DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey Dirîğa Bîvefâ Dildârı Çoktan Görmedim
Gazel · 17. yüzyıl

Ey Dirîğa Bîvefâ Dildârı Çoktan Görmedim

Ömer, uzun zamandır görmediği merhametsiz sevgiliyi ararken Mecnun ve Ferhat imgelerine sığınır; feryadı artar, gönlü yanar ve tek isteği yeniden sevindirilmek olur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey dirîğa bîvefâ dildârı çoktan görmedim

    Merhametsiz pür cefâ dildârı çoktan görmedim

    1Eyvah, o vefasız sevgiliyi çoktandır görmedim;

    2Merhametsiz, eziyet dolu sevgiliyi çoktandır görmedim.

    “Eyvah” ünlemi, ayrılığın uzunluğunu daha ilk anda yas tonuna taşır. Vefasızlık, merhametsizlik ve cefa aynı sevgili üzerinde birikerek yokluğun neden acı verdiğini açıklar.

  2. 2

    Ol cihet envârını bir veçhile göstermedin

    Ne hayâl oldu aceb ki yârı çoktan görmedim

    1O yönden ışığını hiçbir biçimde göstermedin;

    2Ne oldu acaba; sevgiliyi çoktandır görmedim.

    Işığın hiçbir yönden görünmemesi, sevgilinin yalnız bedenini değil haberini de kaybettirir. “Ne oldu?” sorusu, uzun sessizliğin sebebini bilen hiç kimse olmadığını düşündürür.

  3. 3

    Ben dahi Mecnun gibi sahrâlara düştüm bugün

    Ol saçı Leylâ içün sahrâlara düştüm bugün

    1Ben de Mecnun gibi bugün çöllere düştüm;

    2O Leyla saçlı için bugün çöllere düştüm.

    Mecnun gibi çöle düşmek ve saçı Leyla’ya bağlamak, kişisel ayrılığı bilinen aşk hikâyesine yerleştirir; Ömer kendi arayışını efsanenin çöl yürüyüşüyle ölçer.

  4. 4

    Bilmezem hiç ne aceb ferdâlara düştüm bugün

    Ol yüzü mah tal’atı hünkârı çoktan görmedim

    1Bilmem nasıl oldu da hep yarınlara kaldım bugün;

    2Ay yüzlü, hükümdar görünümlü sevgiliyi çoktandır görmedim.

    Bugünün hep yarınlara kalması, buluşmanın sürekli ertelendiğini gösterir. Ay yüzlü hükümdarın görünmemesi, âşığı zamanı ilerlemeyen bir bekleyişte tutar.

  5. 5

    Günbegün arttı figanım derdimin dermânı yok

    Kande gitti ol mülkünün sultânı yok

    1Feryadım gün geçtikçe arttı; derdimin dermanı yok.

    2O güzellik ülkesinin sultanı nereye gitti, yok.

    Artan feryat ve dermansız dert karşısında güzellik ülkesinin sultanı kayıptır. Hükümdar imgesi, şifa verme gücü bulunan kişinin ülkesini ve kulunu terk ettiğini sezdirir.

  6. 6

    Cevri çok ammâ o şûhun bir dahi ihsânı yok

    Gönlümü sûzân eden ol nârı çoktan görmedim

    1O güzelin eziyeti çok, üstelik bir iyiliği de yok;

    2Gönlümü yakan o ateşi çoktandır görmedim.

    Eziyetin çok, ihsanın hiç olmaması keskin bir hesap çıkarır; buna rağmen gönlü yakan ateşin kendisi bile özlenir. Ayrılık, cefayı dahi yakınlığın işareti hâline getirir.

  7. 7

    Ferhad’ım Şirin yolunda dağı delmek niyyetim

    Çâh-ı mihnette geçüp ol yârı görmek niyyetim

    1Ferhat’ım; Şirin uğruna dağı delmek niyetindeyim.

    2Sıkıntı kuyusundan geçip sevgiliyi görmek niyetindeyim.

    Ferhat’ın dağı ile sıkıntı kuyusu, kavuşma yolundaki iki aşırı engeldir. Anlatıcı bu engelleri geçmeye niyet ederek pasif hasreti bedensel çabaya dönüştürür.

  8. 8

    Terk edüp ârı heman meydâna girmek niyyetim

    Hiç karârım yok perî ruhsârı çoktan görmedim

    1Utancı bırakıp hemen meydana çıkmak niyetindeyim;

    2Hiç huzurum yok; peri yüzlüyü çoktandır görmedim.

    Utancı bırakıp meydana çıkmak, aşkı saklamama kararıdır; fakat peri yüzlü görülmediği için bu cesaret sonuçsuz kalır ve huzursuzluk yeni bir toplumsal açıklık kazanır.

  9. 9

    Ey perî bu kemterini şâd ü dilşâd eylesem

    Bu dîvâne gönlümü lûtfile âbâd eylesen

    1Ey peri, bu değersiz kulunu sevindirebilsem;

    2Bu divane gönlümü lütfunla onarsan.

    İlk dizedeki “eylesem” birinci kişi koşulu, sevinci kimin gerçekleştireceğini kesinleştirmeyi engeller; ikinci dizedeki “eylesen” ise lütufla gönlü bayındır etme dileğini sevgiliye yöneltir. Yorum, kip ayrımını sessizce tek biçime çevirmeden korur.

  10. 10

    Ya ne var bn Ömer’in hâtırcığın şâd eylesen

    Yanağı gül ruhleri gülzârı çoktan görmedim

    1Ne olur, basılı “bn” yüzeyiyle anılan Ömer’in gönlünü sevindirsen;

    2Gül yanaklı, gül bahçesi yüzlüyü çoktandır görmedim.

    Mahlaslı son istek, sevincin küçük bir hatır gözetmeyle mümkün olduğunu söyler. Gül yanak ve gül bahçesi yüz, uzun ayrılığın sonunda bellekte kalan renkli portredir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 395; gövdede görünür Ömer mahlası doğrulandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 395; PDF 313–314; 10 birim/20 dize. Görünür Ömer mahlası ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy dirîga çerh-i gaddar kaddimi kıldın dütâÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

dirîğ

Eyvah, yazık.

ferdâ

Yarın.

melâhat

Güzellik, tatlılık.

çâh-ı mihnet

Sıkıntı kuyusu.

ruhsâr

Yanak, yüz.

ihsân

İyilik, bağış ve lütuf.