Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Muhibbî'nin en çok bilinen gazeli, itibar gören şeylerle gerçekten değerli olanları karşılaştırır: mevki karşısında sağlık, eğlence karşısında ibadet, uzun ömür karşısında bir saat, saltanat karşısında vahdet. Öğüt her beyitte “gibi” redifiyle bir kıyasa bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Halk içinde bir nesne yok gibi
Olmaya cihânda bir nefes sıhhat gibi
1İnsanlar arasında devlet kadar itibar gören bir şey yok
2Oysa cihanda bir nefeslik sağlık gibi devlet olmaz
- 2
Ko bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkibet
Yâr-ı baki ister isen olmaya gibi
1Bırak bu yeme içme keyfini, sonu yokluktur
2Kalıcı bir dost istiyorsan taat gibisi olmaz
“Ko” (bırak) emir kipiyle gazel öğüt yönüne döner. “Yâr-ı bâkî” divan şiirinin sevgilisini değil kalıcı olanı işaret eder; âşıkane sözlük zâhidane bir sonuca bağlanır. “Fenâ” hem yok oluş hem tasavvufta fânîlik demektir.
- 3
Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i içre bir sâat gibi
1Ömrünün sınırı ve sayısı kumlar kadar olsa bile
2Bu felek şişesi içinde bir saat kadar bile gelmez
“Şîşe-i çarh” beyti bir kum saatine çeviriyor: felek cam gövde, ömür de içindeki kum. Böylece “kumlar sağışınca” ile “bir sâat” aynı nesnenin iki ucu olur ve sonsuz görünen sayı, camın darboğazından geçen bir saatlik akışa iner. İmge, öğüdü söylemeden gösterir.
- 4
Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur
Olmaya baht u saâdet dünyede vahdet gibi
1Saltanat dedikleri ancak bir dünya kavgasıdır
2Dünyada vahdet gibi baht ve saadet olmaz
“Didükleri” saltanatı bir söylentiye indirger: adı büyük, kendisi kavga. Bu cümleyi kuran kişi saltanatın sahibidir. Redif matladaki kıyası sürdürür — orada devlet sıhhate yeniliyordu, burada taht vahdete. Vahdet hem birlik hem yalnızlık demek.
- 5
Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fâriğ ol
Var mıdur vahdet makâmı gûşe-i gibi
1Ey Muhibbî, huzur bulmak istersen her şeyden el çek
2Vahdet makamı için inziva köşesi gibi bir yer var mı
Mahlas beytinde “fâriğ ol” tasavvuf terimidir: vazgeçmek, elini çekmek. Gazel böylece tahtın sahibinin ağzından tahtın terkine varır. “Gûşe-i uzlet” Muhibbî'nin sık kullandığı köşe imgesinin olumlu yüzü; başka gazelinde köşe ayrılığın meskeniyken burada huzurun adresidir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 170044 numaralı sürüm esas alındı; on satırın onu da şiire ait, başlık metne alınmadı. Kaynaktaki imlâ korundu: “mu’teber”de kesme işareti eğik tırnak biçiminde, “Yâr-ı baki”de ikinci kelimenin şapkası düşmüş, “sağışınca” ve “didükleri” eski biçimleriyle bırakıldı. Kalıp on dizede de tutuyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Karşında ben pervâneyem,Muhibbî · Murabba→
Beytin gücü “devlet” kelimesinin iki dizede iki ayrı anlama gelmesinde: önce halkın gözündeki devlet — mal, mevki, saltanat; sonra asıl devlet — baht, saadet. İkinci dize birinciyi çürütür ve ölçek cihandan bir nefese iner. Bunu söyleyen kırk altı yıl tahtta oturmuştur.