Bahs
Redifi “ile bahs” olan gazel, boy ölçüşme fikrini her beyitte başka bir alana taşır: kul sultanla, âşık dermanla, gönül mumu gece mumuyla, sevgilinin yanağı gül bahçesiyle yarışır. Son beyitte yarış şiire geçer ve şair kendini Fars ustalarının karşısına koyar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cânı mı var kimsenün eyleye ile
Bendeye lâyık mıdur kim ide sultân ile
1Kimsenin canı mı var ki sevgiliyle boy ölçüşsün
2Kula yakışır mı ki sultanla tartışmaya girsin
- 2
İtdügi cevr ü cefâ bana vefadan yeg gelür
Kıymet-i derdi bilen ider mi dermân ile
1Onun ettiği eziyet ve cefa bana vefadan yeğdir
2Derdin değerini bilen, dermanla tartışmaya girer mi hiç
“Kıymet-i derd” tamlaması tüccar dilinden gelir ve derdi elden çıkarılmayacak bir sermaye yapar. Derd–dermân çifti divan şiirinin en eski ikilisidir; burada âşık dermanı reddediyor, çünkü dert sevgiliden gelen tek nişandır.
- 3
Ben de yakdum meclis-i gamda bu gönlüm şem'ini
Eyledüm tâ subha dek -i ile
1Ben de gam meclisinde bu gönlümün mumunu yaktım
2Sabaha dek gece odasının mumuyla yarıştım
Şarap meclisinin yerini “meclis-i gam” alıyor; davetli tek kişi, ışık kaynağı gönlün kendisi. Yarışma bu kez ölçülebilir: hangi mum sabaha kadar dayanır. Şem' yanarken damla damla erir, yani âşığın iki işini birden yapar.
- 4
Ruhlarını bâg-arâ gördükde didüm misli yok
Oldı itdügümde ben gülistân ile
1Yanaklarını bahçede görünce “eşi benzeri yok” dedim
2Gül bahçesiyle tartışmaya girdiğimde o susup kaldı
Yanağı güle benzetmek divan şiirinin en yıpranmış karşılaştırmasıdır; Muhibbî onu bir münazaraya çevirerek diriltir. “Mülzem” bir tartışma terimidir: delili çürütülüp susturulan taraf. Gülistan böylece manzara değil, davasını kaybeden bir hasım olur.
- 5
Şi'r-i pür-sûzun görüp tahsîn ide Husrev dahi
Ey Muhibbî eyle şimdengirü ile
1Yakıcı şiirini görüp Hüsrev bile beğensin
2Ey Muhibbî, bundan böyle Selmân ile boy ölçüş
Hüsrev-i Dihlevî ile Selmân-ı Sâvecî, Fars şiirinin iki ustasıdır. İlk beyitte sultanla tartışmayı hadsizlik sayan ses, mahlas beytinde kendine şiirde iddia sahibi olmayı buyurur. “Pür-sûz” ise üçüncü beyitteki yanan mumu şiirin niteliğine devreder.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142023 numaralı sürüm esas alındı; sayfadaki on satırın onu da şiire ait, başlık metne alınmadı. Beş beyit de Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün kalıbına tam oturuyor ve kafiye (-ân) ile redif (“ile bahs”) hiçbir beyitte aksamıyor; imlâ kaynaktaki gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Cânı mı var” bugünkü “haddi mi” demek; soru cevabını içinde taşıyan bir reddediştir. İkinci dize aynı reddi saray diline çevirir: bende ile sultan. Bu karşıtlığı kuranın gerçekten tahtta oturması klişeyi ters yüz eder — padişah kendini kulun yerine koyuyor.