Ey dirîga bir aceb seyrâne düştü ortalık
Konuşan ortalığın tuhaf bir seyrana, olgunlaşmamış ve bilgisiz kişilerin eline düştüğünü söyler. Kâmil insana itibar yoktur; değer bilmeyenler öne çıkar. Kâinatın süsü hayatı ölüme yaklaştırırken, kemal sahibi yabana atılır ve söz gümüş-altına döner. Zulüm dünyayı yıkar, hayâ ve namus kalmaz, başla ayak karışır. Köşeli ayraçlı Ömer, herkesin ‘nefsim’ dediği toplumda kadın yerine oğlanın arandığını söyleyip Lut kavmiyle ağır bir ahlaki kıyas kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey dirîga bir aceb seyrâne düştü ortalık
vü nâdâne düştü ortalık
1Eyvah, ortalık tuhaf bir seyrana düştü;
2Ortalık kötü halef, ham ve bilgisiz kişilere düştü.
- 2
âlemde olmaz i’tibâr
Kadr ü kıymet bilmeyen nâdâne düştü ortalık
1Kâmil insana dünyada itibar olmaz;
2Ortalık değer ve kıymet bilmeyen bilgisize düştü.
“Ehl-i merdüm kâmil” olgun insan sınıfıdır, fakat âlemde itibar bulamaz. Kadr ü kıymet bilmeyen nadanın ortaya hâkim olması yalnız bilgisizlik değil ölçme yetisinin kaybıdır; liyakat düzeni tersine çevrilir.
- 3
Çeşme ziynet gösterir
Âdeme yakındürür belki hayâtından memât
1Kâinatın biçim nakışları göze süs gösterir;
2Belki insana ölümü hayatından yakınlaştırır.
Kâinatın “nakş-ı rüsûm”u göze ziynet sunar; dış düzen hâlâ çekicidir. Buna rağmen bu görüntünün mematı hayattan yakınlaştırması, güzel yüzeyin altında ölüm bilincini ve faniliği büyüttüğünü söyler.
- 4
Var ise mâlik kemâlâtın yürü yabâne at
ver haber ol yane düştü ortalık
1Kemal sahibiysen yürü, yabana at;
2Gümüş ve altından haber ver; ortalık o yana düştü.
Kemalat sahibi yabana atılır; yetkinlik merkezden sürülme sebebine dönüşür. Buna karşı “sîm ü zer” haberi değer görür, yani konuşma erdemden para ve madene kayar; ortalığın düştüğü yön maddi çıkardır.
- 5
Hep zuhûr etti alâmetler kim oldu âşikâr
Eylediler zulm ile mülk-i cîhânı
1Bütün alametler ortaya çıktı ve görünür oldu;
2Dünya mülkünü zulümle darmadağın ettiler.
“Alâmetler” kıyamet veya bozulma işaretleri olarak tamamen görünür olmuştur. Belirsiz çoğul fail dünya mülkünü zulümle “târ ü mâr” eder; düzenin çözülmesi söylenti değil göz önündeki yıkımdır.
- 6
Kalmadı ırzu hayâ kalmadı hiç
Baş ayak belli değil meydâne düştü ortalık
1Irz ve hayâ, namus ve ar kalmadı;
2Başla ayak belli değil, ortalık meydana düştü.
Irz, hayâ, namus ve ar dört toplumsal-ahlaki sınır olarak art arda yok sayılır. Baş ile ayağın ayırt edilememesi hiyerarşi ve beden düzenini bozar; meydan merkez olmaktan karmaşa alanına döner.
- 7
Her hususta kalmadı bu kâinâtın şöhreti
oldular bu âlemin cem’iyyeti
1Her konuda bu kâinatın itibarı kalmadı;
2Bu âlemin topluluğu ‘nefsim, nefsim’ der oldu.
Kâinatın “şöhret”i burada itibar ve tanınmış değer anlamına gelir; her hususta tükenir. Cemiyetin “nefsî nefsî” demesi herkesin yalnız kendini kurtarmaya yöneldiğini, ortaklığın adında topluluk olsa da içte dağıldığını gösterir.
- 8
Ey [Ö]mer şimdi cihanda istemezler avreti
Lût kavminden beter oğlana düştü ortalık
1Ey [Ö]mer, şimdi dünyada kadını istemezler;
2Ortalık Lut kavminden beter oğlana düştü.
Mahlasın ilk harfi taramada aşınmış olduğu için [Ö]mer biçimi korunur ve probable atıf sınırı aşılmaz. Son dizedeki kadın-oğlan ve Lut kavmi kıyası tarihsel metnin ağır yargısıdır; proje bunu onaylamadan kaynak bağlamında açıklar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.355 gövdesinde “Ey [Ö]mer şimdi cihanda istemezler avreti” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n355-708C6528D796. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.355, PDF 284–285; 8 iki dizelik birim/16 dize. Kaynak aparatı: dize 15 “[Ö]mer”: Initial glyph is abraded in the scan; the surviving “mer” and collection context are visible, but the missing initial is bracketed rather than silently supplied. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey dirîğa bîvefâ dildârı çoktan görmedimÂşık Ömer · Gazel→
“Seyrân” normal gezinti değil ortalığın düştüğü şaşırtıcı gösteridir; toplum seyredilecek garipliğe dönüşür. Nâhalef, nâpuhte ve nâdan sıfatları kötü ardıllık, hamlık ve bilgisizliği aynı yönetici kalabalıkta toplar.