Gül-sitân-ı Dehre Geldik Reng Yok Bû Kalmamış
Dünya gül bahçesinde renk, koku, ilaç, merhamet, değer ölçüsü ve sığınak kalmadığını söyleyen gazel; kişisel gamı kapsamlı bir toplumsal çöküş tablosuna dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gül-sitân-ı dehre geldik reng yok bû kalmamış
bir nahl-i dil-cû kalmamış
1Dünya gül bahçesine geldik; ne renk ne koku kalmış.
2İyilik gölgesi salan, gönül çeken tek bir fidan kalmamış.
- 2
Eylemiş dükkânın tabîb-i rüzgâr
Hokka-i pîrûze-i gerdûnda dârû kalmamış
1Zamanın hekimi dükkânını kapatmış;
2göğün firuze renkli ilaç hokkasında hiç deva kalmamış.
Zaman bir hekim, gök ise mavi bir ilaç kabı olarak tasarlanır. Hekimin dükkânı kapatması ve gökte ilaç kalmaması, bozulmanın geçici bir hastalık değil tedavi imkânını da tüketen genel bir kriz olduğunu anlatır; yardım beklenen kozmik düzen bile çaresizdir.
- 3
Teşne-gânın çâk çâk olmuş leb-i hâhiş-keri
Çeşme-sâr-ı merhametde bir içim su kalmamış
1Susuzların arzu eden dudakları çatlayıp parça parça olmuş;
2merhamet pınarında bir yudum su bile kalmamış.
Merhamet suya, ona muhtaç insanlar susuz yolculara benzetilir. Çatlayan dudakların fiziksel görüntüsü soyut toplumsal yoksunluğu bedende görünür kılar. ‘Bir içim’ sözü ihtiyacın küçüklüğünü vurguladığı için esirgenen yardımın acımasızlığı daha da büyür.
- 4
Kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencîdenin
Çârsû-yi kaabiliyyetde terâzû kalmamış
1Ölçülüp seçilmiş her incinin değerini anlayan da bilen de yok;
2yetenek çarşısında doğru tartacak terazi kalmamış.
Değerli söz ve yetenek, kuyumcu terazisinde tartılması gereken inciye dönüşür. Fakat sorun incinin yokluğu değil onu değerlendirecek ölçünün kaybolmasıdır. Beyit böylece liyakatsizliği, yetenekli kişilerin tanınmamasından önce ortak değer yargısının çöküşü olarak teşhis eder.
- 5
Ceyş-i gamdan kande itsün ilticâ ehl-i niyaz
Kal'a-i himmetde Nâbî kalmamış
1İhtiyaç sahipleri gam ordusundan kaçıp nereye sığınsın?
2Ey Nâbî, yardım kalesinde burç da sur da kalmamış.
Gazel, gamı saldıran orduya ve cömertliği koruyucu kaleye dönüştürerek sona erer. Ancak kalenin burçlarıyla surları yıkılmıştır; muhtaçların sığınacağı kurum veya kişi kalmaz. Nâbî'nin sorusu önceki bütün yoklukları güvenliğin bütünüyle çöküşünde toplar.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 141019 numaralı sabit revizyonundaki beş beyit esas alındı; eser sahibi şablonda Nâbi'dir. Kaynaktaki ‘kaabiliyyetde’, ‘niyaz’, ‘Sahrâ-yi/Çârsû-yi’ benzeri izafet yazımları ve noktalamasız dizeler aynen bırakıldı; bunlar eleştirel neşirle karşılaştırılmalıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nedir ey şûh bu bî-hûde gazab n'oldu sanaNâbî · Gazel→
Dünya geleneksel olarak renk ve kokuyla dolu bir gül bahçesidir; fakat şair bu hazır güzellik imgesini boşaltılmış bulur. Gölge veren kerem ağacının yokluğu, estetik kaybı ahlâkî bir eksilmeye bağlar: insanlar yalnız güzellikten değil, korunma ve iyilikten de mahrumdur.