DDizegâhDijital şiir arşivi
Gazel · 16. yüzyıl

Bahs

Redifi “ile bahs” olan gazel, boy ölçüşme fikrini her beyitte başka bir alana taşır: kul sultanla, âşık dermanla, gönül mumu gece mumuyla, sevgilinin yanağı gül bahçesiyle yarışır. Son beyitte yarış şiire geçer ve şair kendini Fars ustalarının karşısına koyar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Cânı mı var kimsenün eyleye ile

    Bendeye lâyık mıdur kim ide sultân ile

    1Kimsenin canı mı var ki sevgiliyle boy ölçüşsün

    2Kula yakışır mı ki sultanla tartışmaya girsin

    “Cânı mı var” bugünkü “haddi mi” demek; soru cevabını içinde taşıyan bir reddediştir. İkinci dize aynı reddi saray diline çevirir: bende ile sultan. Bu karşıtlığı kuranın gerçekten tahtta oturması klişeyi ters yüz eder — padişah kendini kulun yerine koyuyor.

  2. 2

    İtdügi cevr ü cefâ bana vefadan yeg gelür

    Kıymet-i derdi bilen ider mi dermân ile

    1Onun ettiği eziyet ve cefa bana vefadan yeğdir

    2Derdin değerini bilen, dermanla tartışmaya girer mi hiç

    “Kıymet-i derd” tamlaması tüccar dilinden gelir ve derdi elden çıkarılmayacak bir sermaye yapar. Derd–dermân çifti divan şiirinin en eski ikilisidir; burada âşık dermanı reddediyor, çünkü dert sevgiliden gelen tek nişandır.

  3. 3

    Ben de yakdum meclis-i gamda bu gönlüm şem'ini

    Eyledüm tâ subha dek -i ile

    1Ben de gam meclisinde bu gönlümün mumunu yaktım

    2Sabaha dek gece odasının mumuyla yarıştım

    Şarap meclisinin yerini “meclis-i gam” alıyor; davetli tek kişi, ışık kaynağı gönlün kendisi. Yarışma bu kez ölçülebilir: hangi mum sabaha kadar dayanır. Şem' yanarken damla damla erir, yani âşığın iki işini birden yapar.

  4. 4

    Ruhlarını bâg-arâ gördükde didüm misli yok

    Oldı itdügümde ben gülistân ile

    1Yanaklarını bahçede görünce “eşi benzeri yok” dedim

    2Gül bahçesiyle tartışmaya girdiğimde o susup kaldı

    Yanağı güle benzetmek divan şiirinin en yıpranmış karşılaştırmasıdır; Muhibbî onu bir münazaraya çevirerek diriltir. “Mülzem” bir tartışma terimidir: delili çürütülüp susturulan taraf. Gülistan böylece manzara değil, davasını kaybeden bir hasım olur.

  5. 5

    Şi'r-i pür-sûzun görüp tahsîn ide Husrev dahi

    Ey Muhibbî eyle şimdengirü ile

    1Yakıcı şiirini görüp Hüsrev bile beğensin

    2Ey Muhibbî, bundan böyle Selmân ile boy ölçüş

    Hüsrev-i Dihlevî ile Selmân-ı Sâvecî, Fars şiirinin iki ustasıdır. İlk beyitte sultanla tartışmayı hadsizlik sayan ses, mahlas beytinde kendine şiirde iddia sahibi olmayı buyurur. “Pür-sûz” ise üçüncü beyitteki yanan mumu şiirin niteliğine devreder.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142023 numaralı sürüm esas alındı; sayfadaki on satırın onu da şiire ait, başlık metne alınmadı. Beş beyit de Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün kalıbına tam oturuyor ve kafiye (-ân) ile redif (“ile bahs”) hiçbir beyitte aksamıyor; imlâ kaynaktaki gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHalk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibiMuhibbî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

bahs

tartışma, boy ölçüşme, iddiaya girme

cânân

sevgili

bende

kul, köle

şem'

mum

şebistân

gece odası, yatak odası

mülzem

delili çürütülüp susturulan

pür-sûz

yakıcı, ateş dolu

Selmân

Selmân-ı Sâvecî, XIV. yüzyıl Fars şairi