpâreye

Ay parçası gibi güzele.

Hâmun

Basılı göndergesi kapalı özel ad/terim.